• $9,5234
  • €11,0617
  • 548.666
  • 1519.25
2 Kasım 2016 Çarşamba

İrtica söylemi FETÖ’yü nasıl örttü?

Bugünlerde sıkça tartışılan konu FETÖ yapılanmasını kimin beslediği, bu yapının devlete nasıl nüfuz ettiği ile ilgilidir. Türkiye’de belli bir kesimin hangi mesele, hangi olay olursa olsun düşünmeden, konu üzerinde kafa yormadan bir suçlama, bir mahkûm etme diliyle konuştuğunu görmek artık alışkanlık yaratmıştır ve kimseyi şaşırtmamaktadır.

Bu yaklaşımı benimseyenlerin 15 Temmuz’un hemen ertesinde başlayan giderek bir kampanya halinde seslendirdikleri husus; FETÖ yapılanmasının muhafazakâr/sağ iktidarlar tarafından hatta en fazla da AK Parti’nin göz yummasıyla serpilip geliştiği, bu sayede devlete sızdığı ile ilgilidir. Bunu söyleyenlere mesela Ecevit’i hatırlatarak, aslında bütün iktidarlar döneminde bu yapıya karşı benzer bir tavrın takınıldığının hatırlatılması hiçbir şey ifade etmeyecektir.

Eski Genelkurmay Başkanı’nın TBMM Araştırma Komisyonu’nda ‘biz hükümeti uyardık’ demesinin ardından, malum çevrelerde yine aynı alışılmış suçlamalar seslendirildi. Oysa yapılan uyarıların ne olduğuna ya da hangi konularda uyarı yapıldığına bakılsa, meselenin esas yüzünü aydınlatmak çok zor olmayacaktır. Konunun düğümlendiği nokta, bu uyarılarda gizlidir. Çünkü o uyarı dedikleri şey neredeyse ezberlenen ‘irtica tehlikesinin’ büyümesiyle ilgilidir.

Militarizmin dili

Meselenin iktidarların göz yumması veya müsamahasıyla izah edilemeyecek yapısal bir boyutunun olduğunu her şeye rağmen ortaya koymak gerekir derken de parmak basılmak istenen düğüm noktası burasıdır.

Türkiye’de asker-siyaset ilişkileri anti demokratik bir zemine, hatta bir geleneğe sahip olduğu için oldukça sorunludur. Türkiye’nin demokrasi öncesi sık sık ‘otoriter cumhuriyet dönemi’ diye vurgulamaya çalıştığım devre ait devlet yapısı, demokrasiye ilk adımın atıldığı 1950’den sonra da korunmaya, devam ettirilmeye çalışılmıştır. Rahmetli Başbakan Menderes’in hayatına mal olan ‘demokrasiye geçtik dolayısıyla artık sivil iktidarlar karar vermelidir’ anlayışı yani anlamını ‘yeter söz milletindir’ ifadesinde bulan tavır; bu sebeple suçlu görülmüş, otoriter devlet anlayışının sahiplerince elbirliğiyle Başbakan ölüme mahkûm edilmiştir.

Demokrasiye açılan, serbest seçimlerin yapıldığı bir ülkede anti-demokratik anlayışı ve devlet mekanizmasını sürdürmenin yolları aranmış olacak ki “27 Mayıs Darbesi’nden sonra devletin kurumsal yapısındaki hiyerarşik düzen bütünüyle militarist bir ideoloji çerçevesinde düzenlenerek, serbest seçimlerin sonuçlarını etkisiz hale getirecek, devlet içindeki silahlı bürokratların ve onların siyasal ortaklarının iktidarını mutlak koruma altına alacak bir düzen kurulmuştur.”

Dikkat irtica geliyor!

Türkiye’de 27 Mayıs rejimi diye bilinen kurumsal düzenlemelerin dayanakları olan başta anayasa olmak üzere bütün mevzuat, demokrasiye karşı düzenlenmiş bir devlet mekanizmasını ortaya çıkarmıştır. Bu yapıyı sürekli kılacak savunma sistematiği ise bütünüyle militarist ideolojinin argümantasyonlarına dayanmaktadır. “Mesela ‘Batılılaşmak’ ‘ulusalcı olmak’ ‘cahil halkı medenileştirmek’ ve ‘emperyalizme karşı olmak’ ‘halkçı olmak’ ve ‘irticayla mücadele etmek’ arasındaki çelişkiler ancak laf cambazlığıyla izah edilmektedir.”

Bütün bunların içerisinde ‘irtica ile mücadele etme’nin militarist ideoloji içinde ayrı bir önemi vardır. Bu çok kullanışlı bir saldırı aracıdır. Serbest Cumhuriyet Fırkası kapatılıp Kazım Karabekir Paşa mahkûm edilirken de bu araç kullanılır, Menderes ve Özal’a da aynı suçlama yöneltilir. Milli Nizam Partisi de, Refah Partisi de bu gerekçeyle kapatılır. AK Parti aynı suçlamayla kapatılmaktan son anda kurtulur. 28 Şubat müdahalesinde bütün sivil topluma aynı gerekçeyle saldırılır. Sermayenin dahi ‘yeşil renklisi’ keşfedilir! “Böylece FETÖ yapılanması 28 Şubat sürecinden ‘ılımlı İslam’ olarak meşrulaştırılarak çıkacaktır.” Peki, hükümeti nasıl uyardıklarını söylemişler? İrtica geliyor diyerek mi?

“Militarist ideolojik söylemin ‘irtica suçlaması’ bütün sivil hayatı, başta inanç özgürlüğü olmak üzere, bütün demokrasi taleplerini bastırmak için kullanılır, fakat irticayla mücadele edenler kurumsal olarak FETÖ tarafından kuşatılır.” Bu nasıl bir çelişkidir?

<p>Afrika'nın güneybatısı. Yük gemisi Togo'dan  Kamerun'a gidiyordu. Gine Körfezi'nde geçiyordu. Kor

Korsanlar yük gemisine saldırdı

Türkiye'ye has uçak! Motoru dursa bile uçuyor

Çorum'da anne ile kızı aynı üniversitede eğitim görüyor

Kayseri'de Geç Roma-Erken Bizans dönemine ait mozaikli yapı bulundu