• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
11 Nisan 2018 Çarşamba

Ekonomik büyüme sürecek mi?

2017 büyüme rakamları açıklanınca bazı çevrelerin tepkisi neredeyse ‘acaba büyümesek daha iyi mi olurdu’ dedirtecek cinstendi!

“Türkiye’nin 2008 küresel krizden bu tarafa sürekli büyüyen bir ekonomiye sahip olması sebepsiz değildir. Esasen bilinen bir prensiptir: Tabiatta nasıl her şey belli bir düzenlilik içinde devam ediyorsa, toplumsal hayatta da her olayın bir düzeni bulunmaktadır; sebepler olmadan sonuçların ortaya çıkmayacağı aşikârdır.”

Ekonomide de yaşanan her olayı bu bağlamda açıklamak gerekir. ‘Serbest piyasa ekonomisi var o zaman her şey kendiliğinden oluyor’ diye düşünmek de doğru değildir; çünkü dünyanın en eski liberal ekonomileri dâhil hepsinde iktisat politikaları vasıtasıyla kamu, ekonomik olaylara yön vermektedir. Piyasa ekonomisi denilen mekanizmanın, kendi nedensellik ilişkilerine tabi olduğunu söylemeye dahi gerek yoktur; ekonomi denilen bilim bütün bunların işleyişinin açıklamasını kapsamaktadır.

BÜYÜMENİN YAPISI

“Türkiye’nin ekonomik büyümesinin de tesadüfi olmadığını bunda toplumsal sebeplerinin rolü olduğu gibi, ekonomi kurumlarının iç dinamizminin, dünya ekonomisinde yaşanan gelişmelerin, konjonktürün de rolü önemlidir. Fakat ekonomik politikalar, bütün bu dinamikleri kapsayacak bir şekilde yönetilemezse istenilen neticelere ulaşmak zordur. Ekonomik gelişme sürecinde çok sayıda aktüel parametrenin yanı sıra, belki de ondan daha fazla faktörün belirleyici olduğu durumlar söz konusudur.”

Türkiye’nin yapısal olarak yaşadığı dönüşümün büyümeye yönelik üç boyutundan bahsetmek gerekir. Bunlardan biri toplumsal yapının tarımsal niteliğini kaybederek kentli bir niteliğe bürünmesidir ki bunun birçok olayı beraberinde harekete geçirdiğini belirtmek lazımdır. Burada ayrıntısına girilmesinin mümkün olmadığı bu olaylar içinde, tarımsal üretimin pazara entegre olmasını mümkün kılan alt yapılara kavuşması, iç talebin genişlemesini sağlayan bir pazarın oluşması, iş gücünün niteliğinde meydana gelen değişme, sınıflaşma sürecinin ortaya çıkardığı iç talep yapısında farklılaşmanın ortaya çıkması gibi daha birçok olaydan bahsetmek gerekecektir. İkinci yapısal faktör, şüphesiz ülkenin ekonomik bakımdan dışa açılmasıdır. Özal döneminde başlayan reformlarla Türk ekonomisi dışa açıldıkça hem üretim imkânları bakımından hem de mal ve sermaye hareketleri bakımından kapalı ekonomilerin meydana getirdiği verimsizlik, rekabetsizlik, kamusal rantlara dayalı büyüme sorunlarından kurtulma yolunda oldukça mesafe kat etmiştir.

BÜYÜMENİN KAYNAĞI

Yapısal değişmenin üçüncü boyutu bilgi ve sermaye birikimiyle ilgilidir. Türkiye ekonomisinin asıl dinamizm kaynaklarından biri, üretim bilgisine sahip yeni girişimcilerin sahneye çıkmış olmasıdır. Bu gelişmeyi sağlayan birkaç olayı ele almadan geçmek izahı eksik bırakacaktır. Bunlar arasında ‘orta sınıflaşma sürecinin’ önemli bir yeri bulunmaktadır ki burada bu süreci besleyen bir faktör olarak eğitimden ve meslekleşmeden söz etmek gerekir.

“Bu sürecin devam etmesi, elbette ki iktisat politikaları ve bunların dayandığı stratejiyle mümkün olacaktır. Burada takip edilen büyüme stratejisinin özelliklerinden bahsetmek gerekirse, üzerinde durulması gereken ilk husus; ‘devlet ve piyasa’ arasındaki ilişkinin yeni bir biçimde kurulması, ‘emir komuta ekonomisi’ yerine, küçük-orta ölçekli işletmelere açılan bir yatırım-girişim modeline geçilmiş olmasıdır. Bunun en önemli sonuçlarından biri öz sermayeleriyle üretime katılan küçük işletmelerin rekabet ortamını güçlendirmeleri ve üretime kattıkları dinamizmdir.”

Diğer husus ise, kamu yatırımlarının alt yapı yoğunluklu ve stratejik mahiyetli seçilmiş alanlarda yoğunlaşmasıdır. Bugün, nükleer enerji yatırımına bu bağlamda bakmak gerekir ki bu aynı zamanda farklı bir teknolojiye yönelmek demektir. Bu yatırımlar ekonomide büyümenin kalıcılığını sağlayan hamlelerdir. Büyüme olmadan bu hamleleri yapmak mümkün olur muydu?

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor