• $12,8648
  • €14,5203
  • 737.203
  • 1808.79
4 Nisan 2018 Çarşamba

Türkiye niye büyüyor?

Ekonomik büyüme üzerine yapılan ‘böyle büyüme mi olur, vatandaşın cebine bir şey girmiyor’ türünden spekülasyonları bir tarafa bırakıp, yıllardır devam eden büyümenin nedenlerini analiz etmek daha doğrudur. Önce ekonomik büyüme kavramının başka bir şeyle karıştırmadan açıkça ne anlama geldiğine bakmak yani bir önceki yıla göre bir ekonomide üretilen mal ve hizmet üretiminin miktarında veya bunun cari fiyatlarla artışında gerçekleşen bir ifade olduğunu tespit etmek lazımdır.

“O halde, ‘milli gelir 2017 için %7.4 artıysa kimin cebine giren parada bu oranda bir artış oldu da biz niye görmedik’ demenin bir anlamı yoktur. Milli gelirde yaşanan büyüme ülkenin üretim düzeyindeki artışı gösterirken, bireylerin veya hane halklarının gelirden ne kadar pay aldıklarını ifadesi olan göstergeler doğrudan gelir dağılımıyla ilgilidir fakat milli gelirdeki büyümenin gelir gruplarından farklı olarak, yarattığı kamusal faydanın bütün toplum kesimlerine yansıdığı görmek zor değildir.”

NELER BÜYÜYOR?

Nitekim ülkedeki okul sayısından, hastane miktarına, doktor başına düşen hasta sayısından verilen sağlık hizmetlerini kalitesine, öğretmen başına düşen öğrenciden okulların niteliğindeki gelişmeye kadar her şey büyümeyle ilgilidir. Ülkenin şehir içi, şehirlerarası ulaşım şebekesinden, kullanılan otomobil sayısına kadar akla gelebilecek her türlü kullanım değeri olan araçlar ve hizmetler, ekonomideki büyümenin ifadesidir. Ayrıca ifade etmek gerekir ki büyüme, istihdam yaratmanın bilinen en temel yoludur ve bu büyüme sayesindedir ki Türk ekonomisi 2017’de yaklaşık 1.400 bin kişiye istihdam yaratmıştır. O halde burada üzerinde durulması gereken esas mesele, Türkiye’nin bu yüksek büyümeyi nasıl başardığının anlaşılmasıyla ilgilidir. Büyümenin sektörel yapısına baktığımızda ilk yapılması gereken tespit, ekonomide büyümenin dinamosunu oluşturan hizmetler sektörü ve sanayinin birbirine yakın oranlarda katkı yapmasıdır. Hizmet sektörünün başta ticaret olmak üzere, ulaştırma, turizm, yiyecek içecek gibi faaliyetleri kapsadığını düşünürsek, buradaki % 10.7’lik oranın önemli olduğunu kabul etmek lazımdır ki, burada faaliyet gösteren üretici kuruluşların daha çok küçük ölçekli işletmeler olduğunun da altını çizmek gerekir.

BÜYÜME VE SANAYİ

“Sanayi üretimindeki artış oranı ise % 9,2’dir, bu veri çok daha önemlidir, çünkü Türkiye’nin büyümesinin ileri bir aşamaya taşınması açısından endüstrinin vazgeçilemez ve ikame edilemez bir yeri vardır. Türkiye’nin hangi meselesini ele alırsak alalım karşımıza bir sanayi ülkesi olma sorunu çıkacaktır; bu bakımdan büyümenin sanayiye dayanması sürdürülebilir olmasının da göstergesi sayılmalıdır. Ancak sanayinin taşıdığı bir büyüme, reel üretim yapısında değişim yaratacaktır.”

2017 sonunda o sözü çok edilen, ‘inşatla büyüdük’ denilen sektördeki büyüme oranı ise %8,9’dur. İnşaat sektörünün çok geniş bir alanda endüstriyel üretimden girdi tedarik eden bir bünyesinin olduğu düşünülürse bunun büyüme açısından negatif bir faktör olarak görülmesinin doğru olmadığı da anlaşılabilir.

“Konjonktürün olumsuz etkilerine rağmen Türkiye’nin bu başarıyı sağlamasının arkasında, iktisat politikalarının rolünü görmek gerekir. Kamunun büyük yatırım projeleri, özel sektörün dinamizmi ve kamu iktisat politikalarının devreye soktuğu araçların (başta KGF olmak üzere) bu sürece etkisi açıktır.” Netice olarak ekonomideki büyüme verileri Türkiye’nin yoluna devam ettiğini ortaya koymaktadır. Bundan rahatsızlık duymak yerine, büyümeye katkı yapan faktörler arasında dış ticaretin rolünün değişimini yani ihracat etkisinin nasıl artırılması gerektiğini bir başka ifadeyle ihracata dayalı büyüme için gerekli politika değişimini konuşmak gerekmez mi?

<p>Erdoğan, faiz-kur manipülasyonlarıyla mücadeleden Birleşik Arap Emirlikleri ile normalleşen ilişk

Başkan Erdoğan: Göreceksiniz enflasyon düşecek

Uşak'ta dere yatağında patlamamış top mermisi bulundu

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (29 Kasım 2021)

Kuvvetli lodos hayatı olumsuz etkiliyor