• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
9 Nisan 2018 Pazartesi

Din planlanacak bir ‘nesne’ midir?

Mesele ‘ateizm veya deizm’ değil ‘dünyevileşme sorunları’ etrafında yaşanan değişimlerde yoğunlaşmaktadır. Ateist veya deist anlayış üzerine yapılan tartışmalarda meselenin bir ‘siyasi’ probleme dönüştürülmesi, konunun toplumsal/kültürel değişmeler sonucunda ortaya çıkan ‘dünyevileşme sürecinden’ bağımsız olarak ele alınması, bazıları için politik bir fayda sağlayabilir fakat sorunun kavranmasına katkı yapması zordur.

“Dolayısıyla dini duyguların, inançların mahiyeti, din ve bireyleşme ilişkileri, toplumsal değişim süreçleri, modernleşme, kültürel etkileşimlerin mahiyeti kavranmadan, bunlarla ilgili teorik zeminden hatta dinin veya dini hayatın nasıl ele alınabileceğine dair ‘yöntem sorunları’ bilinmeden konuşulacak konular değildir.”

DİN VE DEĞİŞİM

Din etrafındaki tartışmaları şöyle tespit etmek mümkündür: Bunlardan biri, laiklik meselesi etrafında yapılan ve hâlâ bitmemiş olan tartışmalardır. İkincisi, doğrudan çeşitli dini toplulukların, grupların etrafında süre gelen veya onlar etrafında yapılan tartışmalar; üçüncüsü ise, akademik nitelikte sayılabilecek olanlardır. Din üzerine yapılan tartışmaların bir diğeri ise, ‘proje din’ peşinde olanların yaptıkları veya çalışmalar etrafında şekillenmektedir.

Bütün bu tartışmaların tamamından görülen ortak problemin yöntem sorunu olduğunu belirtmek gerekir. Türkiye’de bu meseleleri konuşup tartışanların önemli bir kısmının belki de farkına varmadan benimsedikleri ortak yanlışın temelinde yatan bu ‘yöntem’ sorunudur. Bu yanlış hem dinin kendi mesajına yani içeriğine dönük tartışmalarda, hem de dini hayatın yaşanma biçimine dönük olanlarda yerleşmiş bir tutumdur. Türkiye’de ağırlıklı olarak ‘pozitivist ideoloji’ tarafından şekillendirilmiş bilim anlayışı, eğitim felsefesinin temelini oluşturmaktadır. Bütün toplumsal kurumlar gibi, toplumsal davranışlar ve bireysel tutumlar daha genel bir ifadeyle kültürel hayat bir ‘nesne’ olarak görülmekte ve farklı anlayışlara göre farklı müdahaleler yapılmakta veya yapılmak istenmektedir.

“Önce şunu önemle belirtmek gerekir ki din böyle bir sistem değildir ve onu müdahale edilecek bir nesne olarak gören herkes dinin bir ‘anlam sistemi’ olduğunu, ona yapılacak hangi maksatla olursa olsun her müdahaleye farklı bir cevap vererek kendi anlam sistemini yeniden ürettiği gerçeğidir. Bunun en bilinen örneği Sovyet uygulamalarıdır; ateist bir ideoloji olan sosyalim ‘yeni insan yaratmak’ isterken dini yok etmeyi düşünmüştü fakat dini inançlar kamusal alanda hangi müdahale ve projeler uygulandıysa onlara karşı bir savunma mekanizması yaratarak farklı bir biçimde var olmaya devam etmiştir.”

DÜNYEVİ SORUNLAR

Türkiye’deki laiklik uygulamasının bir dönem ‘laiklikten’ çıkıp devletin öngördüğü düzenlemelerden geçen, ‘pozitivist bir devlet dini’ kurmaya yöneldiği bilinmektedir. Bu müdahale, baskı ve tasarılara dini hayat kendi zeminin de cevaplar vererek devam etmiştir fakat din ve insan arasına giren devlet müdahalesinin meydana getirdiği tahribatın, toplumsal hayatta ortaya çıkardığı travmaların sorunlarının da simetrik bir yaklaşımla çözülür bir tarafının olmadığını bilmek lazımdır. Bu müdahale ve baskıların günümüzdeki ‘cemaat’ sorunları arasındaki ilişki üzerinde durulması gereken bir husustur.

“Şurası açıktır ki toplumda özgürlük alanları genişledikçe, insanlar başta inanç, düşünce, ifade özgürlüğüne sahip oldukça baskı dönemlerinden farklı olarak ‘dini hayat görünürlük’ kazanmaktadır. Toplumlar modernleşme sürecinde ilerledikçe, bireyleştikçe ister dindar olsun ister olmasınlar ‘dünyevi sorunlara’ kendi özgürlükleri içinden cevaplar üretmektedirler.” Toplumların hızlı değişim dönemlerinde, her alanda geleneksel anlayışlarda değişim yaşanmaktadır ki bunlara bakıp ‘ateistlerin, deistlerin sayısı artıyor’ demek ne kadar doğru değilse, ‘ülke dindarlaştırılıyor’ demek de o kadar doğru olmayacaktır...

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor