• $32,2053
  • €35,1156
  • 2500.7
  • 10643.6
10 Ekim 2022 Pazartesi

Kemalizm değişmez, CHP dönüşmez!

B.

İngiliz filozof Bertrand Russell'ın "Why i'm not a Christian?" (neden Hristiyan değilim?) isimli eserinden yola çıkarak Kemalizm ve CHP eleştirisi yapmak ironik görünebilir; zira söz konusu eser 20. yüzyıl ölçeğinde aydınlanmacılığın bayrak tutan metnidir. Ancak Kemal Kılıçdaroğlu'nun helalleşme çıkışı ile başlayan süreçte zihnim sürekli Russel'ın bu metni ile meşgul oldu ve İngiliz filozofun tespitlerinden yola çıkarak CHP'nin muhafazakarlara ışık yakma çabasını değerlendirdim.

Russel, neden Hristiyan olmadığını Tanrı'nın varlığı yahut yokluğu üzerinden tartışmaz; aksine tarihi tecrübeden yola çıkarak insanlığın ve medeniyetin gelişmesine zarar veren bir yapı olarak görür Hristiyanlığı. Bu motivasyonla der ki Russell, Hristiyanlık özü itibarıyla kötücüldür. Hristiyanlığın günümüzde daha insancıl bir din olarak gözükmesini ise, bu dinin özünde yaşanan bir değişime değil, kendisine karşı verilen uzun ve kanlı mücadeleler neticesinde artık daha az ateşli bir şekilde savunulmasına bağlar. Ve der ki, Orta Çağ'da olduğu gibi, yeniden kendisini savunan ateşli kitleler bulduğu anda Hristiyanlık aynı şekilde insanlık düşmanı bir şeye dönüşecektir. Russell'ın bu metindeki diğer bir temel eleştirisi de, Hristiyanlığın bireysel kutsallaşmaya verdiği önemi sosyal ahlaka vermiyor oluşudur. Bireyi kutsallaştırmak için münzevileştiren bu din, sosyal etik ortaya koyamamış, bu eksikliği ise baskıcı bir ahlakçılık ile kapatmaya çabalamıştır. Russell bu gibi sosyal sorunları sebebiyle Hristiyan olmamaya karar verdiğini beyan eder. Tanrı'nın varlığı yahut yokluğu sonraki bir meseledir onun için.

Özü itibarıyla baskıcı bir ideoloji olan Kemalizm ve bunun siyasal sahadaki aparatı olan CHP; özgürlük, insan hakları, kültür, kadim değerler, dini inanç ve pratikler gibi konularda kendi kaba ve esnekliğe katiyen açık olmayan pratiklerini dayatan bir dünya görüşüne sahiptir. Dünyaya yönelik yaklaşımı ve kendi haricindekilere karşı tahammül eşiği hepimizin bildiği gibi oldukça dardır. Kültürel ve dini çeşitliliği minimize ederek, fakir bir flora yaratmak ve kendi renksiz kısır ideolojisini bu flora içinde hükümfermâ kılmak hedefidir. Bunu sabote etmeyecek, kişiliksiz ve tek tip bir insan talep eder. Bu ideolojinin ateşli şekilde savunulduğu dönemlerde ne gibi bir dünya tasavvuru ortaya koyduğunu son olarak 28 Şubat'ta gördük. Moronlaşmış, donuk gözlerle bakan, hiçbir hayat neşesi olmayan, bir yanıyla çok cahil ancak ağzı son derece kalabalık; hem kel hem fodul anlayacağınız, haddini bilmezler sürüsü sırf en yetkili Kemalist kendisi olduğunu düşündüğü için bizlere nasıl nefes alacağımızı tarif etme haddini bilmezliğini ortaya koymuştu. Akabinde hiçbir içsel dönüşüm yaşamadığını, aksine küstah ve nefret dolu o nüveyi her zaman içinde taşıdığını Kılıçdaroğlu'nun başörtüsü çıkışı sonrası aldığı tepkilerde gördük. Gün itibarıyla geldiği noktada gördüğümüz vitrin figürü, Kemalizm'in yahut CHP'nin doğasını yansıtan bir aksiseda değildir. Aksine takattan düştüğü ve ateşli savunucularını yitirdiği demde ortaya koyduğu bir ekalliyet reaksiyonudur. Bu sebeple o sevimli amcaya baktıkça "seni daha iyi yiyebilmek içiiin" diye bir fısıltı duyuyorum gaipten gelen...

Hepimiz gayet iyi biliriz ki, Kemalizm'in bir sosyal etiği yoktur; aksine tek boyutlu modern ve aydınlanmacı bir ahlakçılığı dayatarak, toplumu belli kodeksler altında renksizleşmeye zorlamak vardır doğasında. Katolik Kilisesi de böyleydi. Şu hâlde cebinde internet taşıyan insanın buna razı ve râm olması beklenemez. Aksine bunun genel hatlarını dahi zihninde oturtamaz. Siz bakmayın Erdoğan karşıtı kitlenin kendisine Atatürk ile sembolleştirmesine. Atatürk ile sembolleştirmek Kemalist olmak anlamına gelmez, aksine bu filin karşısına balinayı çıkarma çabasıdır ancak. Başka âlemlerin başka başka devleri... Kemalizm nedir, pratiği nasıldır görmemiş olan gençler, muhayyilelerinde yarattıkları liberal zımbırtıyı Kemalizm zannediyor şu anda sadece. Kemalizm bambaşka bir şeydir. Mevzu bundan ibarettir.

Neden Russell ile başladığımı umarım anlatabilmişimdir.

<p>Öz vatanında mülteci doğdu. 29 Ekim 1962 yılında Gazze'nin  güneyinde, Han Yunus Mülteci Kampında

HAMAS'IN GAZZE SORUMLUSU YAHYA SİNVAR KİMDİR?

Fethiye'de piton yılanı alarmı! Bulunması için fotokapan kuruldu

60 KPSS puanı yetiyor: İlan resmen açıklandı! Onlarca personel alımı yapılacak…

Türk Yıldızları'ndan nefes kesen gösteri!