• $32,505
  • €34,9456
  • 2408.36
  • 10391.9
29 Eylül 2022 Perşembe

Ezcümle

B.

Ezcümle, birkaç gündür anlatmaya gayret ettiğim, en doğal sosyal ve siyasal kalkanlarından mahrum kalmış bir sosyal fenomenin, bağışıklığı çökmüş bünye gibi saldırılara karşı korumasız olacağı gerçeğidir.

Doğal savunmanın hangi unsurlardan oluşacağı tarihsel aktarım kültür ve dinin yapısına göre değişkenlik gösterecektir.

Tarihsel tecrübemiz, kültürümüz ve dinimizin yapısal özellikleri, bizlere bir tablo sunuyor. Kurumsallaşmamış, hiyerarşik bir yapı ile idare edilmeyen, yön vericileri ile cemaati aynı sosyal ve siyasal sınıftan gelen bir dinin en önemli doğal koruyucuları hiç şüphesiz doğal hayat pratikleri ve toplumsal saygıdır. Kurumsal dinler yahut farklı kast sistemlerine sahip dini yorumlar kendilerine has daha otantik koruma kalkanlarına sahip olabilir ancak bunlar bizim kültürümüz, örfümüz, dinimiz açısından kabul görecek ve dini saldırılardan koruyacak kurumlar değildir. Zaten 200 senedir giderek büyüyen ve çeşitli sahalarda daha da mütecaviz hale gelen seküler baskıya karşı otantik özelliklerini korumaya çalışıyor din pratiğimiz. Buna bir de küreselleşmenin dayattığı dışarıdan ithal dindarlık tiplerinin modalanmasını dahil ediniz. Ramazan'da pide kuyruğunda önünüzde duran abinin İrancı, arkanızda duranın ise Suudi Arabistan tarafından fonlanan bir selefi harekete mensup olması oldukça mümkündür. Bakmayınız 12 Eylül sonrası nasırları sızlayan Türkiye Solu'nun sürekli "toplum muhafazakâlaşıyor" sakızı çiğneyip durmasına. Tam aksine, bu topraklara ait dini pratikler son 200 yıldır giderek daha oksijensiz bir ortamda sonraki kuşaklara aktarılıyor. Dede yadigârı emanet her geçen gün biraz daha horlanıyor. Seküleri ayrı, dindarı ayrı horluyor bizim olanı.

Hal böyleyken dinimiz, dinden anladığımız şey her neyse o, önündeki doğal koruma alanlarından oluyor. Serinin ilk yazısında söylediğim gibi, at hırsızları ve nebbaşlar, haddini bilmez cühela takımı ve ayyaşlar dini değerleri tezyif ediyor büyük bir cüretle; Şer-i Şerif'i tahkir ediyor. Buna cesaret buluyor, zira hiçbir sosyal çekincesi kalmamış. Ağzıma bir biber süren, en olmadı kınayan gözlerle bakan olur diye bir tasası yok. Çok isterdim sürekli gettosunun propagandasını yapıp, diğerlerinden üstün olduğunu anlatan abilere, dini değerleri alet ederek dünyalığını temin eden kimselere şu soruyu sormayı: Kavgayı kazandın, tebrikler. En büyük sensin. Peki bu Pirus zaferi hoşuna gidiyor mu? Her şeye rağmen memnun musun kazancından?

Eğer cevap evet olursa, hayırlı işler dileyip, başımı alıp giderdim herhalde bir başka yere, badel harab-ı Basra elde kalanlarla, kendi kabuğumuza, yani gettomuza çekilelim diye... Böyle yapmamak için belki biraz da korkudan sormuyorum, var olduğunu bildiğim hakikate yokmuş muamelesi yapıyorum. Alacağım cevabı sanırım sizler de benim kadar iyi biliyorsunuzdur... Vesselam

<p>Erbil - Guyer yolu üzerindeki yakıt dağıtım işletmesi ve zift deposunun da yer aldığı rafineride

Erbil'de petrol rafinerisinde patlama! Alevler geceyi aydınlattı

4 bin 299 hakim ve savcının görev yeri değişti | Sıralı tam liste

Ve beklenen transfer açıklandı! Dünya yıldızı sonunda imzayı attı

Yaprak Dökümü ile ünlenen oyuncu ters kelepçeyle gözaltına alındı