• $13,8046
  • €15,6666
  • 788.354
  • 2038.67
18 Ekim 2021 Pazartesi

Siyasete karşı anti-siyaset

Bir toplumu toplum; bir milleti millet yapan ortak değerler sistemi ve anlam dünyasıdır. Bu ortak değerler sistemi neyin kötü ve yanlış; neyin de iyi ve doğru olduğunun belli olduğu sistemlerdir. Meşruiyet denilen şey de budur. Toplumlar ve tüm toplumsal kurumlar meşru-gayrimeşru ayrımı üzerine inşa edilir.

İnsanı hayvandan ayıran şeylerin başında da bu gelir. Toplum içinde yaşar ve yanlış ile doğruyu ayırt edebilecek; toplum tarafından neyin meşru neyin de gayrı-meşru görüldüğünü bilip ona göre hareket edecek bir akla sahiptir.

Siyaset ve hukuk gibi toplumsal kurumlar da bu meşruiyet zemini üzerinde durur. Buradaki kurum ve normlara eleştiri getirilebilir, eksik veya hatalı bulunan noktalar ifade edilebilir ama bu kurumları meşru kabul etmemek o zemini yıkmak; toplumu toplum yapan değerlere saldırmak demektir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin seçilmiş Cumhurbaşkanı ve devletin bürokratları, memurları 17 Aralık 2013'ten beri FETÖ'cüler ve onların söylemlerini kullananlar tarafından mütemadiyen tehdit ediliyor. Yine geçtiğimiz sene böyle bir tehdit söz konusu olmuş ve sonrasında 25.12.2020 tarihinde Star Açık Görüş'te yayımlanan yazımda şu cümleleri kurmuştum:

"Siyaset; siyasal sistemin, kurumların ve seçilmişlerin meşruiyetlerinin tartışılmazlığı varsayımı üzerine kuruludur. Burada kilit kavram meşruiyettir ve onun kaynağı da seçimler ve hukuktur. Siyasal sistemler, kurumlar, şahıslar elbette eleştirilebilir ve iktidara gelindiğinde sistemler, kurumlar ve şahıslar değiştirilebilir de ama meşruiyeti tartışmak başka bir şeydir. Meşru siyasetin meşruiyetini tartışmak siyaset değil bütün demokratik mekanizmaları ve hukuk sistemini yıkmayı amaçlayan ve siyaseti gayrimeşru gören bir anti-siyaset yöntemidir. Bu siyasetin inşa edildiği zeminin kaybolması, siyasetin bir demokratik ve hukuki bir yol ve kurum olarak çökertilmesi demektir. Çünkü bunları gayrimeşru görmek, bunları gayrimeşru yollardan yıkmayı meşru görmek demek olacaktır...

Neticede anti-siyaset yöntemleri izlemek siyasal hedeflere ulaşmak için yapılmaz. Çünkü anti-siyasetle siyasal bir başarı kazanılamaz. Anti-siyaset yöntemleri uygulanıyorsa bunlar ancak siyaset dışı hedefler için bir "5. Kol Faaliyeti" olarak belirlenmiş demektir. Bu da hem iç hem de dış konjonktürle alakalı bir yıkım kültürü ve söyleminin bir parçasıdır.

Meşru Meclisi, Hükümeti, Cumhurbaşkanını "Saray Rejimi" gibi nitelemelerle gayrimeşru gösterme çabası sıradan bir siyasi polemik taktiği değildir. Bu bir anti-siyasettir, demokrasi ve hukuka karşı yıkıcılığı savunmaktır. Çünkü siyasal bir sistemi veya siyasi kurumları gayrimeşru ilan etmek onu her türlü yoldan devirmeyi meşru görmek demektir. Bu darbeciliğin meşrulaştırılmasıdır ve hem iç hem de dış dinamiklerin bir araya gelmesiyle oluşmuş bir söylem inşasıdır".

Bu anti-siyaset zihniyetinin darbecilikle ilişkisi olduğu gibi aynı oranda mandacılıkla da ilişkisi bulunmaktadır. Çünkü sömürgeci/kolonyal bakış açısında her toplum kendini yönetmeye muktedir değildir; ancak Batılı olanlar kendisini yönetebilecek ehliyete sahiptir. Aynı bakış açısına göre Batı-dışı toplumlarda da ancak Batı vesayetindeki Batıcı mandacılar o ülkeleri yönetmelidirler.

Hiç bir toplum kendi egemenliğini yabancılara devretmek isteyen mandacılara seçimde oy vermeyeceği için de mandacıların iktidar olmasının tek yolu darbelerdir. İşte bu yüzden Türkiye'de ve tüm Batı-dışı toplumlarda mandacılar aynı zamanda da darbecidir.

Dahası Marksist-Sol da aynı Batı-merkezli yaklaşımdan beslenir ve 'sınıf bilincine sahip olmayanlar'ı özne kabul etmez. Dolayısıyla darbelerden katliamlara kadar sol adına bazı grupların/ örgütlerin başvurdukları yöntemler kendilerine böyle meşruiyet sağlar.

İşte Türkiye'deki sol darbeciliğin Batıcı mandacılıkla buluştuğu yer tam da burasıdır. Bu nedenle bu zihniyete göre terör örgütleriyle ve uzantılarıyla söylem birliği yapmak, seçim ittifakı yapmak meşru iken seçilmiş Cumhurbaşkanı gayrimeşru kabul edilir.

<p class='MsoNormal'>Eda Cabul sordu, Hukukçu Cüneyd  Altıparmak cevapladı.</p>

FİYATLAR NEDEN ARTIYOR?

Samsun'da kaybolan 130 küçükbaş hayvanı drone ile bulunan çiftçinin sevinci

Tuz Gölü kuraklık nedeniyle küçülüyor

Akkuyu NGS'nin birinci ünitesinde pompa istasyonunun temeli inşa ediliyor