• $28,9208
  • €31,485
  • 1924.11
  • 8026.27
10 Temmuz 2023 Pazartesi

Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek

Avrupa'da bir hayalet dolaşıyor..." Bundan tam 175 yıl önce dünya tarihine damga vuracak bir kitap yayımlanmış ve bu sözlerle başlamıştı. Kitap İngiltere'de yayımlanmıştı ama ilk baskısı Almancaydı. Karl Marx ve Friedrich Engels'in yazdığı kitabın adı Komünist Manifesto'ydu.

"Avrupa'da bir hayalet dolaşıyor; komünizm hayaleti". Cümlenin tümü böyleydi. Sanayi Devrimi sonrası yükselen ve "zincirlerinden başka kaybedecek şeyi olmayan" proletaryanın bir sınıf mücadelesi yürüterek devrimi yapıp ve iktidara el koyacağını, komünist bir sistem kuracağını düşünüyorlardı. Uzun süre Avrupa'da sol hareketler güçlü kalsalar bile tarih birkaç ülke haricinde öyle akmadı. Sosyal refah rejimlerinin kurulması, Avrupa işçi sınıflarının Batı sömürü sistemine ortak edilmesi, orta sınıfların genişlemesi, millî kimlikleri ve millî devlet hakikatini yani milliyetçiliği görmezden gelmesi, Soğuk Savaş döneminde komünist ülkelerde yaşanan otoriter ve gayriinsani rejimlerin ümit vermek yerine tepki çekmesi vb. pek çok gelişme ile tarih başka türlü aktı.

Neticede 1980'lerle birlikte Sovyetler de yıkıldı, üretimin Batı-dışı ülkelere kayması ve postfordizmin yaygınlaşmasıyla emek-yoğun işgücüne olan ihtiyacın da azalmaya başlaması işçi sınıfını küçülttü. Sol hem ideolojik hem de toplumsal olarak çöküş sürecine girdi.

Bu çöküş süreci ile birlikte neoliberalizmin yükselişi hemen hemen aynı zamanlara denk geldi. Avrupa'daki sosyal refah düzenlerini önce yıpratan sonra da çökme seviyesine getiren; üretimin Avrupa dışına kayması, teknoloji-yoğun üretime geçilmesi, sosyal hakların geriye gitmesi ve esnek çalışma modellerinin yaygınlaşmasıyla Avrupa tarihinde o güne kadar görülmemiş işsizlik oranlarıyla karşı karşıya kalındı. İş sahibi olanların bile kısa süreli, part-time, istikrarsız ve iş memnuniyeti düşük işlerde çalışıyor olmaları güvenceli istihdamın önemli oranda ortadan kalkmasıyla neticelendi.

Bakmayın siz Batı'da herkesin yüksek maaşlarla iyi işlerde çalıştığını sananlara... Hem düzenli iş sahibi olanların oranı yüksek olmadığı gibi hem de çalışanların kazandığı kiralarına ancak ya yetiyor ya da yetmiyor. Kira derken bizim Türkiye'de alışık olduğumuz geniş evlerden bahsetmiyoruz elbette. Küçük dairelerin odalarını paylaşan ailelerin sayısı hiç de az değil.

İşte bütün bu sosyo-ekonomik sorunların özellikle de alt gelir gruplarında yarattığı hoşnutsuzluğa hedefi olarak gösterecek yeni bir adres ise hemen hâkim sistem tarafından gösterilecekti: Göçmen kökenliler ve sığınmacılar. En başta da Müslümanlar. Sözde onlar yüzünden işsizlik vardı. Halbuki biliyoruz ki Avrupalıların çalışmak istemediği pozisyonlarda daha çok çalıştırılıyorlardı.

2008 Krizi ile iyice ağırlaşan ekonomik koşullara 11 Eylül sonrası bütün "öteki"sini Müslümanların oluşturduğu hâkim kültürel ve siyasal söylem de eklenince Avrupa'da pespaye bir popülist siyaset aşırı sağ konumda oluşturuldu ve bütün bu yabancı düşmanı- İslam düşmanı siyasal / toplumsal atmosfer inşa edildi.

Günümüzde artık neredeyse Avrupa'nın her ülkesinde aşırı sağ hareketler ya iktidara aday ya da iktidar ortağı konumuna gelmiş durumda. Buna geçtiğimiz hafta ırkçı, ayrımcı siyasal atmosfere ve polis şiddetine karşı tepkilerin eylemlere dönüştüğü Fransa da dâhil. Yani Avrupa'da dolaşan hayalet 2. Dünya Savaşı'nda bittiği söylenen ırkçılığın, faşizmin hayaleti!

İşte burada dikkat edilmesi gereken nokta şu: Aşırı sağ hareketler uzun süredir 'merkez' siyaset tarafından 'öcü' olarak kullanıyor ve 'aman biz olmasak, şu ırkçı tavizleri vermezsek onlar iktidara geliyor" anlayışıyla mevcut Batılı siyasal sistemlerin bizzat kendi karakterlerinin ne kadar ırkçı ve İslam karşıtı olduğu sıradanlaştırılıp meşrulaştırılıyor. Yani ırkçılığın, İslam karşıtlığının bizzat sistemin kendisi olduğu ve o aşırı sağın kendisinin bu sistemlerde yer bulabilecek zemini bizzat bu 'merkez' siyaset sayesinde bulabildiği ıskalanıyor.

Üstelik de Fransa gibi örneklerde de görüldüğü üzere bu öyle yeni gelmiş sığınmacılara karşı oluşturulmuş bir düşmanlık üzerinden değil, birkaç kuşaktır Fransa'da doğmuş, uzun zaman önce bizzat Fransız sömürgecilik sisteminin bir parçası olarak ucuz-işgücü olarak Fransızlar tarafından Fransa'ya getirilmiş insanların çocuklarının kimliğine, kökenine ve dinine karşı yapılıyor.

Hem Avrupa'daki başta Müslümanlar olmak üzere göçmen kökenliler hem de Batı dışı millî-devletler bu şekilde ölüm gösterilerek sıtmaya razı ediliyor.

<p>Türkiye'de milli ırk olarak tescillenen ve ünü sınırları aşıp dünyaya yayılan Van kedilerinin nes

2023 yılında 145 Van kedisi dünyaya geldi

Bozcaada ve Gökçeada'ya feribot seferlerine fırtına engeli

Yaban hayvanlarına ev sahipliği yapıyor! Limni Gölü Tabiat Parkı

Pekmez ve limon küründen sabahları tüketen yaşadı! Faydaları saymakla bitmiyor