• $28,8918
  • €31,5938
  • 1893.08
  • 8022.78
22 Haziran 2023 Perşembe

Solun entelektüel sefaleti

Türkiye'de muhalefetin seçimlerdeki başarısızlığı sonrası haftalardır süren tartışmalar daha da devam edeceğe benziyor. Tartışmaların içeriğine ve söylemine bakıldığında ise büyük sorunların ve eksikliklerin olduğu gözlerden kaçmıyor.

Kaç seçimdir CHP'nin oy oranının %25'e, kendisini "sol" olarak gören (sol olup olmadıkları da tartışmalı olan) partilerin oranının %35'e, tüm muhalefetin oy oranının ise %47 civarına sıkışmış olması bu seçimde de değişmemiş durumda. Yani hem CHP'nin hem "sol"un hem de genel olarak muhalefetin toplumsal tabanını genişletememe gibi bir sorunla karşı karşıya kaldığı ortada.

Peki, hâl böyleyken CHP etrafında yer alan akademisyen, entelektüel veya gazeteciler bu yapısal sorunlara dair esaslı tartışmalar yapıyorlar mı? Hayır. Meseleyi sadece Cumhurbaşkanı adayının yanlışlığı üzerinden tartışıp faturayı büyük bir kolaycılıkla CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na kesiyorlar. Üstelik seçimden önce göklere çıkardıkları kişi için seçim sonrası ağır konuşmalar yaparak büyük bir ahlaki sorunu da ortaya koyuyorlar.

Kılıçdaroğlu'nun çok büyük hataları kuşkusuz var ve 13 senedir tüm seçimleri kaybetmiş bir kişinin istifa etmemesi büyük bir skandal ama mesele sadece bundan mı ibaret?

Mesela CHP'nin ve solun neden büyükşehirlerin yüksek gelir gruplarının yaşadığı semtlere ve kıyılara sıkışmış olduğunu, bu sıkışmışlığın nasıl aşılacağı tartışılmıyor. Yani yıllar boyu sabah akşam tüm akademik çalışmalarını, dillerini Marksizm'in kavramlarının ötesine geçiremeden oluşturmuş sol akademisyenler bu temel sınıfsal meseleyi bile ya göremiyor ya da görseler bile hemen konuyu o berbat "din afyondur" klişesine bağlayarak kapatıyor. Üstelik Marx'ın bu sözünü bile hangi bağlamda ve anlamda kullandığını bilmiyorlar. Dahası Türkiye'nin işçi, emekçi, köylü ve yoksul kesimlerini nesneleştirecek bir oryantalizme kaçıyorlar. Çünkü sosyal bilimler temelinden, sosyoloji ve siyaset biliminin temel yaklaşımlarından yoksun oldukları gibi evrensel anlamda da sol ile alakaları yok. Yani ideolojik tavırları dünyadaki örneklerinin tersine sınıfsal değil kültürel.

Türkiye'deki ideolojik kimliklerin kültürel kimlikler üzerine daha çok oluştuğu ve aslında başta bu kerametleri kendilerinden menkul sol aydınlar olmak üzere, sol siyasetin kendisini Batıcılık üzerine inşa ettiği için büyük oranda Türkiye'nin Batıcılarından ve Batılılaşmış kesimlerinden oy aldığı ortada. Büyükşehirlerin üst-orta sınıf mahallelerine ve kıyılara sıkışmışlığın sınıfsal zemini olduğu gibi ondan da daha çok da kültürel zemini var. Yani Türklüğü ve Müslümanlığı bir kimlik olarak gururla sahiplenen daha çok da Anadolu'da ve büyükşehirlerin alt-orta gelir gruplarının yaşadığı mahallelerde yaşayan işçi, köylü, emekçi, yoksul kesimlere karşı oluşmuş bir karşıtlığı ideoloji temelli bir karşıtlıktan ziyade kültürel bir karşıtlık üzerinden görmek ve solu da bu Batıcılık üzerinden okumak bu sorunları anlamak için önemli bir başlangıç olabilir.

Toplumsal tabanın nasıl genişletileceği, farklı kesimlere nasıl ulaşılacağına dair 1959'dan 1970'lerin sonuna kadar Turan Güneş ve Bülent Ecevit'in yaptığı tartışmaların yanına bile yaklaşamayan bir entelektüel sefaletle karşı karşıyayız. İdeolojik tartışma yapmadan, siyasal dili ve kavramları değiştirmeden, sembolik evreni hesaba katmadan, sosyolojik analiz yapmadan âdeta trolleşen bu aydın kadrosunun kendi hezimetlerini unutup faturayı sadece Kılıçdaroğlu'na kesmek istemeleri ilginç.

Neticede AK Parti'den kopmuş küçük partilerle ve MHP'den kopmuş partilerle ittifak yaparak toplumsal tabanı genişleteceğini sanan sadece Kılıçdaroğlu değildi. Bütün bu entelektüeller de tam kadro bu altılı masaya destek vermişti. Yetmemiş demokrasinin ve hukukun en temel ilkelerini ayaklar altına alarak, asgari vatanseverlik kriterlerini bile hiçe sayarak PKK'nın siyasi şubesiyle yapılan ittifaka gık bile çıkarmamışlar, HDP ile kazanacaklarını sanmışlardı. Dahası bunun Türkiye'nin milliyetçi-muhafazakâr ana omurgasını nasıl Cumhur İttifakı lehine konsolide ettiğini bile göremediler.

İşte ne toplumu ne siyaseti anlayan; ideolojik tartışma, akademik ve entelektüel bir emeği bile göstermeden kolaycı çıkarsamalar yapan ve fena halde trolleşen bu sol entelektüel kadronun da bu hezimette büyük sorumluluğu var.

<p>İçişleri Bakanı Yerlikaya'dan yapılan açıklamada 'Akaryakıt Kaçakçılığına yönelik 46 ilde eş zama

Akaryakıt kaçakçılığına yönelik 46 ilde eş zamanlı operasyon

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (29 Kasım 2023)

Malatya'da sonbahar tüm renkleriyle kendini gösterdi

22 kuyudan günlük 27 bin varil petrol çıkıyor! Her gün yeni bir rezerv keşfediliyor