• $28,9208
  • €31,485
  • 1924.11
  • 8026.27
12 Haziran 2023 Pazartesi

Muhalefetin sosyolojiyle imtihanı

Maalesef ne sosyal bilimlerde ne entelektüel zeminde ne de medyada bazen en çok tartışılması gereken konular yeterince tartışılmıyor. Gündemi, yayınları ve hatta akademik hayatı bazı gündelik, popüler tartışmalar dolduruyor. Sonra da gündelik her tartışma sadece o belirli konudan ibaret olmadığından ve bir çerçeve içinde konuşulması gerektiğinden gelip o büyük meselelere tosluyor.

"Sol", "sol-liberal" veya "sosyal demokrat" olarak kendisini tanımlayan muhalif kesimlerin ne siyasetçisinde, ne entelektüelinde ne akademisyeninde ne de gazetecisinde seçim sonuçlarının sosyolojik bir boyuttan analizi yapılmıyor. Geçtiğimiz seçimlerde de başarısızlığın toplumsal, kültürel ve siyasal analizi yapılamamıştı ve neticede 2023 seçimlerinde sadece CHP değil bütün bu muhalif yan kadrolar da büyük hezimet yaşadı. Şimdi de yine aynı şey yaşanıyor ve muhalefetin başarısızlığının toplumsal boyutları, kültürel dinamikleri ve hatta siyasal süreçleri konuşulamadığı için muhalefet bu mağlubiyet girdabından çıkamıyor. Sonra mesele "x aday olsaydı kazanırdı" sığlığından öteye gidemiyor.

Mesela sabah akşam "sınıf" üzerine konuşan, Marksist literatürden ibaret bir sosyal bilimler çapının ötesine geçemeyen sol akademisyen veya entelektüeller daha seçim sonuçlarının sınıfsal boyutunu bile tartışamıyor. Neden o kadar seçim geçtikten sonra bile hâlâ Türkiye'nin işçileri, yoksulları, köylüleri Türkiye'de sağa ve Erdoğan'a oy veriyor? Neden o kesimlerin yaşadığı mahallelerde, muhitlerde Erdoğan ezici bir çoğunluk elde ediyor? Neden CHP hâlâ büyükşehirlerin yüksek gelir gruplarının oturduğu semtlere ve kıyılara sıkışıp kalıyor?

İşte muhalefetin bırakın cevabını vermeyi, bu soruları sormayı bile akıl edecek bir akademik, entelektüel kadrodan yoksunluğu ortadayken sosyal bilimlerin S'sinden haberi olmayan Cumhurbaşkanı adayları da "köylüler oy vermedi çünkü onlara ayda 500 TL ver, geçinirler; harcayacak yerleri yok ne de olsa!" diyebiliyor. "Onlar zaten sadece TRT izliyorlar!" diyerek de bu zekâ dolu tespitini tamamlıyor. Herhalde bu sözde sol siyasetçiye "İdris Küçükömer"den bahsetsek futbolcu zannedecektir.

Akademisyen sıfatı taşıyanların bazıları bile meseleyi sadece "adayın yanlışlığı" üzerinden tartışmaya çalışırken bu başarısızlığın arkasındaki bütün o devasa tarihsel, toplumsal ve kültürel zeminini görecek bir derinliklerinin bile olmadığı görülüyor. Başkaları konuyu sosyal yardımlara bağlarken "neden Kılıçdaroğlu 15 bin emekli ikramiyesi vaat ederken emeklilerden oy alamıyor?" sorusuna cevap bile veremeyip bu sefer kendi zekâlarınca halkı aşağılamaya başlıyor. Hele yine dönüp dolaşıp "din afyon işlevi görüyor" klişesine gelenler Marx'ı bile anlayacak çaptan yoksun olduklarını ortaya koyuyor.

Kültürel hegemonya tartışmalarını çok yapan, bu konuda yayınlar ortaya koyan birisi olarak şunu söylüyorum: Kültürel hegemonyayı elinde tutan Batıcı entelektüel zümrelerin içi fazlasıyla kof ve orada büyük bir entelektüel ve kültürel çoraklık var. Onların hegemonyasının arkasında yüzyıllara dayanan küresel Batı ekonomi-politiği ve sosyolojik rakipsizlik var. İşte bu çoraklık neticesinde siyasal hegemonyalarından sonra kültürel hegemonyalarını da kaybedecekleri günler gelecek.

Dahası her konuya Batı-merkezci yaklaşan, içinde yaşadıkları toplumu anlamaktan aciz kalan çoğu muhalif akademik, entelektüel odağın bu trolleşme ve çoraklaşma halleri seçim sonuçlarının sınıfsal veya kültürel boyutlarını anlayamamakla sınırlı bir yoksunluktan ibaret değil. Mesela milliyetçilikle ilgili bir düzine kitap yazmış adamlar bile seçim sonuçlarındaki milliyetçi yükselişi görmek istemiyor, anlayamıyor ve aklınca küçümsüyor. Neticede bu çaptaki kadronun HDP'yi kilit parti zannedip HDP ile ittifak yapıldığında seçimleri kazanacaklarını zannederek yaptıkları bütün planlar Türk milletinin sandıkta verdiği millî tepkiyle tepetaklak oluyor.

Bütün bunlardan sonra "o kadar vaat verdik yine oy vermediler" türünden tartışmalar yapabiliyorlar. O kadar büyük acılar çekmiş, pek çoğu akrabasını şehit veya gazi vermiş Türk milletinin bağımsızlık iradesini, vatanseverliğini ve şahsiyetini üç kuruşla satın alabileceğini sanan bu rezil mandacı cehalet böyle karşımıza çıkıyor.

Sosyolojiye dair en ufak bir fikri olmayan, Türk toplumunun kültürel, toplumsal ve siyasal kodlarını seçim sonuçlarından sonra bile okuyamayan bu fikri sefaletin sonucu da doğal olarak hezimet oluyor.

<p>İsrail ordusu Gazze Şeridi'nde bir haftadır devam eden 'insani aranın' bittiğini ve saldırılarına

Ateşkesin ardından işgalci İsrail'in saldırıları sürüyor

Pekmez ve limon küründen sabahları tüketen yaşadı! Faydaları saymakla bitmiyor

İnsani ara bitti vahşet başladı... İşgalci İsrail Gazze saldırılarını yeniden başlattı

UNESCO'nun Türkiye'de koruma altına aldığı ilk eser! Restorasyonda sona yaklaşıldı