• $8,0698
  • €9,6899
  • 460.747
  • 1408.14
11 Haziran 2011 Cumartesi

'Katılımcı demokratik' anayasa mı?

Dört seçmenden birinin oyunu alan siyasi partinin, meclisin üçte ikisini kapattığı temsil sistemimizle seçimlerin arifesindeyiz.
12 Eylül seçim düzeneği yüzde 10'luk barajın bütün temsil adaletsizliğine rağmen oluşacak Meclis'in 'demokrasi zafiyeti' peşinen yok sayılarak 'yeni anayasa' hesapları yapılıyor...
 Meclisin siyasi temsilde meşruiyet sorunu olarak dururken, siyasi örgütlenme, ifade ve protesto hak ihlallerinin her geçen gün katlanarak artışıyla yeni anayasaya nasıl geniş demokratik katılım sağlanacak...  
Çünkü halkın siyasi temsilinin; seçim baraj, YSK, Siyasi Partiler Kanunu, siyasi özgürlüklerin de 'gözaltı ve tutuklama operasyonlarıyla' olağanüstü bastırıldığı zamanlardayız...
Müphem bir terörist ve örgüt tanımıyla günde ortalama 30 muhalifin gözaltına alındığı, tutuklananları protesto edenlerin de tutuklandığı, darp edildiği ülkede 'katılımcı ve demokratik anayasadan' ne kastedildiğini 12 Eylül referandum tecrübemizden çıkartmak zorundayız...              
Zira iktidarın referandumdaki 'yargı bağımsızlığı' vaadini nasıl gerçekleştirdiğini izledik... 
Anayasa paketindeki değişiklikler sonucunda üst yargı kurumları 'tek turda blok oylarla seçilen adaylarla' iktidar partisiyle adeta yekpareleşti...
HSYK, Yargıtay ve Danıştay seçimlerinde tek tip siyasi görüşü temsil eden oyların yığıldığı seçim sonuçları 'demokratik işleyişi' göstermiyordu...
Yani siyasi alandan devşirilen çoğunlukçu güçle yasama, yürütme ve yargıda iktidarın merkezileşmesini sağlamıştı...    
Meclis'teki aritmetik üstünlüğü ve çoğunluğu 'demokrasinin' gücü sayan iktidarın siyasi stratejisinde sıra 12 Haziran sonunda sonrasında 'yeni anayasaya' gelmişti...

12 HAZİRAN HEDEFİ 'YENİ ÇOĞUNLUKÇU ANAYASA'
Ve iktidar 12 Haziran seçimlerini 'darbe ürünü olmayan' anayasa için tarih olarak göstermişti...
Başbakan'ın halka '367' milletvekili istediğini, bu sayıya ulaşırsa referanduma gerek kalmadan yeni anayasayı Meclis'ten geçireceklerini açıklaması; anayasanın nasıl yapılacağının teknik şartlarını ortaya koydu.
Dört seçmenden birinin oyunu alarak üç seçmenin temsil eksikliğini dert etmeden metin hazırlama ve bu metni işte 'demokratik anayasa' diye halka dikte etmek  anayasa yapmak değildir...
'Hukuki bir metne' indirgenen toplumsal siyasi sözleşmenin homojen bir kitleye dayandırılması 'katılımcı anayasa' demek de olamayacak...        
Böyle dayatmacı teknikle yapılan anayasa uzlaşma değil muhtemelen toplumsal ayrışmayı daha da bileyecektir...
2002, 2007 seçimlerinden sonra 2011 seçimlerine giren Başbakan'ın söylem değişikliğini ve çoğunlukçu 'iktidar anlayışını' demokrasi diye addetmesiyle karşı karşıyayız...
Belli ki Başbakan demokrasiyi darlaştıran 'katı-statükocu' tutumunu önümüzdeki dönem daha da perçinleyecek...   
Başbakan 'iktidarını' toplumun farklı kesimlerin siyasi taleplerini gerçekleştirmek için kullanmaktansa bu beklentileri sindirmeye kararlı...
İktidar partisinin otoriter /dışlayıcı yaklaşımı her geçen gün daha da sertleşirken ve bunun seçim dönemine mahsus olduğunu düşünenler yanılıyor...
Başbakan ' başkanlık hedefine' ve yeni anayasayla belirlenecek 'rejim değişikliğine' doğru ilerlerken 'mutlak iktidarı' şart görecektir.

<h3>TÜRKİYE DEAŞ İLE MÜCADELE KAPSAMINDA BAŞİKA'DA</h3><p>Başika'daki Türk Üssü'ne en son yapılan sa

Başika Saldırısı: Irak'ta neler oluyor?

Fenerbahçe, Medipol Başakşehir maçı hazırlıklarını sürdürdü

Amerikalı Rapçi Kanye West'in ayakkabısı 2 milyon dolardan satışa çıktı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, KKTC'de