• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
28 Mayıs 2011 Cumartesi

'Samast' markası ve meçhul öğrenci anıtı

Siyasi cinayet geleneğimizin tetikçilerinin şöhretlerinin 'patentlendiğini' duyunca insan bir an durup düşünüyor...
Karanlık cinayet piyasamızın 'aktörlerinin' popülerliğinin pazar payı size 'düşünceyi sahibini öldürerek imha eden' zihin kadar ürkütücü geliyor...
Hrant Dink'in katil zanlısı 'suça sürüklenen' çocuk Ogün Samast'ın ailesi, 'Samast' ismi için Türk Patent Enstitüsü'ne başvurup 'Samast' isminin patentini almış.
Ve Samast markasının kullanılacağı mal ve hizmetler eğitim, öğretimden konferans, kongre organizasyonu, spor, kültür, eğlence hizmetleri, film, televizyon ve radyo programcılığına kadar geniş kapsamlı tutulmuş.
Hatta marka 'bilimsel inceleme ve araştırma' hizmetlerinde bile kullanılacak!
'Samast' isminin ticari patent hakkı yasalara uygun onaylanırken Adana'da Deniz Gezmiş ve İbrahim Kaypakkaya'yı andıkları için baskınlarla gözaltına alınan 27 kişi hakim karşısına çıkıyorlardı...
Deniz Gezmiş ve İbrahim Kaypakkaya'yı anmak 'suçu ve suçluyu övmek' demekti...
Ne de olsa anma törenleri her şeyin 'alınıp satılacak mal olup fetişleştiği' günümüzde ekonomik getirisi de yoktu...
Ayrıca ceza mantığımız 'suçu ve suçluyu övmek' fiilini isterse Che Guevera'lı tişörte, Adorno'nun kitabına ya da ders notlarındaki Foucault'yu izleyebilecek kadar inceltmişti... 
Muhakkak ki  Mehmet Ali Ağca'nın cezaevinin kapısında davul zurna karşılanıp, lüks otellerde ağırlanmasının üstüne üstlük devlet televizyonunda söyleşi yapıldığı ve medyatik üşüşmenin Ağca'yı bile bunalttığını hatırlarsak neyin markalaşacağı ve tiraj, rayting, müşteri payını hesaplayabilirdik...  
Samast'ın 17 kere devlete ihbar edilmesine rağmen çığlık atarak gelen cinayetin zanlısı olarak genç yaşta edindiği 'patolojik ününü' ailesinin ya da akrabalarının 'markalaştırarak' ticari faaliyette bulunması yasal hakkıdır!
Kısacası, vicdanlarında katilleri esirgeyen toplumların gözde  markaları da böyle yaratılır, piyasalara yerleştirilir ve biz de donanırız...

MARKAYA EVET, MEÇHUL ÖĞRENCİ ANITINA SORUŞTURMA...
'Parasız Eğitim Haktır' pankartı açtıkları için 14 aydır tutuklu olan Berna ve Ferhat'ın tutuklanmalarından 6 ay sonra üniversite öğrencisi Ömer Çetin, günlük 30 lira yevmiyeyle çalıştığı inşattan aşağıya düşerek ölecekti.
Muğla Edebiyat Fakültesi 2. sınıf öğrencisi Ömer, Ağrı'nın 35 haneli bir köyündendi ve harcını da harçlığını da kazanmak için yazın bulduğu tek iş inşaat işçiliği olmuştu...
Ömer ölünce yapının kaçak inşa edildiği ortaya çıktı. Patron 'başı dönmüş düşmüş, olayı istismar etmeyin' dedi.
Çünkü Ömer'in markalaşacak piyasa değeri yoktu! Ağrılı Kürt emekçi babası, Ömer'in kendisine İstanbul'da çalışıp harçlığını kazanıp kardeşlerine yardım etmek istediğini söyledi.
Bu yıl Muğla Üniversitesi öğrencileri, üniversiteye Ömer'in anısına 'Meçhul Öğrenci Anıtı' dikmek için çalışmalara başladılar.
Amaçları binlerce yoksul gencin 'parasız eğitim' hakkını Ömer'le anıtlaştırmaktı... 
Ve Hacettepe Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencilerinin gönüllü yaptığı büst, yerleşkeye getirilince öğrenciler; jandarma, özel güvenlik ve polisle karşı karşıya kaldılar. Piyasalaşmış üniversitelerin banka, hamburger ve cafe zincirleriyle doldurulmuş mekanında Ömer'in anısını yaşatacak büste yer kalmamıştı...
Öğrencilerin bu insani hassasiyetlerine ve Ömer'i kalıcı kılıp 'yaşatma çabalarına' cevap hemen gelmişti...
Rektörlük 160 öğrenci için soruşturma açmıştı...
Ömer Çetin'i yaşatmayan sistemde büstü bile fazlalıktı...

<p>Peki, yeni gelen aşılar nasıl uygulanacak? Toplum  Kovid-19’a karşı ne zaman bağışıklık kaz

Kısıtlamalar kalkıyor mu?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Eren-3 Ağrı Dağı Operasyonu başlatıldı

Kurşun kalemlerin ucunda sanat