• $7,3859
  • €8,9519
  • 436.679
  • 1463.44
24 Şubat 2011 Perşembe

Geliri esas alan sistem kaynak sorununu çözer

Metin Taş-Sezgin Özcan
Metin Taş-Sezgin Özcan
YAZARIN SAYFASI

Devletin yaptığı harcamaların giderek artma eğiliminde olduğu bilimsel olarak da ortaya konulmuş bir gerçek. Bilim adamları kamu harcamalarındaki artışı 'gerçek' artış ve 'görünüşte' artış olarak ikili bir ayrımla inceliyorlar. Görünüşte artış, fiyatlardaki yükselme ya da nüfus artışı gibi etkenlerin neden olduğu artışı ifade ederken; gerçek artış bu etkilerden arındırılmış reel artışı ifade ediyor.
Kamu harcamalarında ortaya çıkan gerçek artış; savunma harcamalarındaki artışlar, devlet anlayışındaki değişiklikler gibi çok sayıda nedene bağlanabilir. Bu nedenlerden başka, gelişmekte olan ülkelere özgü olmak üzere 'popülizm' de kamu harcamalarındaki artış nedenlerinden birisi durumunda.

YERİNDELİK VE GEREKLİLİK
Kamu harcamaları konusunda gelişmiş ülkeler dışındaki ülkelerde egemen olan yaklaşım, bu harcamaları 'veri' almak. Başka bir deyişle, bu ülkelerde yapılan harcamanın 'gerekliliği' (yerindeliği) üzerinde fazlaca durulmuyor. Harcamaların denetimi ise 'biçimsel' olarak yapılıyor.
Yani, böyle bir harcamanın öncelik sıralamasının olup olmadığı tamamen siyasi olarak belirleniyor. Kararın alınmasında siyasetin temel belirleyici olması, denetim konusunda da biçimselliğin ağırlık kazanması sonucunu ortaya çıkarıyor.

FİNANSMAN ÖN PLANDA
Kamu harcamaları konusundaki mevcut eğilimler, ağırlığın harcamaların finansmanı noktasına kayması sonucunu doğruyor. Harcama veri kabul edilince bu harcama için bulunacak 'kaynak' konusu ön plana çıkıyor.
Örnek vermek gerekirse; yakın zamana kadar, yoksul ailelere kömür yardımı yapılmasının gerekliliği ve önceliği tartışılmazken; bunun finansman yöntemi tartışıldı. Oysa öncelikle bu tercihin yerindeliğinin değerlendirilmesi gerekiyor.
Finansman konusu o kadar belirleyici kabul ediliyor ki, anamuhalefet partisinin alternatif olarak ortaya koyduğu 'aile sigortası' konusu da sadece finansman yönüyle ele alındı. Bu yaklaşım, sosyal devlet anlayışı açısından 'iyi bir model' niteliğinde olan bu projenin yeterli tartışılmaması sonucunu ortaya çıkardı.

FİNANSMAN MODELLERİ
Kamu harcamaları için kalıcı finansman yolu olarak, ilk tercih kuşkusuz vergiler olmak durumunda. Bu harcamaların kısmen veya tamamen borçlanmayla finansman yolunun seçilmesi, vergi yükünün 'gelecek kuşaklara aktarılması' anlamına gelir. Yükün ötelenmesi siyasi olarak tercih edilmesine karşın bilimsel olarak doğru değildir.
Borçlanmanın maliyeti de dikkate alındığında, finansman ihtiyacının 'kartopu' etkisiyle giderek büyümesi sonucu, uzun vadede vergileme ile sorun çözülemez hale gelebilir. Bu durumda ise özelleştirme devreye girer ki, bu da geçmişin mirasının tüketilmesi demektir.

VERGİ KOMPOZİSYONU
Aslında doğru bir vergi politikasıyla finansman sorunu çözülebilir. Vergi gelirlerimizde dolaylı vergilerin ağırlığı yüzde 70'i aşmış durumda. Bu yapının 'adaletsiz' olduğu herkes tarafından kabul ediliyor. Diğer taraftan, dolaysız vergilerdeki kayıpların ulaştığı ciddi boyutlar 'resmi olarak' ortaya konulmuş durumda.
Bu iki tespitten hareket edildiğinde, sistemin harcamaların kaynağını sorgulayabilecek şekilde 'yeniden kurgulanmasının' dolaysız vergi gelirlerinde ciddi bir artış sağlayacağı sonucu ortaya çıkar. Günümüzün teknolojik olanaklarıyla bu kurgulamanın yapılması sanıldığından daha kolay. Burada temel sorun, 'servet düşmanlığı edebiyatı' yapılarak bu modelin 'istismar' edilmemesinin sağlanması.

Bağ-Kur'dan yaştan emekli olabilir miyim?
01.01.1952 doğumluyum. Sigorta başlangıcım Haziran 1974 (SSK). 600 gün askerlik borçlanmasını SSK'ya ödedim. Toplam SSK prim günüm 3162. 2000-2007 arası 6 yıl 9 ay 17 gün primi ödenmemiş Bağ-Kur sigortalılığım var. 3600 prim günüyle SSK'dan emekli olmak için eksik kalan 450 günü satın alıp, kalan 5 yılı aşkın süreye ilişin borcumun silinmesi için 28.03.2008 tarihinde Bağ-Kur Kanununun ek-19. maddesi kapsamında başvurdum. 4.500 TL yatırmamı söylediler, yatırdım. Sonra da ek-19. madde hükmünü uygulamayıp, borcunuzdan düştük dediler, ben de dava açtım. Bağ-Kur'a açtığım dava 9 Mart'ta görülecek. Davadan vazgeçsem 36.000 TL borç kaç liraya düşer? Bağ-Kur'dan yaştan emekli olabilir miyim? Yoksa dava sonucunu beklemeli miyim? lSedat Uğurer
Beş yıldan fazla süreye ilişkin prim borcunuz nedeniyle durdurulan sigortalılık sürenizin primlerinin, Torba Yasa kapsamında sigortalılık süreniz durdurulmamış gibi hesaplanmasını isteyebilirisiniz. Bu durumda prim asılları, borcun ilgili olduğu dönemlerde geçerli olan ve bulunduğunuz gelir basamakları esas alınarak hesaplanır. Gecikme cezası ve gecikme zammı yerine de TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak faiz hesaplanır. 36 bin TL borcun ne kadara düşeceği, borcunuzu Torba Yasaya göre yeniden hesaplattığınızda belli olur.
Bağ-Kur sigortalılık sürenize ilişkin borcunuzu ödeyerek 15 tam yıl prim ödemiş olma şartını sağladığınızda Bağ-Kur'dan yaştan emekli olabilirsiniz. İsterseniz mahkeme sonucunu bekleyebilirisiniz.

GÜNÜN SÖZÜ
'Fırsat, nazlı ve cilveli bir kadın gibidir; bir kez kapıyı kapalı bulursa bir daha gelmez.' (F. Grilparzer)

<p><span>MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. HDP E

PKK'nın bir kolu gibi çalışan HDP kapatılacak mı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Muğla'da etkili olan kar yağışı güzel görüntüler oluşturdu

Sivas'ta tıra arkadan çarpan ambulanstaki hemşire öldü, şoför yaralandı