• $ 5,7548
  • € 6,3472
  • 272.38
  • 103781
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Kralın soytarısı olmak size çok yakışıyor

Bir Neocon çavuşu günlerdir kendi aklını da zorlayarak, kan ter içinde yazılar yazıyor, kralın soytarılarından demokrasi manifestosu üretiyor, eline tutuşturulan ucuz Amerikan reçetelerini stratejik analiz diye satmaya çalışıyor. Boşuna uğraşıyorsun çavuş, senin yaptığın Türkiye düşmanlığı işlerini New York Times daha şiddetlisini yapıyor, sen biraz çakma kalıyorsun…

Bu Neocon çavuşu arkadaşın derdi büyük. Türkiye’nin “demokrasi özürlü” bir ülke, Tayyip Erdoğan’ın diktatöryal hevesler taşıyan bir lider olduğunu bütün dünyaya anlatabilmek için kendini helak ediyor.
Ancak esas itibarıyla apoletli Neocon çavuşu olmayı hedeflediği için, Türkiye düşmanlığına dayalı merkezlerin ve isimlerin analizleri içinde debelenip duruyor. Öyle ki, kendisine ihale edilen “Türkiye düşmanlığı” gibi pis bir işi halledebilmek için çok dramatik hallere düşüyor.
Mesela Birleşik Arap Emirlikleri üniversitesinde kralın soytarısı konumundaki bir akademisyenin yazısına sığınıp Tayyip Erdoğan’a ateş ediyor. Buyuruyor ki BAE’li profesör: “Erdoğan birçok konuda diktatör gibi davranıyor, özgürlükleri ve göstericileri bastırıyor.”
İyi güzel de adama sormazlar mı, sen kimsin, BAE ne zaman krallıktan, emirlikten demokrasiye terfi etti de başkalarına demokrasi dersi veriyorsun? Eğer bu kadar demokrasiye değer veriyorsan, önce BAE’de demokrasi mücadelesi başlat bir görelim… Ayrıca petrol paralarınızla besleyip büyüttüğünüz cuntacı Sisi’nin nasıl bir demokrasiye tekabül ettiğini de açıklarsanız çok mutlu oluruz…
Bizim Neocon çavuşunun parlak demokrasi örnekleri sadece Ortadoğu krallıklarından ibaret değil elbette. Mesela Londra’da Ortadoğu uzmanlığının başında gelen akademik merkezlerden birisi olan SOAS var. Bu merkezin uzmanları da Türkiye demokrasisiyle yakından ilgileniyorlar. Ancak ne hikmetse Ortadoğu’daki krallar, diktatörler, cunta liderleri demokrasi âşığı bu akademik merkezin kapsama alanına bir türlü girmiyor. Sanırsınız ki demokrasiyi değil, cuntacıları koruma kurumu mübarek…
Mesela cunta lideri Sisi’yi görünce demokrasi hiç akıllarına gelmiyor. Suriye’de kendi halkını katleden diktatör Esad’ı özgürlüklerden ve insan haklarından daha değerli buluyorlar. Anlaşılan o ki insanların ölmesi, cuntacıların zulmü akademik bir değer ifade etmiyor.
Onları sadece Türkiye ilgilendiriyor. Mesela Türkiye’nin Batılı dostlarına sormadan demokrasisinin standartlarını yükseltmesine gıcık oluyorlar. Kendi milli dinamikleriyle başlattığı ‘çözüm süreci’nin başarılı olmasına pek üzülüyorlar…
Bu yüzden de bütün akademik çalışmalarını, haberlerini, analizlerini PKK’nın uzantısı olan PYD’ye teksif etmiş durumdalar. ‘Diktatör’ yalanı üzerinden ürettikleri her türlü kirli algı operasyonunu mubah görüyorlar. Türkiye’nin bölgedeki gücünü zayıflatmak ve canını sıkmak için PKK ve türevlerinin en kullanışlı araç olduğunu çok iyi biliyorlar.
Amerika ve Avrupa’daki operasyonel medyanın ve Türkiye’deki ucuz yandaşlarının son dönemde oluşturduğu Kobani efsanesi kesinlikle IŞİD terörüyle mücadelenin simgesi olarak değil, Türk ve Kürt dostluğunu zehirlemek üzere icat edilmiş bir ‘üst aklın’ ürünüdür.
Unutmayalım ki, Kobani üzerinden Türkiye’de sergilenen şehir terörü öyle masum bir Kobani dayanışmasından değil, PKK ve PYD’ye verilen ihalenin icra edilmesiyle ortaya çıkmış barbarlık görüntüleridir. Dolayısıyla bütün bu olup bitenleri ‘üst aklın’ Türkiye’ye ilişkin hazırladığı oyunlardan bağımsız olarak anlamak ve anlamlandırmak mümkün değildir.
Üst aklı fazla soyut bulanlar için bir anlama kılavuzu sunamam ama Suriye’de yolunu kaybeden Obama’nın İran-Suriye, İran-PKK-PYD ve Esad-PYD ittifaklarından medet umar hale geldiğini söyleyerek bir nebze olsun yardımcı olabilirim.

Başkan Erdoğan´a Böyle Seslendi! ´I Love You Man´

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Trakya'daki yaban hayatı görüntülendi

2019 futbolda veda yılı oldu