• $ 5,7591
  • € 6,4079
  • 276.981
  • 99490
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Barışa diz çöktürmek

6-7 Ekim kalkışmasında 40 vatandaşımızı katlettiler, insanların başlarını ezerek vahşet görüntüleri sergilediler. Okulları, ambulansları yaktılar, müzeleri yağmaladılar. İstediler ki yüreğine taş basarak acıların bitmesi için her şeye rağmen çözüme destek veren Türkiye insanının sabrı taşsın, ‘darbe mekanizması’ yeniden devreye girsin ve ölümler başlasın...

Zira Türkiye’nin kendi milli dinamikleriyle başlattığı çözüm süreci, eski Türkiye aktörlerinin en önemli argüman olan ‘vesayet mekanizması’nı ellerinden almış, ülkede kaos çıkarma kabiliyetlerini zaafa uğratmıştı. Bu aynı zamanda bir eli hep Türkiye’nin içinde olan, zamanı geldiğinde kullanılmak üzere ölüme yatırım yapan dış dinamiklerin ekmeğinin de kesilmesi anlamına geliyordu.
Esas itibarıyla Gezi kalkışmasında “Demokrasi sandıktan ibaret değildir” diyerek şehirleri yakıp yıkanlar da, 17-25 Aralık darbe girişiminde millet iradesine suikast düzenleyenler de, 6-7 Ekim vandalizmiyle kafa ezenler de bu ülkede işlerin yolunda gitmesinden, sükûnetten, barıştan rahatsız olanlardı.
İşte şimdi Yüksekova’da üç askerin PKK tarafından şehit edilmesi, barışa diz çöktürmenin yeni bir aşamasıdır. Çünkü tetiği çektirenler de, çekenler de çok iyi biliyorlar ki çözümün temel sermayesi olan toplumun rızası, barış talepleri ancak böyle dinamitlenebilir.
Tam otuz yıldır terör ve kaos PR’ı üzerinden hesap gören iç ve dış aktörler şimdi kurşunlar sıkıldıkça yeniden ‘vesayet mekanizması’nın dişlilerini yağlamaya başladılar. Kurşunlar sıkılsın ki toplumdaki bıkkınlık ve nefret dalgası yükselsin ve tıpkı ‘90’lı yıllarda olduğu gibi ülke ‘Vesayet-şiddet’ denklemine mahkûm olsun.
6-7 Ekim kalkışması ve son Hakkari saldırısı gösterdi ki, Kandil devletin derinlerinde uykuya yatan ‘vesayet mekanizması’nı yeniden diriltmek için bütün kirli yolları denemekte kararlıdır. Henüz hafızalarımızda tazeliğini koruyan bir gerçek var ki, yıllarca asimilasyon ve inkâr politikalarıyla Kürtleri ötekileştiren vesayet rejimi, onları sadece PKK ile mücadelenin bir aracı olarak görmüştü. İşte şimdi PKK da vesayet rejiminin Kürtlere reva gördüğü o ilkel yöntemin aynısını uyguluyor.
Açıkçası Kürtler PKK için, Türkiye’ye ateş ederken kullanabildiği oranda bir değer ifade ediyor. Kirli savaşta kendisine destek vermeyen Kürtleri hedefe oturtuyor ve onlara her türlü vahşeti uygulamaktan geri durmuyor. 6-7 Ekim olaylarında sergilenen vandalizm ve vahşet görüntüleri bunun en önemli göstergesidir. Kısacası vesayet rejiminin ‘iyi-kötü Kürt’ şeklindeki faşist yöntemleriyle PKK’nın Kürtlere reva gördüğü araçsallaştırma politikası aynı ilkel vesayet düzeninin ürünüdür.
Bu yüzdendir ki 1990’lı yılların karanlık ortamında JİTEM’in gerçekleştirdiği cinayetlerin bir benzerini, bugün PKK JİTEM’i olarak tanımlayabileceğimiz yapılar Güneydoğu’da gerçekleştirmektedirler.
Evet gelinen noktada, özellikle Kobani üzerindeki Amerikan şemsiyesinden biraz fazla heyecanlanan PKK, genlerindeki Stalinist motivasyonla birlikte yeniden devrim hayallerine kapılmıştır. Bu yüzden de ‘barış masası’nı bir kez daha devirerek çözüme diz çöktürmeyi hedeflemektedir.
Ancak PKK üzerinden Türkiye ile hesap görmeye çalışan içeride ve dışarıdaki vesayet odakları da, PKK da bilmeli ki Türkler ve Kürtler çözüm istiyor. Sadece istemekle kalmayıp, otuz yıldır hafızalarımıza kazınan kanlı sayfaları kapatıp beyaz bir sayfa açma iradesini ortaya koyuyor.
Bugüne kadar sınır dışına çekilme dahil, şehirlerde şiddet üretmeyeceğine dair verdiği sözlerin hiçbirisini tutmamasına rağmen, hükümet çözüm iradesindeki kararlılığından asla vazgeçmedi.
Düşünün ki hükümet son çerçeve yasayla görüşmelere hukuki bir zemin kazandırıyor, dağdakilerin inmesini, Mahmur’un boşaltılmasını içeren yol haritaları hazırlıyor ama Kandil ve siyasi uzantısı HDP, “Hükümet hiçbir adım atmıyor” demekten vazgeçmiyor. Bu da gösteriyor ki PKK’nın aklı hâlâ silahlı statüdedir. Bunun için de seçim öncesi, açıktan Türklere ve Kürtlere şantaj yapmaktadır.
Unutmayalım ki ‘çözüm süreci’ bütün bir Türkiye toplumunun rızasıyla yürütülmektedir. Eğer PKK’nın bu şımarıklığı sonucunda süreç çökerse, bunun faturası sadece Türkiye için değil, PKK için de ağır olur.

<p>İhlas Haber Ajansı ekibi, terör örgütü PYD/PKK´dan Barış Pınarı Harekâtı ile temizlenen Resulayn

Resulayn´da Belediye Binasına Türk Bayrağı Asıldı

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Tarlaya gömülü halde bulundu! İş makinesiyle çıkarıldı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları