• $9,5122
  • €11,0909
  • 546.309
  • 1455.42
9 Mayıs 2015 Cumartesi

Siyaset Demirtaş’a, Diyanet Fethullah’a havale

HDP Seçim Bildirgesi’nde Diyanet konusunda aynen şöyle deniyor: ‘Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılarak, devletin din ve inanç alanından elini çekmesi sağlanacak, din ve inanç işleri topluma, inanç sahiplerine bırakılacaktır.’ Bu ifadeler sadece bilgisizlikle açıklanamaz.

Çoğunluğu Müslüman bir ülkede devletin din hizmeti vermesine karşı çıkmak İslam karşıtlığından başka bir şey değildir. İslam’da ruhban sınıfı yoktur, Müslümanlar Diyanet İşleri’yle ilgili ihtiyaçlarını karşılamak için kendi aralarında örgütlenmezler, bu ihtiyaçları onlara devlet sağlar.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tayin ettiği din görevlileri, bakınız din adamı demiyorum, vatandaşa hizmet verir. Diyanet İşleri yayınlarında, tek bir âlimin yorumuna değil ulemanın tümünün görüşlerine rastlarsınız, bu şekilde İslami bilgiler ihtiyaç sahiplerine ulaşmış olmaktadır. Demokrasilerde devlet vatandaşın hizmetkârı olarak onun her türlü ihtiyaç ve talebini yerine getirmek zorundadır. Diyanet’i de böyle görmek gerekir.
‘Devletin din ve inanç alanından elini çekmesi’ talebi İslam’la ilgili olmayıp tipik bir Amerikan zihniyetidir. Bu görüş İngiltere’deki Anglikan Kilisesi’ndeki devlet etkisinden rahatsızlık duyarak 17’nci yüzyılda Amerika’ya yerleşen Evangelist gruplara aittir. Hıristiyanlığın tüm mezhepleri cemaat anlamına gelen kilise kavramını merkeze alır. Kilisenin yani Hıristiyanlardan oluşan cemaatin manevi şahsiyeti kutsaldır. Kiliseye vaftiz töreniyle girilir, ancak vaftiz yoluyla Hıristiyan olunur. Bir Hıristiyan, yaşamındaki tüm önemli olayları cemaatin parçası olarak yaşar ve maneviyatla ilişkisini ruhani özellikteki papaz kurar. Batı’da bir dini mekanizmanın varlığı nedeniyle din ve devlet arasında kesin bir ayrım talebi anlaşılır bir tutumdur. Batı’daki Hıristiyanlıkla ilgili uygulamaları aynen Türkiye’ye aktarmaya çalışmak yanlıştır ama bunu yapan bir siyasal parti ise bu vahim bir saygısızlıktır.
Demirtaş, ilkel bir popülizmle etkilemeye çalıştığı Alevi vatandaşların özgün taleplerine destek vereceğine Müslümanların tümünü rahatsız edecek öneriler getiriyor. Bu yıkıcı tutum yerine‘devletimiz Diyanet için şu kadar para harcıyor, Alevilerin talepleri var, onlar için de şu harcamalar yapılmalıdır’ deseydi bu saygın bir görüş olurdu.
Din ve inanç alanında devletin görev ve sorumlulukları vardır. ‘Din ve inanç işlerinin topluma, inanç sahiplerine bırakılmasını’ istemek eski Ortaçağ Papalık Avrupa’sında olduğu gibi insana ilişkin dolayısıyla özünde bir inanç işi olan eğitimin ve yargının da bir cemaatin yönetimine bırakılmasını istemekle aynı şeydir. Fethullahçıların amacı da zaten hep bu olmuştur, HDP programındaki maddeyi savunmuşlar, eğitim ve yargıda büyük etkinlik de kaydetmişlerdir. Gülen’in Papa konumunda bulunacağı, cemaatinin de eğitim ve yargıyı tekeline alacağı ABD projesi Türkiye genelinde başarısızlığa uğramıştır. Şimdi aynı proje Ortadoğu’da Kürtler ve HDP eliyle yürütülmek isteniyor. Dumanlı ile Diyarbakır Belediye Başkanı Kışanak arasındaki gizli görüşmenin anlamı budur.
HDP’nin Seçim Bildirgesi bir ABD planının uygulamasıdır. Irak’ta çaresiz kalan ABD, ağırlığı Kürt bölgelerine vermiştir ve Gülenci faaliyeti de buralara kaydırmak istemektedir. Amerika’da yapılan toplantılarda tarihsel PKK önderliği eleştirilerek işler Demirtaş’a havale edilmiş, Diyanet ve eğitimde ise Güneydoğu’da Gülen’in etkin olması istenmiştir. HDP, oy istediği Alevi vatandaşlara asıl bu konuda açıklama yapmalıdır.

<p>Verdiğiniz nefes aldığınız nefesle  karışmıyor. Akıllı maske telefonla kontrol ediliyor.</p><p>Ak

Akıllı maske nefes aldıracak

Güney Kore ilk yerli roketi 'Nuri'yi uzaya fırlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'da bir kafede vatandaşlarla sohbet etti

Niğde'de 20 milyon yıllık fosil bulundu