• $9,3183
  • €10,8235
  • 529.843
  • 1417.85
5 Mayıs 2015 Salı

Osmanlı Hıristiyan kolonisi ve laik koloni

Batı dillerinde sömürgecilik sözcüğünün eşanlamlısı ‘kolonyalizm’ sözcüğü 20’nci yüzyıl başlarında ülkemizde de bu şekilde kullanılmıştır. O kullanım daha öğreticiydi, şöyle ki modern çağda sömürgeci yani ‘kolonizatör’ ülkeler sömürdükleri ülkelerde kendi yurttaşları veya kendi kültürlerinden kimselerden ‘kolon’lar, yerleşik insan grupları oluşturmuşlardır. ‘Kolonyalizm’ terimini kullansaydık, ‘ülkemizde kolon ve koloni projesi oldu mu?’ diye soracak ve bazı konular zihnimizde berraklaşacaktı.
Cezayir, 1830’dan 1962’ye kadar Fransa’nın sömürgesi, kolonisiydi. Fransa bu ülkeyi işgal ettiği zaman oraya Fransız ve İspanyol asıllı Hıristiyanlardan oluşan kolonlar yerleştirdi ama yeterince insan bulmadığı için 1871 yılında Cezayir’de yaşayan Yahudilere de Fransız vatandaşlığı verdi ve kolonisini genişletmiş oldu.
Rusya, koloni haline getirdiği Orta Asya Türk toprakları ve Kafkasya’ya Rus Ortodoks grupları getirdi. Sovyet rejimi kolonizasyonu devam ettirdi, bugün de buralarda Ruslar vardır. İngiltere Hindistan’a, Belçika Kongo’ya beyaz Avrupalı nüfus yerleştirmiştir.
Sömürgecilik tarih dışı değildir. Çağdaş dünyada kapitalizm önce Batı Avrupa’da ortaya çıkmış, dünyanın dört bir yanına savaşla ve kolonyalizmle yayılmıştır. Bu yayılma sırasında gittiği ülkelerde kolonlar yani bir nevi beşinci kol oluşturmuştur. Osmanlı’yı kapitalizme açmak ve kaynaklarını sömürmek isteyen Batı kapitalizmi Selanik, İstanbul, İzmir, Zonguldak gibi kentlere nüfus yollamış, Katolik Ermenilere Fransız vatandaşlığı vermiştir. Sayı yeterli olmayınca kendi kültürüne yakın gördüğü Hıristiyan nüfusun tamamını ‘kolon’ olarak kullanmak istemiş, inanılmayacak sayıda okullar açarak bu insanları kendine bağlamıştır. Kışkırtmalar sonucu Osmanlı’dan kopartılıp kurmaca bir devlet ve demokrasi oluşturulan Yunanistan’da ilk 40 yıl boyunca üç büyük siyasal partinin adları resmen Rusya Partisi, İngiltere Partisi ve Fransa Partisi’ydi. Kolonyalizmi bundan daha güzel ne anlatabilir?
Kolonyalizm Osmanlı’ya ekonomik olarak girerken kendisiyle işbirliği yapan bir ihracatçı-ithalatçı-montajcı sınıf oluşturdu. Bu kesimin ülke ekonomisini geliştirmek gibi bir amacı olmadı, biriktirdiği paranın çoğunu yine Batı’ya transfer etti. Batı’nın kendisine işbirlikçi olarak seçtiği Hıristiyan koloni 20’nci yüzyıla vardığımızda büyük servetler biriktirmişti. Hıristiyanlar dışında zenginleşen kesimler arasında Türk kimliği olan Selanik ve İzmir tüccarları ve o çevredeki işadamları vardı ki bunlar da Batı ile tütün, tarım ürünleri ve kısmen tekstil ticareti içindeydi. Ekonomik hayatta zayıf fakat bürokrasi içinde güçlü olan bu kesim Hıristiyan koloniye gıptayla bakmakta, onun Batı’yla ilişkilerine imrenmekte ve onun yerini almak istemekteydi.
1915 olayları, mübadele ve 1944 varlık vergisiyle gayrimüslim kolonilerin yerine Türk kimlikli azınlık bir kesim geçmiş oldu. Hıristiyan koloni pratikte ortadan kalktı. Artık Kolonyalizmle işbirliği yapan bir Türk kolonisi vardı. Bu komprador kesim eski koloninin değerlerini benimseyerek Batı’yla iyi ilişkiler kurmayı hayal ediyordu. İngiliz ve Fransızlara göre daha kıvrak bir kolonyal devlet olan ABD onlara kucak açtı. Onlar da Türkiye’nin laik kolonisi oldular, oy aldıkları bölgelere, oturdukları semtlere, yaşam tarzlarına bakınız, yok edip yerini aldıkları eski Hıristiyan kolonisinden pek farkları yoktur. İşin püf noktası budur.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Haftanın gündemine oturan en önemli gelişmelerden biri Uzay Yolu

Elon Musk ve Jeff Bezos arasında sular durulmuyor | TeknoZone #5

Kargaların şaşırtıcı zekası ve alet kullanabilme becerisi

Dev şirketlerinin logolarındaki gizli anlamlar

Servis minibüsüyle kamyonet çarpıştı: 2 ölü, 11 yaralı