• $8,3997
  • €9,9775
  • 489.134
  • 1408.81
11 Ekim 2014 Cumartesi

Milliyetçilik silahtır, öldürür!

Milliyetçilik eski bir akım değildir, 18’inci yüzyıl sonlarında ortaya çıkmıştır. Her halkın bir ulus devlete sahip olması gereğini savunur. Ulus devlet ve milliyetçilik, kapitalizmin gelişme devresinde muhtaç olduğu ideolojik ve siyasal çerçevedir. İngiltere’de doğan kapitalizm merkezden çevreye doğru gelişmiştir. Kapitalizmin merkez ülkeleri, sistemi bütün dünyaya kan ve ateşle yayarken çevre ülkelerdeki milliyetçilikleri bir silah olarak kullanmışlardır. Yerel milliyetçilikleri manipüle ederek sisteme direnen ülkeleri ve eski devletleri parçalamışlardır.
19’uncu yüzyıl sonunda çevre ülkelerde henüz kapitalizm ve kapitalist bir sınıf mevcut değilken bile kapitalizm hayranı milliyetçi akımlar belirivermişti. Milliyetçi akımları destekleyen aydınlar merkez ülkelere fikren sadakat duymakta ve sistemin ekonomik ve kültürel yapısını ithal etmeye çalışmaktaydılar. Filozoflar tarafından kapitalizmin fikir çavuşları olarak adlandırılan bu kesimler kimi zaman emperyalizmin aleyhinde olduklarını iddia etseler de ülkelerini kapitalizme yaklaştırıp aslında Batı’yla bütünleştirmişlerdir.
Osmanlı Devleti gibi kapitalizmin çevresinde bulunan çok kültürlü eski büyük devletler milliyetçilik tuzağının sahnelendiği bir sahaydı. Balkanlar’da yaşayan halklar bu tuzağa düştüler ve teker teker kendi ulus devletlerini kurarak kapitalizm merkezlerinin fiili egemenliğine girdiler. Son perdede ise Ermeniler, Rumlar ve Türkler arasında milliyetçilik yarışı başladı. Her grup Batı nezdinde ağırlığını koyarak Osmanlı’dan geri kalan topraklarda kapitalizmi en iyi kendisinin geliştireceğini vaat ediyordu. Devlet, Türk kavminin fiilen ağırlıkta olduğu teşkilatlı bir İslam devletiydi. Bu nedenle Batı’nın tüm irrasyonel ve dinsel desteğine rağmen Ermeniler ve Rumlar bu rekabetçi yarışın kaybedenleri oldular.
Fransa’nın 1870’ten itibaren Cezayir’deki pratiği olan İslam çoğunluğundaki ülkeleri gayrımüslim azınlık yönetiminde kapitalistleştirme projesi Osmanlı’da sökmedi. Ama erken Jöntürk milliyetçiliği gibi geç dönem Arap ve Kürt milliyetçilikleri de başta kültürel kodları olmak üzere kapitalizmin fanatik hayranları oldular. Batı’ya bel bağladılar ve kendi dindar halklarına düşmanlık güttüler. Asıl amacı dünya kapitalist sistemine yanaşmak olan yerel milliyetçiliğin siyasal bağımsızlık iddiaları göz boyamadır. Amip gibi bölünen yerel milliyetçilikler ya küresel kapitalizm merkezlerinin kuklası olacaklardır ya da kendi içlerindeki alt milliyetçiliklerle onlar da parçalanacaktır: Mezhep temelli dinsel milliyetçilikler gibi ya da Kürtlere karşı Zaza milliyetçiliği gibi, hatta Zazalara karşı da Dersim milliyetçiliği gibi.
Görüldüğü gibi filozof Hobbes’un ‘herkesin herkese karşı savaşı’ şeklinde ifade ettiği liberal slogan milliyetçi çatışmalarla sistemin adeta somut bir ifadesine dönüşmüştür. Aydınlanmacılar, kendi din düşmanlıklarındaki haklılığı ortaya koymak için sıklıkla ‘din ve mezhep savaşları’nın kötülüğüne değinmişlerdi. Ancak, modern çağda iki büyük dünya savaşı ve diğer milliyetçilik savaşlarındaki ölümler tarihteki tüm din savaşlarından yüzlerce kat fazladır. Zaten bir tarafta milliyetçi, diğer tarafta dini motiflerle savaşanlara bakınız. Bir tarafta tek etnik grup, diğer tarafta dünyadaki neredeyse tüm halkların temsil edildiği bir evrensellik. Hangisi daha insani?
Özelikle eski Osmanlı coğrafyasında emperyalizmin yörüngesine girmemiş tek bir milliyetçi akım yoktur. Bu eşyanın tabiatı icabıdır ve milliyetçiliğin kapitalizme ait bir ideoloji olmasından kaynaklanır. Sosyalizmle köken farkı bulunan radikal kentsoylu akım ‘sol ideoloji’ de evrensellikten kopmuş, çeşitli milliyetçi akımların uzantısı olmuştur. Tıpkı kapitalist sistemin ‘alarm verdiği’ kriz anlarında totaliter bir rejime dönüşmesi gibi, milliyetçilik de kendini barışla ortaya koyamadığı dönemlerde terörizme ve vandallığa dönüşür. Milliyetçilik silahtır, öldürür. Defalarca denenip, kanıtlanmıştır.

<p>Denizli'de  askeri kışla yakınında yangın çıkarmaya çalışan şüpheli yakalandı.</p><p>11'inci Koma

Kışla yanında kundakçı yakalandı

Orman yangınlarında yaralanan hayvanlar tedavi ediliyor

Uluabat Gölü, yeşile büründü

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Suver, Van'da incelemelerini sürdürüyor