• $8,8717
  • €10,3634
  • 495.971
  • 1384.79
20 Ağustos 2021 Cuma

Şikayetim var

Kastamonu ve Sinop illeri ve ilçelerinde vuku bulan sel felaketi nedeniyle,

İstanbul'da muhtemel deprem sebebiyle 'kötü binalardan' bahsederken;

Benim de 'kötü bir bina' yapımından ve yapanlardan şikayetim var.

*Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a

*Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Murat Kurum'a

*Maliye ve Ekonomi Bakanı Sayın Lütfü Elvan'a

*İstanbul Valisi Sayın Ali Yerlikaya'ya

*Üsküdar Kaymakamı Sayın Murat Sefa Demiryürek'e

*Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen'e şikayetimdir.

Şikayetçi: İstanbul, Üsküdar İlçesi Kuleli Mahallesi, Yalnız Selvi Yolu Caddesi Plevne, Çakıl, Papatya, Mor Salkım sokak ve Vaniköy yolunda bulunan 229 hanede yaşayan yaklaşık 1000 kişi adına Hüseyin Besli.

Şikayet edilen: Boğaziçi Üniversitesi, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü adına Müdür: Prof. Dr. Haluk Uzuner

Şikayet konusu:

1

Rasathane, kendi tapulu malı olmadığı gibi büyük ihtimalle tahsis de yapılmamış (tahsis için uğraşmayı zul kabul ederler) çevresindeki kamu (hazine) yerlerini gasp etmektedir.

Üstelik bu yeni bir şey de değildir.

70'li yıllarda da o günkü Rasathane yönetimi söz konusu arazinin etrafını dikenli tellerle çevirir. Ancak çevredeki insanlar gece bu telleri söker. Bu eylem birkaç kere tekrar eder, sonunda Rasathane isteğinden vazgeçer.

Çünkü bu arazi çevrede yaşayan çocukların ve gençlerin spor yaptığı bir alan olmanın yanında halkın da çeşitli etkinliklerde kullandığı bir arazidir.

Dahası, Kuleli Askeri Lisesi öğrencilerinin eğitim ve spor yaptığı bir alandır.

Öyle ki; bir seferinde çekiç talimi yapan bir öğrenci çekici istemsizce elinden kaçırır, o çekiç gelir evinin önünde ki anneme çarpar, çekilen filmden anlaşılır ki annemin kalça kemiğinin üst kısmında küçük bir parça kopmuştur.

Ne bir şikayet söz konusu olur,

Ne de daha sonra talebelerin spor yapmasına bir engel...

Kaldı ki bölgenin genel adı Talimhane'dir.

2

Zamanla Boğaziçi Üniversitesi, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü mahalle sakinlerinin elinden bu araziyi zorla alır. Sözüm ona Türkiye'nin iddialı üniversitelerinden biri olan Boğaziçi Üniversitesi'nin bir birimi üniversite ismine hiç yakışmayacak, estetikten yoksun, çevre şartlarını ve silueti kale almayan çirkin binalar yapar buraya.

Geçmişte bölgede imar yoktu. Ancak şu anda meri bir imar planı mevcut. Hiçbir şekilde bu plana uyulması da söz konusu değil.

3

Gasp edilmiş araziye, kaçak ve çirkin yapılar yapılırken hiçbir şekilde çevrenin huzuru ve hakları kale alınmaz.

Çevreden, şikayetçi olmaya kalkışanlara da "Burada devlet inşaatı yapılmaktadır" diye gözdağı verilir. Hafriyat alınırken ve taşınırken asgari emniyet ve sağlık tedbirleri alınmaz. Temelde çıkan kaya muhtemelen maliyeti artıracağı için fenni usuller kullanılmayarak vahşice kırılmaya çalışılır. Bu yüzden ses kirliliği bir tarafa yakın binalarda çatlaklar meydana gelir.

İstanbul'un, Boğaz'ın güzelim tepesi ne yazık ki ironik bir şekilde üniversite adına ucube binalarla doldurulur ve halen doldurulmaya devam ediliyor.

4

Son olarak bardağı taşıran damla bu ayın başında düşer.

Yukarıda söylenildiği gibi, imar yönetmeliğine uymadıkları, çevreye saygı göstermedikleri (ne saygısı resmen zulmediyorlar) ve binaları tam yolun kenarına yaptıkları için olsa gerek;

Beton dökerken, beton mikserini Plevne Sokak, Çakıl Sokak ve Vaniköy Yolu'nu kapatacak şekilde yerleştirirler. Bina büyük (hantal) olduğu için bu işlem bütün gün sürer. Yani üç sokağın yolu gün boyu kapalı kalır.

(Vaniköy Yolu; bugün çıkmaz bir sokaktır. Eskiden sahiden bu yoldan ilerleyip Vaniköy'e inmek mümkündü, söz konusu yolu bizzat kullanmışlığım çoktur.

Eski hava fotoğraflarında ve belediyedeki imar paftalarında bu yolu görmek mümkündür.)

Sokak sakinlerinin, bunu yapmaya hakları olmadığını, ambulansa ve/veya itfaiye aracına ihtiyaç duyulsa bu araçların mahalleye giremeyeceğini... söylemelerine rağmen hiç kale alınmazlar.

Bunun üzerine mahalle sakinleri kaymakamlığa şikayette bulunur.

Şikayet üzerine gelen polisler şikayet sahiplerini haklı bulup beton dökme faaliyetlerini durdurur ve yolu açar.

Aradan bir hafta geçer, daha üst makamdan izin aldıklarını söyleyerek tekrar yolu kapatırlar.

Şimdi; Allah uzun ömür versin 95'ine merdiven dayamış anam Plevne sokağın başındaki evde ihtiyarlığından dolayı yatalak olarak yaşamaktadır. Dolayısıyla her an bir ambulansa ihtiyaç duyulabilir.

Ama ne yazık ki Allah uzak etsin bugünlerde böyle bir şey vuku bulursa ambulans gelemeyecek demektir. Keza başkaları için de.

Sonuç olarak demem odur ki:

Elimde bir delil yok ama kuvvetli inancım; Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü yöneticileri kamu kaynaklarından kişisel olarak yararlanmak amacıyla, müteahhitlerle anlaşarak durmadan inşaat yapmaktadır.

Bu kanaate nerden mi vardım: Müdürlüğün bundan yaklaşık üç sene önce yine vahşi yöntemlerle yaptığı devasa bir bina halen boş olarak durmaktadır.

Ayrıca mülkiyeti kendilerinde olmayan bir araziye inşaat yaptıkları için muhtemeldir ki ihale de yapmamışlardır.

Son bir husus: İdarenin gerçekten binaya ihtiyacı varsa, tapulu arazisinde bu binaları yapacak münasip yerler mevcuttur.

Ancak bu yer halen çalışma ofisi olarak kullanılan binalara ve lojmanlara yakın olduğu için gerek inşaat aşamasında gerek kullanım sırasında konforları görece olarak bozulacağı nedeniyle söz konusu inşaatları buradan uzak tutmaya özen gösterirler.

Arz ederim...

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Üsküdar Belediyesi 2021-2022 kültür sanat sezonuna, dünyaca ünlü

Üsküdar'da Evgeny Grinko rüzgarı

Türkiye'deki şehirlerin isimleri nereden geliyor? İşte sizin memleketinizin hikâyesi

Adana'da 263 milyon 400 bin kaçak makaron ele geçirildi

Nükleer enerjili süper bilim yatının geceliği 1 milyon dolar olacak