• $8,103
  • €9,7134
  • 455.001
  • 1378.37
14 Haziran 2018 Perşembe

Maturidi dersleri/26

‘İsmaililik=Küreselcilik’

1

İmam Maturidi’nin eserlerinin önemli bir yekûnunu, döneminde var olan mezhep, meşrep, görüş, fırka, cemaat vs. hakkında yazdıklarından oluşur.

Mutezile’den sonra en çok üzerinde durduğu tenkide tabi tuttuğu kesim ise ‘İsmaililer’dir.

Maturidi’nin de yaşadığı hicri 3. Ve 4. asırlar İmamiye ve İsmailiye’nin (şia) en güçlü olduğu dönemler olup; Fatımi ve Büveyhi devletlerinin resmi mezhepleri olmaklığı ve Büveyhilerin bir dönem Abbasi devletini alt ettiği, Fatımilerin ta Mısır’dan Horosan’a dai (tebliğci)ler gönderdiği yıllardır.

Yani İsmailiye dönemin baskın ve saldırgan ideolojilerinden biri olarak ortadadır.

Kaldı ki; İsmailiye o günde bu günde, kendisini İslam’a nispet edip, ana gövde İslam anlayışında en uzağa düşen görüşlerden bir tanesidir.

Sayıca az olmalarına (görece olarak) rağmen etkileri her zaman güçlü bir cemaat görüntüsü vermiştir.

2

Hatırlatma babında;

İsmaililer başlangıçtan itibaren ‘Ulu’l Azm’ (büyük) altı peygamber geldiğine inanırlar. (Adem, Nuh, İbrahim, Musa, İsa ve Muhammed) Bu peygamberlere paralel olarak dünyanın da bugüne kadar 6 evre geçirdiğini kabul ederler.

Bu peygamberler ‘natık’tırlar, yani şeriatın zahiri kısmını tebliğe memurdurlar. Bu nedenle her ‘natık’ın, ‘şeriatın batınında gizli olan hakikatleri yorumlayacak’ bir vekil/vasisi bulunur.

Sonra; iki peygamber arası dönemde vasilerin varisi (dikkat isterim, ‘natık’ların değil) olarak yedi imam gelir. Bir devrin yedinci/son imamı bir sonraki devrin peygamberidir de aynı zamanda.

İsmaililere göre Hz. Muhammed’den sonra yedinci İmam Cafer-i Sadık’ın oğlu İsmail ölüp gayba çekilmiştir.

İmam İsmail; ‘natık’ ve ‘esas/vasi’nin vasıflarını birlikte taşıyarak yeniden zuhur edecek; böylece Hz. Muhammed ile başlayan altıncı devri sona erdirip yedinci ve son devri başlatacaktır.

İmam İsmail; gizli olanın da bilgisine sahip olacağı için bir natık olarak bunları ortaya koyduğunda artık her şey ayan beyan insanlara malum olacağından ‘artık dini hükümlere ihtiyaç’ kalmayacaktır.

3

Eminim son cümle sizde de aynı çağrışımları oluşturmuştur; dini hükümlere ihtiyacın olmadığı, bütün hakikatlerin açık seçik ortaya koyulduğu evrensel bir dünya… Globalizmin tarifine benzemiyor mu?

Küreselciliği çağrıştırmıyor mu?

Herkesin tabi olduğu/olmak mecburiyetinde bulunduğu bir dünya düzeni.

Ne dersiniz?

<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Esen Koronavirüs'ün kalp rahatsızlığı olanlar üzerindeki etkis

Koronavirüs Kalp Krizine Yol Açar Mı?

Güvenliğin dikkati, hayatını kurtardı

Polisin ikna çalışması sonucu teslim olan terörist ailesiyle buluşturuldu

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler