• $8,3136
  • €10,116
  • 498.648
  • 1454.25
27 Mayıs 2018 Pazar

Serazat gezintiler/2

1

‘Serazat’ kelimesini sözlükler özgür, serbest, başıboş diye karşılıyor; yetinmeyip bunlara rahat ve dertsiz anlamlarını ekleyenler de var.

Benim sözlüğümde ise ‘rahat ve dertsiz’in yerinde ‘hüzün’var. Hani Hilmi Yavuz’un ‘bize en çok yakışandır’ dediği ‘hüzün’.

Hüzün bizim dünyamıza geldiğinde bütün ruhlar ve dahi şeyler şöyle bir kıpırdanır, dizlerinin üzerinde sağa-sola kayarak baş köşeyi ortaya çıkartır ve boşaltır.

Bedri Rahmi’nin dediği gibi; ‘hüzün(de) gelir baş köşeye oturur’.

2

Yaşarken ölümlü olduğunu bilmek hüzünlüdür.

Ölümlü dünyada Müslüman olmak hüzün sebebidir.

Müslüman olarak modern ve kapitalist bir sisteme tabi olarak yaşamak başlı başına bir hüzündür.

Çatışma ve kaosun kol gezdiği, nöbet tutup, devriyeye çıktığı Ortadoğu’da Türkiyeli olmak, Türkiyeliliğin farkına ve bilincine vararak yapılan onca saldırıya karşı gerekli cevabı veremiyor olmak hüzündür.

Filistin’de Yahudi zulmünü çaresizce seyretmek ve Müslüman ölümleri karşısında sadece ahlanmak-vahlanmak büyük bir hüzündür.

“Fransız generali Franchet d’Esperey, önceden talimat verilerek hazırlandığı anlaşılan bir törenle 8 Şubat Cumartesi (1919) günü büyük bir zafer kazanmış bir kumandan edasıyla Topkapı’dan İstanbul’a girdi ve beyaz bir atın üzerinde Cadde-i Kebir’i geçerek Fransız Sefareti’ne yerleşti; aklınca dörtyüzelli küsür yıl önce beyaz bir ata binerek İstanbul’a giren Fatih’ten intikamını almış oluyordu. (…) Ertesi gün Süleyman Nazif tarafından Hadisat gazetesinde; yayımlanan ‘Kara Bir Gün’ adlı makalesinde; Fransız generalin İstanbul’a gelişi dolayısıyla bazı vatandaşlarımız tarafından (ekalliyetler, Rumlar, Ermeniler, Yahudiler) yapılan gösterilerin kalbimizde sonsuza kadar kanayacak bir yara açtığını (altını ben çizdim) aradan yüzyıllar geçse ve bugünkü idbarımız yarın ikbale dönüşse bile bu acıyı hep duyacağımızı, üzüntümüzü çocuklarımıza ve torunlarımıza hatırladıkça ağlayacakları bir miras olarak bırakacağımızı…” (Beşir Ayvazoğlu, Bozgunda Fetih Rüyası)

Ey Yahudi! Seni, hassaten hiç unutmadığımızı bilirsin, bilmelisin.

Çünkü senin her an bir hainlik yapacağını akıldan hiç çıkarmamayı Allah öğütlüyor bize…

3

Ölüm ne ki, nedir ölüm?

Hiçbir Müslüman ölümü çağırmaz, ölümü dilemez de… Ölüm gelmişse eğer hoş gelmiş, safalar getirmiştir, baş-göz üstünde yeri vardır.

Bu nedenle değil midir ki, onlar ölümü vuslat (düğün gecesi, kavuşma anı) olarak bilmişler, kabullenmişlerdir.

Vuslat; bir yere, amaca yeni bir aleme ulaşmak/kavuşmaktır ya;

Evlilikle/düğünle insanın bir alemden başka bir aleme geçişine vuslat dendiği gibi; bir dünyanın kapılarını kapatıp, terk edip, başka bir dünyaya gitmek, ebediyete kavuşmak en büyük vuslattır.

Bu nedenle midir Filistin’de, Suriye’de ve dünyanın bir çok başka yerinde Müslümanlar kolay ölüyor, rahat öldürülüyor.

Yahudiler kendilerine yeryüzünde bir cennet kurmaya talipler bencilce; başkalarını almayacakları bir cennet, öyleyse bu cennetin kurulabilmesi için başkaları ölmeli.

Teorik/teolojik olarak başkaları onların cenneti için tehdittir.

Bu nedenle midir ki, Yahudiler rahatlıkla öldürebiliyorlar.

Keşke bilseler ve kabullenseler, öldürmekle tüketemeyeceklerini ve dünya cennetlerini kuramayacaklarını.

Sadece onlar yaptıkları zulümle, ahlaksızlıkla, vahşetle baş başa kalmış olacaklar.

Ahlaksızlık ve namussuzlukları arttıkça insanlıktan uzaklaşıp hayvanlaşacaklar…

Asıl soru; Yahudiler hayvanlaşırken, diğerleri insan kalmayı becerebilecek mi?

<p>İşgalci İsrail'in Gazze'yi abluka altına alması sonrası 13 yaşındaki Abdurrahman eş-Şanti, Filist

13 yaşındaki Abdurrahman eş-Şanti Gazze'den dünyaya rap yaparak haykırdı

Yer siyah, gök beyaz; şampiyon Beşiktaş!

Filistinlilerin evleri yerle bir oldu

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı