• $13,2536
  • €15,0997
  • 759.599
  • 1857.4
9 Şubat 2017 Perşembe

Kuvvetler ayrılığı

1

Modernitenin, hak etmediği ölçüde değer atfederek ve aşırı yücelterek insanlığa dayattığı kavramlardan bir tanesi de ‘kuvvetler ayrılığı prensibi’dir.

Güya otoriterleşmeyi ve layüselliği önlemek adına hayata sürülen bu kavram, nihayetinde hayatı parçalamakla işe başlar.

Bir kez parçalanmış hayat ise, bir daha kolay kolay dikiş tutmaz, âlemi tenvir edecek bir nizam kurulmasına imkan vermez.

İnsanlık tarihi bunun misalleriyle doludur.

Edinilmiş tecrübelerden yola çıkıldığında görülecektir ki;

Her bağımsız kuvvet, bir ötekini dengelemek ve denetlemekten çok; kendi iktidar alanını güçlendirmek adına ötekinin iktidarını zayıflatmak ve hatta yok etmek için uğraşmıştır.

Böyle olunca ortaya birbirini tamamlamak, dayanışma içine girerek güç artırmaya çalışmaktan çok, kendini dışarıya karşı koruyan yapılar ortaya çıkar.

Yani, örgütlenmiş ve meşruiyet kazanmış ne kadar kuvvet var ise, tarifi ve tanımı gereği o kadar güç odağı oluşmuş olur.

Bu ise çok başlı bir sistemden başka bir şey olmayıp, böyle yapılar ancak istikrarsızlık ve kaos üretirler.

İstikrarsızlığın bulunduğu ortamlar ise, hiçbir zaman, birinci derecede yönetimlerden beklenen adalet oluşturmayı gerçekleştiremez.

2

Tarih kitaplarında anlatılan malum hikâyedir:

Marco Polo meşhur seyahatinde Kubilay Han’a da misafir olur. Uzun sohbet sırasında M. Polo, Han’a, bir köprüyü tek tek taşlarıyla birlikte tasvir eder. Bunun üzerine Han, “bu kadar taş arasında hangi taşın köprüyü ayakta tutuğunu” sorar. Polo; “tek tek taşların değil, onların oluşturduğu birliğin, bütünlüğün yani kemerin köprüyü ayakta tuttuğunu” söyleyince, Han, “öyleyse niye sabahtan beri taşlardan bahsediyorsun! Önemli olan kemerse onu anlat” diye çıkışır. Polo’nun yanıtı ise; “Ama taşlar olmadan kemer de olmaz…” olur.

Yukarıdaki anlatıda açıkça görüleceği gibi, bir unsur, bir eleman; bir bütün içinde ancak başkalarıyla birlikte olursa bir anlam, değer kazanabilir.

Başkalarının öteki görüldüğünde ne onun ne de ötekinin varlığından söz edilebilir.

3

Mesele; her bir unsuru, tekil hakikatlerini örtmeden ve inkâr etmeden, ortak bir manada bir araya toplamak, birliği ve beraberliği sağlayarak bir bütün oluşturmaktadır, bir ‘külliye’ kurmaktır.

Bir ‘kemer’ inşa edebilmektir.

Bunun içinde bir mimara ihtiyaç vardır.

Türkiye, başkanlık sistemine geçmekle işte bu mimarını ortaya çıkarmış olacaktır.

Hayırlı uğurlu olsun.

(*)Cumhurbaşkanlığı yerleşkesine ‘Külliye’ adı verilmesinin bu bağlamda ne kadar manidar olduğunu hatırlatmak istedim.

<p class='MsoNormal'>Peki, Başkan Erdoğan grup konuşmasında hangi mesajları  verdi? Asgari ücretin n

Başkan Erdoğan açıkladı: Asgari ücrette tarihi zam

Harran Sarayı'nın 9 asırlık salonu gün yüzüne çıkarıldı

2. el dükkanından aldı servet sahibi oldu

Kolanın daha önce duymadığınız 8 farklı kullanım alanı