• $13,402
  • €15,2012
  • 768.876
  • 1842.41
5 Şubat 2017 Pazar

Bir ‘hayır’cı profili

1

Referandumda tercihimin ‘evet’ olacağını açıklamış, hiçbir ‘hayır’cıyı aşağılamaya kalkışmamış biri olarak;

‘Hayır’cıların mahallesine bir göz atmaya kalkıştığımda, hala, orada hiçbir değişiklik olmadığını bir kez daha görmüş olmanın üzüntüsü içindeyim.

Sosyal medyadaki linç kampanyaları, sövmeler, aşağılamalar, hakaretler bir tarafa…

İçlerinden en aklı başında, en demokrat geçinenler bile ötekileştirme ve kategorileştirme ameliyesiyle meşguller.

2

Ertuğrul Özkök Perşembe günkü yazısında safını belirlerken kendi gazetesinden başka bir yazarın kendine attığı,

“Safım Türkiye…

Demokratik, laik, hukuk devleti, birlik, beraberlik içinde, vatandaşlarının birbirlerini saflara ayırmadığı, Türkiye Cumhuriyeti için… sen de var mısın?” topunu almış ve varım cevabı vermiş.

Kendince akıllılık yapıyor Özkök;

Yukarıda sayılan kavramları (değerleri) savunmanın ‘hayır’ demekle mümkün olacağını söylemeye çalışıyor.

Bunu yaparken en azından komik duruma düştüğünün farkında değil herhalde, etrafından kimse de ona söylemiyor ya da söyleyemiyor anlaşılan.

Nasıl mı?

‘Beraberlik’ diyor ya Özkökgiller;

Onların beraberlikten anladığı kendi mahallesinde, kendi mekanlarında bir araya geliştir.

‘Birlik’ diyor ya…

Birlik, kendilerinin yukarılarda bir yerde oluşturup inşa ettiği düzene herkesin uymasıdır, gönüllü ve/veya zorla…

‘Vatandaşların birbirini saflara ayırmadığı’ temennisi, iddiası ise tamamen safsata, baştan aşağı yalan.

Öyle ki; aynı yazıda Özkök;

Tercihini ‘evet’ olduğunu açıklamış bulunan, Osmanlı hanedanlığından geldiğini söyleyen bir kadını, ‘evet’ dediği için hemen ötekileştiriyor, hemen kategorize ediyor.

“Kılığına kıyafetine, duruşuna, aldığı eğitime, konuşmasına, tarzına bakıyorum…

Tam bir Cumhuriyet kadını olarak yetişmiş…

Bence kesin ‘hayır’ı savunuyor.”

Hani vatandaşlar birbirini saflara ayırmayacaktı..

Belli bir eğitim alan, bir duruşu olanların, Cumhuriyet kadınlarının mutlaka ‘hayır’cı olması gerektiğini söylemek kategorileştirmek, saflara ayırmak değil de nedir?

3

Belli ki Özkök hızını alamamış.

Bir ‘Cumhuriyet kadını’(!)nın ‘evet’ demesini sindirememiş ki;

“Buyur padişah torununun bir ‘evet padişahlık istiyorum’ demediği kalmış…” diye devam ediyor.

Oysa, hanımefendi hiçte böyle bir şey söylemiyor. Hatta, aynı günkü Akşam Gazetesi’ne verdiği mülakatta “… kimsenin Osmanlı’yı geri getirmek gibi bir derdi yok” diyor.

Olsun…

O demese de Özkök bulur, görür, okur…

Kelimelerin, cümlelerin zahirinde olmasa da batınında gizli olanı ortaya çıkarır Özkök…

Üstelik bu yetenek sonradan da gelişmiş değildir. O öteden beri uyanıktır, öteden beri kül yutmazdır. Mesela; 20 yıl önce, Tayyip Erdoğan Siirt’te bir şiir okumuştu ya…

Şiir nedeniyle hakkında dava açıldığında, bu şiir Milli Eğitim müfredatında yer alan bir şiir, isnad edilen suçlamalarla ilgisi yok denmişti ya…

Bakın bunların üzerine Özkök ne yazmış.

23 Nisan 1998, Hürriyet Gazetesi

“Yaşadığımız olaylar, tanık olduğumuz gelişmeler, hepimizi bir demokratik samimiyete doğru itiyor. Hepimize samimi davranma, kışkırtıcı tutumlardan uzak durma görevini yüklüyor. Mesela Siirt’te söylenen o sözler… kimse kimseye bu sözlerin masum amaçlarla söylendiğini yutturmaya kalkmasın. ‘minareler süngü, camiler kışla olacak’ derken neyin kastedildiği, kimlerin hedef alındığı açıkça bellidir. Hepimiz düşünceyi söylemek ile eylemi kışkırtmak arasındaki farkı anlayacak kadar zekiyiz. İnancın ve dinin mukaddes mekanları ile süngü, miğfer ve kışla kavramlarının hangi amaçla yan yana telaffuz edildiğini anlamayacak kadar budala değiliz…

<p>Peki, Omicron varyantından korkmalı mıyız? Yeni varyantın özellikleri neler? Omicron varyantı aşı

Omicron varyatından korkmalı mıyız?

2021'e damga vuran ''Yılın Fotoğrafları'' oylaması başladı

Ankara'ya mevsimin ilk karı yağdı

Yunus polislerinin zorlu eğitiminden kareler