• $13,3884
  • €15,1673
  • 767.306
  • 1849.05
2 Şubat 2017 Perşembe

Propaganda

Türkiye’nin geleceği için hayati öneme haiz bir referanduma doğru giderken…

Referandumun tabiatı gereği toplum, ‘evet’çiler ve ‘hayır’cılar diye ikiye ayrılmışken…

Her iki kesimde kendi sayılarını çoğaltmak isteğiyle propaganda çalışmalarına başlamış bulunmaktadır.

İşin doğasıymış gibi görünen şu ‘propaganda’ya farklı bir açıdan bakabilir miyiz? Bir deneyelim istedik.

Nihai erimde ‘propaganda’, propaganda yapıcıların, propagandaya muhatap olacaklardan daha fazla şey biliyor, inancına dayanmaktadır.

Teorik olarak bunu doğru kabul edebiliriz de.

Ancak, milletimiz, yani ‘propaganda’ya muhatap olacak kitle, 15 Temmuz gecesi, doğru olarak bellediğimiz birçok ezberi bozmuştur, bunu hiç unutmamamız gerekir.

Propaganda malzemelerini (materyallerini) ve dilini oluştururken çok dikkatli olunmalı, aksi takdirde duvara toslamak gibi bir gerçekle karşılaşabiliriz.

Bir anekdot: 15 Temmuz’u takip eden özgürlük nöbetleri tutulan gecelerde biz de İstanbul’un birçok nöbet mahallini ziyaret etmiştik.

Bu ziyaretlerimiz sırasında, görevli arkadaşlar bizden de nöbet tutan kardeşlerimize hitap etmemizi istemişlerdi.

Kendi adıma, bu taleplerin hiçbirini karşılayamamış, çok ısrar edenlere de şöyle demiştim. “Eğer insanların karşısına çıkar isem ancak şunları söyleyebilirim: Ey kardeşlerim. Benim size söyleyecek hiçbir şeyim yok. Çünkü siz benden daha cesursunuz, kahramansınız, benden daha akıllısınız, daha ferasetlisiniz, benden daha vatanseversiniz, benden daha özgürlükçüsünüz, 15 Temmuz’da bunu gösterdiniz/ispat ettiniz. Bu nedenle ancak karşınızda saygıyla eğilebilirim…”

Dolayısıyla; referandumda ne diyeceklerini (15 Temmuz gecesi aynel yakin gördüğümüz üzere) milletimiz zaten çok iyi bilmektedir. Onlar, kadim gelenekten tevarüs edegelen bu bilgilerini, dolayısıyla kanaatlerini, şu veya bu yönde gelecek propaganda ile değiştirecek değillerdir.

2

İşin hakikati bir tarafa, anayasa değişikliği paketinin, algı düzeyinde Sayın Cumhurbaşkanı’nın ismi üzerinden tartışılmakta olduğu hepimizin malumu.

Yani öncekilerde olduğu gibi bu seçiminde bir numaralı aktörü Sayın Cumhurbaşkanıdır.

Peki Sayın Cumhurbaşkanı bu hususta ne düşünmektedir?

Sayın Cumhurbaşkanı’nın bugün de hâlâ ve ısrarla, her konuşmasında ‘egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ vurgusu bir tarafa…

Tarih: 26 Mart 1999, günlerden cuma!

Tayyip Erdoğan, hakkında verilmiş mahpusluk cezasını çekeceği Pınarhisar Cezaevi’nin kapısındadır.

İçeri girmeden, kendisini uğurlamaya gelenlere, aslında bütün Türkiye’ye hitaben bir konuşma yapar.

Erdoğan o konuşmasında gençlere kimi öğütler verdikten sonra;

“Halkımıza ayrıca bir mesaj vermeyi doğrusu gereksiz buluyorum. Zira son bir aydır Anadolu’yu dolaşıyorum. Samsun’dan Erzincan’a, Kırşehir’den İzmir’e kadar pek çok vilayeti dolaştım. Gaziantep’e, Kilis’e, Yalova’ya, Manisa’ya, Bursa’ya, Kastamonu’ya, Kocaeli’ne, Sakarya’ya gittim. Gördüm ki halkımız engin tarihi tecrübesiyle, fazilet ve ferasetiyle her şeyi hepimizden iyi görüyor, hepimizden doğru değerlendiriyor. Onun için şimdi yapmamız gereken şey halkımıza mesaj vermeye çalışmak değil, halkımızın bize verdiği mesajları iyi ve doğru kavramaktır. Bizim siyasi vizyonumuz işte bu ilkeyi yansıtıyor: Halkın verdiği mesajları doğru okumak…” (Bir Liderin Doğuşu: R. Tayyip Erdoğan, Hüseyin Besli-Ömer Özbay)

<p>Peki, Omicron varyantından korkmalı mıyız? Yeni varyantın özellikleri neler? Omicron varyantı aşı

Omicron varyatından korkmalı mıyız?

Türkiye'nin ilk Çocuk Adalet Merkezi kucak açtığı çocukları topluma kazandıracak

2021'e damga vuran ''Yılın Fotoğrafları'' oylaması başladı

Ankara'ya mevsimin ilk karı yağdı