• $8,2004
  • €9,7632
  • 457.239
  • 1393.24
07 Mart 2021 Pazar

Bu öğretmenlerle asla/2

3

Doğrudur. Devlet doğrudan fikir ve sanat üretmez, fikir sahiplerine ve sanatçılara uygun zemin hazırlar ve zaman zaman destek olur.

Bu sahanın asıl ocağı ve üretim hanesi sivil sahadır. (Dikkat isterim sadece sivil toplum kuruluşları değil. Eğer meseleye sadece STK'larla sınırlarsak yeni bir hegomonik düzen oluşturmuş oluruz.)

Mevcut sistem, Sayın Cumhurbaşkanı'nın arzuları istikametinde oluşsa dahi istenilen hasılanın elde edilemeyeceğinin bilinmesini isterim.

Zira, ister kurum, ister fert olarak mezkur sahada, ifade edilen anlamda faaliyet gösterecek merciler/kişiler muhatap olacakları/meşgul olacakları/izleyecekleri gençleri/kişileri bulmakta zorlanacaktır.

Çünkü onlar yani tek tek 'okumuş' olan herkes şu veya bu derecede, şu veya bu oranda mevcut öğretmenlerin tedrisinden, daha doğrusu 'beyin yıkaması'ndan geçmişlerdir/geçmektedir.

En saf, en temiz, en az etkilenmiş olanlar dahi söz konusu öğretmenlerin iğdişleştirme ameliyesinden şu veya bu oranda kendilerine düşen hisseden kaçamamışlardır.

Tam burada sormak gerekir değil mi? Öğretmenleri bu kadar uzun bir süre, bu kadar homojen, bu kadar etkileyici kılan unsur nedir?

Bunun sırrı 'Köy Enstitüleri' gerçeğinde mündemiştir.

Evet, Köy Enstitüleri sadece bir Köy projesi değildir.

Köy Enstitüleri bizatihi varlığını uzun süre sürdürmese de (1940-1954, 14 yıl), ondan sonra değişik adlarla öğretmen yetiştiren kurumların tamamına Hasan Ali Yücel'in ve İsmail Hakkı Tonguç'un fikriyatı ve hissiyatı hakim olmuştur.

Bu hakimiyet el an devam etmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı'da bunların (öğretmenlerin) özlük haklarını temine yönelik bir kurum olmaktan öteye bir adım atmamıştır/atamamıştır, geçen 18 yıl boyunca...

Dolayısıyla ondan sonraki her okumuş (Enstitü dışındakiler de dahil) bu doktrinle mücehhez olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bürokratları, toplum önderleri, yol göstericileri, öğretmenleri olmuşlardır.

Köy Enstitüleri dönemin bütün kurumlarının ve anlayışların üzerinden bir buldozer gibi geçmiştir.

Kendisinden sonraki devlet sistemini bütün kurumlarıyla etkilemiş ve doktrine etmiştir.

Köy Enstitüleri'nin kurucu bakanı Hasan Ali Yücel (mealen); milletin yeni kutsal kitabı 'Nutuk'tur demişti ya, Köy Enstitüleri'nin kült kitabı da Mahmut Makal'ın 'Bizim Köy' adıyla yayınlanan romanıdır.

Kimi edebiyat eleştirmenleri, edebi metin olarak pek ciddiye alınmamasını söyleseler de Bizim Köy öyle bir etki yapar, öyle bir itibar kazanır ki; söylenenlere göre tam o sırada yazdığı 'İnce Mehmet'i yayınlamaktan çekinir Yaşar Kemal, Bizim Köyün altında ezilir diye. Daha da ilginci; bir anket düzenlenir; 'Bizim Köy mü Huzur mu? Hangisi daha iyi roman?' diye. Bizim Köy açık ara önde bitirir anketi...

Bizim Köy, neredeyse edebiyatın ve sosyolojinin ve dahi siyasetin 'kırmızı kitabı' olur.

Herkes, istese de istemese de bu kitabın rüzgarına göre siper alır.

O kadar ki; Bedri Rahmi Eyüpoğlu, kendisini palyaço durumuna düşürmeyi göze alıp söyle söyleyecektir mesela: "Herifçioğlu Sen Mişel'de koyuvermiş sakalı/Neylesin Bizim Köy'ü, nitsin Mahmut Makal'ı"... Görüleceği üzere burada anlattığı kendisi ve kendisi gibilerdir. Ama, ters rüzgara yakalanmamak için böyle davranmaktadır.

Yine; Köy Enstitüleri hakkında ilk kez eleştirel bir yaklaşım ortaya koyan Kemal Tahir (Bozkırdaki Çekirdek romanı) bile Köy Enstitülerinden etkilenmiştir, baskısından kurtulamamıştır diyebiliriz.

İdris Küçükömer, Selahattin Hilav, Cahit Tanyol gibi akademisyenlerle beraber geliştirdikleri ATÜT (Asya Tipi Üretim Tarzı) yorumunda köycülüğün ve Köy Enstitülerinin izleri/etkileri görmek hiç şaşırtıcı olmayacaktır.

Velhasıl; Köy Enstitüleri o dönemde başat bir unsur olarak değil, hayatın tamamına tesir eden bir ana eksen olarak işlev görmüştür.

İşte; geçmişimizde, böylesine etkin olan bu müessese, bu anlayış ülkenin bütün okumuşlarını, entelektüellerini etkilediği için, tesirleri hala devam etmektedir... En çokta öğretmenler üzerinde.

(Devam edecek)

<p>Koronavirüs salgınının uzun süredir kontrolden çıkmış olduğu ABD'de son durum ne? Aşılama süreci

ABD'de koronavirüs salgınında son durum

Beşiktaş, Erzurum'a ayak bastı

Zonguldak'ta dereden akan çamurlu su denizin rengini değiştirdi

Nisan ayında yağan kar Domaniç Dağları'nı beyaza bürüdü