• $8,1076
  • €9,7109
  • 455.431
  • 1378.37
28 Şubat 2021 Pazar

Kaba softa ham yobaz

Fantezi, hayal, kurgu, rüya...

"Bir varmış bir yokmuş,

Memleketlerin birinde bir su kenarında bir mektep varmış.

Memlekete ve millete en büyük zararı verenler yani derece derece hainler bu mektepten yetiştirmiş olmasına rağmen o hep birinci sınıf mektep muamelesi görüyormuş her ne hikmetse.

Bu mektep mensupları, sınavlarda ön sıralarda yer almışlıklar olgusu üzerine bir cemiyet kurmuşlar. Hiç utanıp sıkılmadan, çekinip gizlemeden cemiyetlerini 'Kibirliler ve Zararlılar Kulübü' tesmiye etmişler. Kibir ve zarar verme sınavından geçemeyenleri zinhar kulübe kabul etmiyorlarmış, en çok zarar verenleri de en öne koyuyorlarmış.

Günlerden bir gün mektebe yeni bir amir atanmış. Gel gör ki bu kişi geleneksel mektepli olmadığı gibi, (kibir bir tarafa) zarar verme konusunda umut vadetmiyormuş.

Bunu kabullenmeyen mektepliler bir huruç hareketi başlatmışlar ve eylem üstüne eylem koymuşlar.

Her ne kadar yeni atanmış, mekteplilerin 'Kibirliler ve Zararlılar Kulübü'nün en alt sıradaki üyeliğine teşne olduğunu bağıra-çağıra söylemesine rağmen kabul görmemiş. Mektebin 150 yıllık yıkımlarla ve ihanetlerle dolu geleneğini dahi kabul edeceğine, geleneğin ruhunu koruyacağına dair yemin billah etmişse de itibar görmemiş.

Buna karşılık kibirliler ve zararlılar kendilerine müteveccih her türlü lojistiği de kullanarak eylemlerini sürekli yükselterek mekteplerine sahip çıkmanın ötesine geçip, her alanda devletle boy ölçüşme isteğiyle yanıp tutuşmuşlar...

Bu hal ve şart içinde memleketin Dahiliye Vekili, eylemlerin öncüsü, cazgırı, tahrikçisi kimi talebelerin aileleriyle görüşmüş, çocuklarına mukayyet olsunlar diye...

Sonra da bir açıklamada bulunmuş gelişmelere dair ve demiş ki; 'Bazı aileleri çocuklarından sert gördüm, elmanın dibine düşmesi misali, ideolojik aile bunlar.'

Belli, vekil devletlu olmanın gereği kısıtlı bir biçimde konuşmaktaymış.

Haddi zatında, o aileler bir ideolojiyi temellük edecek zihni alt yapıya sahip olamazlarmış.

Onlar olsa olsa sapına kadar/dibine kadar/doruğuna kadar kaba softa olabilirmiş ancak.

'Softa', kelimenin kök anlamıyla Batı güzellemeleriyle 'yanmış, tutuşmuş' kömüre dönmüşlükleri işaretlerken,

Daha sonraları sahada üstlendiği anlamıyla, inandığından başka inanacak bir şey olmadığına inanan inançsızlar, nato kafa nato mermerler için kullanılır olmuş.

Osmanlı'da orta öğrenim aşamasındaki çocuklarına ad olarak konulduğu haliyle softa, bir ergenlik seviyesinin göstergesiymiş. Vekilin muhatap olduğu softalar da tıpkı ergen delikanlılar gibi afra-tafra yapmaktaymışlar.

Geçmişte softalar çete kurarak köyleri, kasabaları yağmalarken, bu günün softaları doğrudan devleti yağmalamaya taliplermiş.

Ancak bu softalar, softalıklarının gereği; yani kıt akıllarıyla ve/veya şişirilmiş egolarıyla hem bütün ihtiyaçlarımızı devlet karşılasın hem de devlet bize karışmasın diye şekavette bulunurlarmış.

Üstelik bütün bunları çok kaba bir biçimde yaptıkları da işin cabasıymış.

KABA SOFTA işte ne olacak...

Vekilin aileleri ziyaretinden sonra bu kez talebeler bir arzuhal yayınlamışlar ve demişler ki: "Ey Vekil; boşuna uğraşma, senden/sizden gelecek makuliyeti biz elimizin tersiyle iteriz. Çünkü siz kaybedeceksiniz, biz kazanacağız."

O günün kimi allameleri toplaşmış (lar mıdır?) ve demişler ki: Ancak bir yobaz böyle konuşabilir.

Kendine ve de 'Kibirliler ve Zararlılar Kulübü'ne olan böylesine kesin ve katı inancı ancak bir yobaz ortaya koyabilir.

Bunlar öylesine yobazlaşmışlar ki; o mektebe girerken birincilerden olmalarına karşın; şimdi mesela aynı şehirdeki bütün mekteplerin son sınıf mensupları arasında bir sınav yapılsa, iddia odur ki bizim Kibirliler ve Zararlılar ancak son sıralarda yer alabilirlermiş.

Güvendikleri ve kutsadıkları tedrisatın, korumaya ve kollamaya çalıştıkları mekteplerinin onları mankurtlaştırdığını göremeyecek kadar yobazlaşmışlar ve yabancılaşmışlar ne yazık ki;

Demem o ki üstelik kaba saba bir gülünçlük içindeymişler...

Tam da o sıralar,

Memleketteki ali (yüksek) mekteplerin Reisi'nin babası dar-ı bekaya irtihal eylemiş.

Vekil taziye için Reis'i aradığında laf dönüp dolaşıp söz konusu mektebin ahvaline gelince;

Devletlu vekilimiz üzüntülerini ve teessürlerini ifade etmiş; bunun üzerine Reis bir müddet düşünmüş ve sonra da;

Devletlum! Kısa vade tedbirler sizlerin işi zira, ben uzun vadeli çareyi buldum. Tez zamanda meseleyi umumi istişare oturumunda dile getireceğim ve o celseden bir karar çıkaracağım... demiş.

Hem, bu sayede eminim ki rahmetli pederimin ruhaniyetine de selam göndermiş olacağım.

Bir tamimname ile ammeye duyuracağım ki:

Gelecek seneden itibaren bu boğaz kenarındaki mektepte öğrenim dilini İngilizce'den Türkçe'ye çeviriyoruz."

Tam o sırada ilişkilerim koptu.

Reis'in söylediği minvalde bir kararın vücut bulmasının imkan bulup bulamadığını...

Karar oluşsa dahi; bu kararın gereğini mevcut atanmışımız layıkı veçhile yerine getiremez... diye yeni liyakat, feraset ve celalet sahibi bir müdürün atanıp atanmadığını duyamadım/göremedim/okuyamadım.

<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Esen Koronavirüs'ün kalp rahatsızlığı olanlar üzerindeki etkis

Koronavirüs Kalp Krizine Yol Açar Mı?

Güvenliğin dikkati, hayatını kurtardı

Polisin ikna çalışması sonucu teslim olan terörist ailesiyle buluşturuldu

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler