• $7,4627
  • €9,024
  • 437.81
  • 1524.49
16 Ağustos 2011 Salı

Din, kimsenin tekelinde değildir

Din, insanlık tarihi boyunca, insanın olduğu her yerde, bir şekilde var olmuştur. Tarihte, bütünüyle dinden uzak bir toplumun varlığından pek söz edilmemektedir. Belki de, insanın inanan bir varlık olması, dine böylesine güçlü bir varoluşsal temel sağlamaktadır. Ancak, din, insanla birlikte 'din' olmakta ve varlık sahnesinde yer bulabilmektedir. Din, insanla birlikte ve insan için vardır. Yüce Allah, akla destek için vahiy göndermiştir. İslam, aklın ve vahyin birlikte etkin olmasını ister. İslam, Hz. Muhammed'in örnek ve önderliğinde, Kur'an'ın temel kurucu ilkeleri çerçevesinde, insanların gönül dünyasındaki yerini bulmuştur. Hz. Muhammed'in en temel görevi, Allah'tan aldığı vahyi insanlara ulaştırmak (tebliğ) ve insanlara 'örnek' olmaktır. Kur'an, 'yüce bir ahlak'a sahip olduğuna dikkat çektiği Hz. Muhammed'in 'en güzel örnek' olduğunu belirtir.
VAHİYLE GELEN DESTEK
Din, esas itibariyle, insan için bir 'teklif'tir. Yüce Yaratıcı, rahmetinin ve merhametinin eseri olarak insanlara 'vahiy'le destek olmuştur. Bütün Peygamberler, insanları Tevhit'e yani Allah'ın var ve bir olduğuna inanmaya çağırmışlardır. Peygamberimiz Hz. Muhammed de, Allah katından almış olduğu vahiyle insanları uyarmış, onların gerçekleri görmeleri için çırpınmıştır.
Hz. Muhammed'in bir peygamber olarak esas görevi, Allah katından almış olduğu vahyi insanlara ulaştırmaktır. Onun, bu konuda hata yapması söz konusu değildir. Hz. Peygamber bu işi yaparken, insanlar üzerinde herhangi bir baskı uygulama yoluna gitmemiştir. Yüce Allah, Hz. Muhammed'i şöyle uyarmıştır: 'Ey Muhammed! Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi inanırdı. Öyle iken insanları inanmaya sen mi zorlayacaksın?' (10/99) Yüce Yaratıcı'nın şu uyarısı da, gerçekten dikkat çekicidir: 'Ey Peygamber! Sen her sevdiğini hidayete erdiremezsin. Allah, ancak hidayet yolunu tercih edenin hidayete ermesini diler. Çünkü Allah kimin hidayete ereceğini çok iyi bilir.' (28/56) Peygamberler, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderilmişlerdir. Bu husus, Kur'an'da şöyle ifadesini bulur: 'Peygamberleri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderiyoruz. Kim inanır ve nefsini ıslah ederse onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir'. (En'am, 48). 'Biz elçileri sadece müjdeci ve uyarıcı olarak göndeririz...' (18/56)
ALLAH KULLARINI GÖRÜR
Yüce Allah, Al-i İmran suresinde şöyle buyurmaktadır: 'Allah, melekler ve adaleti yerine yerine getiren ilim sahipleri, O'ndan başka tanrı olmadığına şahitlik etmişlerdir. O'ndan başka tanrı yoktur, O güçlüdür, Hakim'dir. Allah katında din, şüphesiz İslamiyet'tir. Ancak, Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki ihtiras yüzünden ayrılığa düştüler. Allah'ın ayetlerini kim inkar ederse bilsin ki, Allah hesabı çabuk görür. Ey Muhammed! Eğer seninle tartışmaya girişirlerse, 'Ben bana uyanlarla birlikte kendimi Allah'a verdim' de. Kendilerine Kitap verilenlere ve kitapsızlara: 'Siz de İslam oldunuz mu?' de, şayet İslam olurlarsa doğru yola gelmişlerdir, yüz çevirirlerse, sana yalnızca tebliğ etmek düşer. Allah kullarını görür.' (Al-i İmran, 18-20)
PEYGAMBERİN GÖREVİ
Peygamberler, öncelikle Allah'ın kendilerine gönderdiği vahye uymak zorundadırlar: 'De ki: Size Allah'ın hazineleri elimdedir demiyorum; gaybı da bilmiyorum; size ben meleğim demiyorum; ben ancak bana vahyolunana uyuyorum.' (En'am, 50). 'Rabbinden sana vahyolunana uy, O'ndan başka tanrı yoktur, puta tapanlardan yüz çevir.' (En'am, 106)
Hz. Muhammed, peygamberlik gibi ağır bir görevi, insanları 'hikmet ve güzel öğütle' çağırarak, onlarla en güzel şekilde iletişim kurarak (16/156) yerine getirmeye çalışmıştır. Bu uğurda hiçbir fedakarlıktan kaçınmamıştır. Onun, üst seviyede insani yönüne Kur'an şöyle dikkat çeker: 'Ey İnananlar! And olsun ki, içinizden size, sıkıntıya uğramanız kendisine ağır gelen, size düşkün, inananlara şefkatli ve merhametli bir peygamber gelmiştir.' (9/128)
 MÜJDECİ VE UYARICI
Hz. Muhammed, yaptığı işe karşılık, herhangi bir beklenti içine girmemiştir; girmesi de mümkün değildir. Onun tek beklentisi, insanların akıl ve hür iradeleri ile gerçeği görebilmeleridir: Kur'an, Hz. Peygamber'in peygamberlik görevi ile ilgili bu hususa şöyle dikikat çeker:  'Ey Peygamber! Biz seni yalnızca bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen de de ki: 'Ben sizden yaptığım bu işe karşılık herhangi bir ücret istemiyorum. Sizden tek istediğim, dileyen kimsenin Rabbine giden yola girmesidir.'' (25/56-7)
DİN DAYATILAMAZ
Bütün bu tespitler şu gerçeği ortaya koymaktadır: Hz. Muhammed'in, bir peygamber olarak görevi, Allah'tan aldığı vahyi insanlara tebliğ etmek ve insanları vahiyle uyarmaktır. Kur'an, Allah katından gelen son ilahi mesaj, Hz. Muhammed de son peygamberdir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 'Biz, insanlığın kurtuluşu için hakikati ortaya koyan bu ilahi kelamı sana indirdik. Kim (buna sarılarak) doğru yola ulaşmayı seçerse bu kendi lehinedir ve kim de (yoldan) saparsa yine kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların seçimlerini belirleme gücüne sahip değilsin' (39/41). Artık, dileyen inanır, dileyen inkar eder. Artık, insanoğlu, Kur'an'la ve kendi aklıyla baş başadır. Hiç kimse, bir başkasına kendi din anlayışını dayatamaz. Herkesin dini, kendisinedir. (109/6) Her insan, kendisinin, ya da içinde bulunduğu grubun din anlayışının doğru olduğunu düşünebilir. Ancak, tek doğru anlayışın, kendilerininki olduğunu iddia etmeye kimsenin hakkı yoktur. Din de, kimsenin tekelinde değildir.
DOĞRUDAN YANA
Müslüman insan, bilgiye, öğrenmeye her zaman açık insandır. Doğruyu görebilmek ve doğrudan yana tavır alabilmek, büyük bir erdemdir. Kur'an, şöyle uyarır: 'Müjdeler olsun, tağuttan/şeytani güçlerden uzak duran ve Allah'a yönelenlere. Ey Peygamber! Bu kullarımı müjdele: Onlar, bütün sözleri, görüşleri dinlerler ve en güzeline uyarlar. Allah'ın doğru yolu gösterdiği kimseler onlardır ve onlar gerçek akıl-iz'an, sağduyu sahibidirler.' (39/17-18)
Durum böyle olmasına rağmen, insanların bir kısmının, dinin koruyuculuğuna soyunduğunu görmek, gerçekten üzüntü vericidir. İslam'ın tek koruyucusu vardır; o da Yüce Allah'tır.
www.hasanonat.net

<p>Okurlarından gelen 'Kullanmış olduğunuz dil, çoğu kez 'ağdalı ve anlaşılması güç' noktasında gele

'Türkçenin inceliklerini kullanmazsak yok olup gidecek'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İran, Hint Okyanusu'ndaki temsili hedeflere uzun menzilli balistik füzeler fırlattı

Haftanın Fotoğrafları (08-14 Ocak)