• $8,4396
  • €10,0747
  • 492.239
  • 1392.91
22 Aralık 2015 Salı

Yeni, butik bir sosyal bilim üniversitesi

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Batılı anlamda yükseköğretimin tarihine bakıldığında, üniversitenin 900 yıllık serüveni içinde kabaca üç aşamadan söz edilebilir; Katedral merkezli üniversite, ulus devlet eksenli üniversite ve bilgi toplumu üniversitesi. Her biri, kendi muhtevası, bilim anlayışı ve yetiştirdiği insan modeli ile bilgi-iktidar ilişkisinin farklı biçimlerde kurumsallaştığı yapılardı. Bugün artık üniversite, bilgiye ulaşmaktan çok onun nasıl kullanılacağı ve sentezleneceği ile ilgili bir mesele. Disiplinlerarasılık ve uluslararasılaşma ise, üniversitelerin vizyonunu belirleyen iki temel parametre.

Bu ihtiyaçlar doğrultusunda yeni üniversiteler kuruluyor, akademik tasarımlar yapılıyor. Bunlardan birisi de Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı, TÜRGEV’in projeleri arasında yer alan İbn Haldun Üniversitesi (İHÜ)... ‘Medeniyet değerlerini merkeze alarak, uluslararası alanda öncü ve ekol oluşturmayı hedefleyen’ bu girişim kapsamında çalışmalar hızla sürüyor.
Geçtiğimiz hafta sonu, böylesi bir akademik tasarıma zihinsel katkı vereceği düşünülen ilim ve fikir insanlarının katılımıyla bir arama konferansı gerçekleştirildi. Ortaya çıkan ana çerçeve, üniversitenin dikkat çekici inşaî misyonu... Üniversitenin isminden de belli olan bu misyon, en genel ifade ile, dünya tarihi içinde paranteze alınmış medeniyet değerlerini parantez dışına taşıyarak bilgi üretim süreçlerinde uluslararası çapta varlık gösterme motivasyonuna dayanıyor.
Üniversite özelinde ise, hâkim sosyal bilim anlayışını sorgulayarak yeni teori ve kavramsallaştırmalara kapı aralayabilecek özgün bir bilimsel ortam inşa etmek. İHÜ, mezunlarının Türkçe yanında en az İngilizce ve Arapçayı bilimsel yeterlilik düzeyinde kullanabileceği çok dilli bir akademik tasarım üzerine zihin yoruyor. Ancak uluslararası bir öğretim üyesi-öğrenci ağı içinde gerçekleştirilebilecek bu akademik çerçeve ile yerel değerleri evrensel düzleme taşıma iddiası da, üniversitenin pergel metaforu ile tanımlanabilecek ufkuna işaret ediyor.
Kuşkusuz, dünyanın en iyi üniversiteleri arasına girme ve bu arenada saygın bir ekolü temsil etme iddiası, çok büyük bir iddia ve ciddi yatırım gerektiriyor. Sadece göz dolduran, donanımlı fiziksel mekânların yapılması yeterli değil. Üniversite için asıl önemli olan, yüksek nitelikli akademik kadro, kaliteli eğitim ve yetenekli öğrenci zenginliği. Vakıf üniversitelerinin Türkiye’deki zorlukları da hesaba katıldığında, sürdürülebilir bir finansal yatırım güvencesi, İHÜ’nün en temel meselesine işaret ediyor. Elbette hedeflenen amaçları gerçekleştirebilecek akademik ortamı kurgulamak da, en az finansal güce sahip olmak kadar zor ve önemli.
Dünden bugüne, doğudan batıya ilim sahibi olmanın şartları ortak. 11. yy’da Nişaburlu Cüveyni’nin ilim sahibi olmanın şartı olarak öne sürdüğü; ‘Keskin bir zekâ, şevk, ihtiyaç ve gurbet... Bir hocanın telkinleri ve uzun bir zaman...’ tanımlamasının, 12.yy’da Chartesli Bernard tarafından da neredeyse aynı kelimelerle ifade edildiğini görüyoruz; ‘Haddini bilen bir zekâ, öğrenme şevki, sakin bir hayat... Sükunet içinde yapılan araştırma, ihtiyaç ve gurbet...’
O halde tüm mesele, ilme şevk duyan talebeleri, araştırma yapabilecekleri sakin ve dingin bir ortamda ehil hocalarla buluşturabilmek...
İster İslam medeniyetinin yükseköğretim kurumu olan medreseye bakalım, ister Batı geleneği içinde üniversitenin şekillenişine bakalım, ilim her zaman, vakıfların (Batı’da; college/fondation/charitable trust) desteğiyle gelişen, genişleyen bir alan.
Umarız ki TÜRGEV, çıktığı bu uzun vadeli zor yolculukta Türkiye merkezli bir üniversitenin küresel alanda saygın bir ekol inşa etmesine vesile olur.

<p>Mete Gazoz, Tokyo 2020'de altın madalyayı kazanarak tarih yazdı. Genç sporcumuzun henüz 17 yaşınd

Mete Gazoz sözünü tuttu! Henüz 18 yaşındayken bakın ne demişti

İki deli bir araya geldi: Adana'da Balotelli izdihamı

Bakanı Kurum, Antalya'da incelemeler yaptı

İstanbul'da tramvay raydan çıktı