• $8,4352
  • €10,0443
  • 491.886
  • 1392.91
19 Aralık 2015 Cumartesi

Makam odaları

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Binaların mimarî kimliği kadar odaların iç tefrişatı da kimlik göstergesidir. Sözgelimi kapısında klasik Mercedes bulunan bir medya patronunun, makam odasında ağır ve klasik bir ahşap döşemenin olduğunu tahmin edebilirsiniz, daha merdivenleri bile çıkmadan. Fakat kapıda Range Rover marka bir cip duruyorsa odanın daha spor ve renkli bir tarzı olduğunu, duvarların kaligrafi, hat ya da klasik sanat eserleri yerine modern resimlerle donatıldığını az çok kestirebilirsiniz.

Makam odaları ya da çalışma odaları da, tıpkı arabalar gibi insanların kişiliğini ele verir. Psikolojide ‘büyük beşli’ olarak bilinen ‘big five personality’ teorisi, dışadönük kişilerin renkli, davetkâr, karışık görünümlü odalar tercih ettiğini gösterirken, sorumluluk özelliği ön planda olan kişilerin sade, düzenli ve az eşyalı odalara sahip olduğuna işaret eder.

Makam odalarının kişiden bağımsız asgari bir donanımı olsa da, ayrıntılar bir kimlik siyaseti sunar ziyaretçilerine. Şayet objeler bilinçli olarak seçilmişse, kişiliğin gizli yanlarını dahi ele verir. Sahibinin ince zevklerine, estetik beğenilerine dair bir kanaate ulaştırır.

Özel hayatlarında dekorasyon, estetik gibi konuları tümüyle kadınlara havale eden erkekler bu konuya çok zihin yormazlar. Fakat meşreplerine göre tercih ettikleri bazı paket dekorasyon unsurları vardır. Sözgelimi duvarında bir Osmanlı arması, vitrinde küçük bir tespih koleksiyonu, gümüşlükte işlemeli bir hançer bulunduruyorsa bir patron, zihin kodlarında nostaljinin önemli bir yer tuttuğu intibaını verir. Ya da pirinçten mamul astronomi objeleri, küre, yelkenli veya kalyon gibi dekoratif parçalar varsa, sınırları aşma temayülü ağır basan seyyah ruhlu kişiliklere işaret eder. Plaket ve ödüller bir köşeyi süslüyorsa, bu başarının açıktan ilanı demektir. Elbette ince zevklere sahip kişiliklerin daha özel tercihleri olabilir ki, bu biraz özel merak, biraz da emek isteyen bir iştir. Ama daha önemlisi rafine bir estetik bakış gerektirir.

Kadınların makam odalarına dair bir prototipten bahsetmek şimdilik çok kolay değil. Zira erkek egemen bürokrasi, akademi ve iş dünyasında makam sahibi kadınların sayısı çok değil. Sözgelimi Türkiye’de kadın akademisyen oranı dünya ortalamasının hayli üstünde, %43’lerde. 175 üniversitenin sadece 13’ü kadın rektörler tarafından yönetiliyor. Elbette mevcut kadın rektörlerin makam odalarında ayırt edici bir tefrişat unsuru var mı, bunu ayrıca kritik etmek gerek.
Bazı odalar da var ki, hiçbir kişisellik emaresi taşımaz. Bu da ayrı bir siyasettir. Odadaki her şey makama aittir ve ihtiyaç miktarıdır. Kişi belli bir süre o makamı temsil edecek, sonra da bir başkasına devredip gidecektir. Hiçbir zaman orada bir saltanat kurduğu, kök saldığı intibaını uyandırmaz. Bu yalınlık, makam sahibine emanetçi olduğu duygusunu hissettirir, her an. Ve emanetçi olmak bir şeyin sahibi olmaktan daha titiz bir ahlaki sorumluluk gerektirir. Aynı zamanda kişiyi daha özgür kılar, eşyanın bağımlılığından kurtarır. Akşam çantasını alıp çıktığında sabah -gerekirse- geri dönmeme ihtimali, her zaman imkân dâhilindedir.

<p>Mete Gazoz, Tokyo 2020'de altın madalyayı kazanarak tarih yazdı. Genç sporcumuzun henüz 17 yaşınd

Mete Gazoz sözünü tuttu! Henüz 18 yaşındayken bakın ne demişti

İki deli bir araya geldi: Adana'da Balotelli izdihamı

Bakanı Kurum, Antalya'da incelemeler yaptı

İstanbul'da tramvay raydan çıktı