• $8,2364
  • €10,0327
  • 484.788
  • 1441.33
18 Ocak 2014 Cumartesi

Avrupa neyimiz olur?-1

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Türkiye hummalı bir Avrupa gündemine hazırlanıyor. Önümüzdeki hafta yoğun bir AB ajandamız olacağa benziyor.
Avrupa, coğrafi bir bölgeyi ifade etmek yanında aynı zamanda bir fikrin adı. Bu fikir kültürel, siyasal ve toplumsal kodlarımızın önemli bir parçasını oluşturuyor. Birkaç asırdır Batılılaşma hikayemizin merkezinde bir kavram.
Türk insanı için öyle tutkulu bir 'ideal'in adı ki, Türkiye ne zaman doğuya yönelse, AB'den vazgeçme paranoyası içinde eksen hatırlatmaları yapılıyor. Oysa batıya arkasını dönen bir Türkiye yok. Sadece 'Doğuya sırtını dönmeden' Batı’ya yöneliyor. Küresel birikimin tümüyle ilişki kuruyor. Geçmiş politikalardan farkı bu. Buna karşın Avrupa, keyfi siyasi blokajlarla Türkiye'ye açması gereken müzakere sayfalarını açmıyor. Oysa AB için Türkiye'nin yapması gerekenler varsa AB'nin de atması gereken samimi adımlar var.
Önümüzdeki hafta AB ile ilişkiler nasıl bir evreye girecek, hep birlikte göreceğiz.
Şimdi tarihe dönüp Avrupa ile hikayemiz diplomatik olarak nasıl başladı? Osmanlı Avrupa'yı ne zaman fark etti? Ona bakalım...
Klasik dönemin diplomasi anlayışı, Türk-İslam devletlerinin dayandığı temeller üzerinde şekilleniyordu. Diplomatik faaliyetler batıda olduğu gibi mütekabiliyet esasına dayanmıyordu. Ad hoc diplomasi denebilecek tek taraflı, belirli bir amaca yönelik geçici ilişkilere dayanıyor, yabancı devletlere zaman zaman 'fevkalade elçiler' gönderiliyordu. Buna karşılık Avrupalı devletlerin İstanbul'da daimi elçileri vardı. Bu, Osmanlılar tarafından devletin büyüklüğü ve padişaha gösterilen saygının ifadesi olarak görülüyordu. Osmanlı, güçlü olduğu dönemde çevresini takip etme ihtiyacı hissetmedi, daha çok takip edilen oldu. Fakat yine de kendine has bir istihbarat sistemi vardı. doğuda sınır eyalet valileri, kuzeyde Kırım hanları, batıda Eflak-Boğdan voyvodaları dış dünyada neler olup bittiğine dair haberler getiriyor, ticari maksatla Avrupa'ya giden tüccarlar görüp duyduklarını hükümete rapor ediyorlardı. İstanbul'daki yabancı elçiler ve sefaret tercümanları da bir başka haber kaynağıydı.
III. Ahmed döneminde Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi Paris'e daimi elçi olarak gönderildi ancak on bir ay sonra geri döndü. Dönüşte yazdığı seyahatname bir Osmanlı sefirinin Avrupa hakkındaki görüşlerini yansıtması bakımından ilginçti. Diplomasi tarihinde asıl dönüm noktası III. Selim'le yaşandı. Islahatçı bir padişah olan III. Selim, Osmanlı istihbaratının güçsüzlüğünü ve Avrupa'yı yakından takip etmek gerektiğini fark etti. 1793'te Yusuf Agah Efendi ilk daimi elçi olarak Londra'ya gönderildi. Daha sonra Paris, Viyana ve Berlin'de elçilikler açıldı. Böylece diplomaside batı tarzı metotlar kullanılmaya başlandı. Bu aynı zamanda devletin batı karşısındaki üstünlük algısının değiştiğine ve Avrupa'nın takip edilmesi gereken bir güç merkezi olduğunun da kabulüne işaretti.
Ne var ki, Yunan isyanı sırasında Rum tercümanların ihaneti dolayısıyla bu elçilikler kapatıldı. Osmanlı diplomasisi asıl kurumsal yapısını II. Mahmut döneminde kazandı. Yabancı dil bilen elemanlar yetiştirmek üzere Tercüme Odası kuruldu, 1836'da Reisül-küttaplık Hariciye Nazırlığı'na dönüştürüldü. Ve bu yapı T.C Dışişleri Bakanlığı'nın da çekirdeğini oluşturdu. Kuşkusuz artık modern devlet yapısı içinde ilişkiler güç ve üstünlük bağlamında değil, mütekabiliyet çerçevesinde şekilleniyordu. Fakat her zaman devletlerarası ilişkilerde hükümetlerin duruşuyla şekillenen bir diplomatik iklim var oldu.
Avrupa ile ilişkiler, 2011 yılından beri Avrupa ile ilişkilere verilen önemin bir göstergesi olarak müstakil AB Bakanlığı tarafından yürütülüyor.
Kısaca özetlediğimiz bu diplomasi tarihi içinde Türkiye'de Avrupa'nın fikri, felsefi ve entelektüel boyutu hep tartışma konusu oldu.
Salı günü konunun bu yönüne değinelim.

<h3><strong>Haftanın magazin başlıklarını Akşam Gazetesi Magazin Müdürü Barış Kocaoğlu ve Eda Cabul

Kerem Bursin kafelere gidenlere 'salak' dedi, Maldivler'e gitti!

Türkiye'nin ilk silahlı insansız deniz aracı, füze atışlarına hazır

İzmir'de denizin yüzeyini 'deniz marulu' kapladı

Halk pazarları Covid-19 tedbirleriyle açıldı