• $8,4579
  • €10,2784
  • 500.861
  • 1441.33
28 Aralık 2013 Cumartesi

Son bir adım

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Son günlerde Türkiye’de yaşananlar siyaset, ekonomi ve yargı üzerinden çeşitli boyutlarıyla ele alınabilir. Mesele bir yönüyle güncel ve konjonktürelken, diğer yönüyle olgusal ve tarihsel.
Bugün an be an takip ettiğimiz bütün detaylar zamanla flulaşacak. Türkiye gerçek bir hukuk devleti olduğunda tüm bu yaşananlar Eski Türkiye’nin vesayetleriyle mücadele günleri olarak hatırlanacak.
Her şeyin şeffafça ve adalet üzere ele alınabileceği bir yargı sistemi yolunda vesayetlerle mücadelede son bir adım kaldı...
Fakat bu süreçte unutulmayacak bir şey var. Dindarların maşeri vicdanında açılan yaralar... Seçilmiş meşru bir hükümete karşı ‘yolsuzluk’ operasyonunu aşan amansız bir imha girişiminin psikolojik olarak bıraktığı izler...
Halbuki bu ülkede yıllardır ortak bir kadere mahkum edilmiş dindarlar ‘kaderin üstünde bir kader’in olduğuna inanarak mücadele ettiler. Nice çıkılmaz görünen yoldan kazanımlar elde ederek çıkmayı başardılar. Rejimin belirlediği sınırlar içinde yaşamaya sabırla tahammül ettiler. Pek çok alandan tecrit edilmeyi göze alarak birlikte yaşadılar. Girdikleri ortamlarda türlü sosyal ayrıştırmalara tabi oldular. Her türlü meşruiyet sorgulamasına karşı inançlarıyla direndiler. Kendilerini imha etmeye azmetmiş yapıları gözeterek yaşamak zorunda kaldılar. Tamamen yasal ve hukuki çerçevede kalarak sabırlarıyla ve tevekkülleriyle hakları konusunda mücadele ederek adeta sessiz bir devrim yaptılar. Yapamadıklarını da ahirete havale ettiler. Fakat bütün bu süreçte vicdanlarından hep emin oldular. Yaptıkları, hak yolda mazlumca bir mücadele idi. Bu nedenle kalpleri mutmaindi.
Fakat bugün vicdanlar yaralı... 11 yıl binbir badireyi atlatıp kazandıklarının şükrünü bile eda etmemişken, ülke içinden çıkılmaz kaoslara sürüklenmek isteniyor. En son başörtüsü meselesi hallolduğunda kendi kendimize şunu sormuştuk; dindar insanların ajandasında bundan sonra ne olacak? Medeniyet meseleleri mi konuşulacak? Gelenekle gelecek arasında kendi öz değerlerinden yeni bir paradigma mı inşa edecekler? Ve daha nice sorular...
Fakat görünen o ki, Türkiye’nin barış sürecine girdiği bir umut ikliminde henüz şükrü bile eda edilmemiş kazanımları heba etmeyi göze alabiliyoruz...
Şu sıcak günler geçsin, serinkanlılıkla konuşulacak çok şey var. Dindarları bu derece ayrıştıran ne oldu? Çatışan noktalar sadece iktidar çatışmasına mı tekabül ediyor? Temel ayrılıklar nereden kaynaklanıyor? Ve buna benzer pek çok soru...
Fakat bugün bakacağımız şey Türkiye’nin tüm bunları soğukkanlı olarak konuşabileceği bir huzur ikliminin nasıl tesis edileceği. Bugün aslolan Türkiye’nin vesayetlerle mücadele yolunda son engele takılmadan yoluna devam etmesi için gerekeni yapmak. Türkiye’nin 11 yılda kazandıklarını korumak ve yeni bir 10 yıl için bu süreçten tecrübeler kazanarak çıkmak.
Türkiye normalleşme yolunda yoluna devam ediyor. Fakat henüz pek çok açıdan kanun ile hukukun çeliştiği çarpık bir sistemden çıkamadı. Normalleşmemizi tamamlayıp, gerçek bir hukuk devleti olduğumuzda her konu kendi bağlamında konuşulabilecek. Her şey şeffaf hale gelecek. Fakat önce sistemi kilitleyen yargı vesayetinden kurtulmak gerekiyor.
O nedenle bugün milletin iradesine sahip çıkacağı gündür. Vesayetlerle mücadelede son bir adım kaldı. Türkiye bu aşamayı geçerse önü daha da açık olacak.

<p>Bedir Acar: </p><p>'Kur'an'da iki yerde geçen ve Hz. Ya'kūb'un ikinci adı veya lakabı olan İ

Vicdan öldüğünde geriye ne kalır?

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi