• $8,3222
  • €10,1038
  • 490.186
  • 1438.22
07 Aralık 2013 Cumartesi

On yıllık refah

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Türkiye ekonomik krizlerden darbelere, faili meçhul cinayetlerden teröre nice sevimsiz gündemden bugünlere geldi. Son bir yıldır çevre, eğitim, demokrasi gibi konular konuşuluyor ülkenin dört bir yanında. Hatta ‘Türk ırkı var mıdır? Yok mudur?’ meselesi üzerinden fizik antropoloji tartışması bile gündem oldu TV’lerde. Bütün bunlar Türkiye gündeminin son on yılda ne kadar farklılaştığını gösteren sadece birkaç örnek.

Artık Doğu’dan ölüm haberleri gelmiyor, demokratikleşme yolunda önemli adımlar atılıyor, yıllardır toplumun geniş kesimlerini ilgilendiren başörtüsü meselesi büyük ölçüde halloldu. Kürt vatandaşlar anadillerinde eğitim alabiliyor, asker kışlasına çekildi, ülke yollar, köprülerle donatıldı. Denizin altından tünel açıldı, havayolu ile artık İstanbul’dan Şırnak’a kadar gitmek mümkün hale geldi. Tüm toplum kesimlerini ilgilendiren sosyal politikalar uygulamaya koyuldu. Ve sayamayacağımız daha nice önemli atılım...

Tüm bu gelişmeler yalnızca maddi refahı da kapsamıyor üstelik. Türkiye’nin modernleşme tarihi boyunca aldığı derin kimlik yaraları, özgüven sorunları ve toplumsal mühendislikle gelen rejim baskıları da hafiflemeye başladı. Fakat tüm bu kazanımları teminat altına alacak ve kalıcı hale getirecek sivil anayasa hâlâ yapılamadı. Öte yandan barış süreci henüz emekleme devresinde. AB standartları konusunda daha yapılacaklar var. Yani ortaya konan Yeni Türkiye vizyonunun kalıcı hale gelmesi, kurumsallaşması yolunda daha atılacak çok adım var.

Hâl böyleyken, dindarlar arasında Cumhuriyet tarihinin en ciddi tartışmalarından birisi yaşanıyor. Bu kazanımları elde edebilmek için şimdiye kadar birlikte mücadele eden aynı dünya görüşüne sahip insanlar şimdi, henüz kalıcı hale getiremedikleri kazanımları harcamayı göze alabiliyorlar. Üstelik teferruat sayılabilecek meselelerin fitne ateşinde büyümesine seyirci kalarak.

Hizmet hareketinin bir ‘sivil toplum’ kuruluşu olarak iktidarın çeşitli uygulamalarına eleştiriler getirip, itiraz etmesi kuşkusuz en doğal hakkı. Hatta bir sivil toplum hareketi demokratik bir ülkede istediği siyasi oluşumu da destekleyebilir. Fakat Türkiye’nin içinden geçtiği hassas süreçler göz önüne alındığında, dindar kesim ‘hakkı teslim, ahde vefa ve takdir’ duygularıyla birbirine kenetlenmişken, Hizmet’in bu gönül birlikteliğinden ayrılması ve hatta aksi bir siyasi tercihte bulunması dindarların maşeri vicdanında Hizmet hareketini zor duruma düşürebilir. Zira son günlerde spekülasyon boyutunda olsa da, Hizmet’in ‘oy’ kartını kullanarak başka siyasi oluşumlara destek vereceği söylentisi yayıldıkça, bazı Hizmet muhipleri de ‘himmet’ kartını masaya çıkarmaya hazırlanıyor. Yıllardır hiç düşünmeden Hizmet hareketine verdikleri desteği bundan sonra da sürdürüp sürdürmeyecekleri konusunda bekleyip görmeyi tercih ediyorlar. Zira bir siyasi parti varlığını nasıl halkın oylarına borçluysa, bir ‘sivil toplum’ hareketi de varlığını onu destekleyen gönüllülere borçlu. Öte yandan bu insanlar şimdiye kadar inanç temelli bir sivil oluşum diye bildikleri Hizmet’in siyasallaşma temayülünden hayli rahatsızlar. Türkiye’de ve dünyada çok önemli hizmetlerde bulunmuş Hizmet hareketinin yoluna eskiden olduğu gibi bir gönül hareketi olarak devam etmesi noktasında da umutlarını koruyorlar.

Önümüzdeki günler, çok yönlü tercihlerin şekillendireceği bir Türkiye ortaya çıkaracak. Şimdiye kadar birlikte hareket etmiş ve çok büyük kazanımlar elde etmiş insanlar bundan sonra toplumun tüm kesimlerinin refahı gibi daha yüksek hedefler için aynı yolda yürüyebilirler. Yeter ki konumlarını belirlerken hakkaniyeti gözetsinler.

<p>Meteoroloji'nin son verilerine göre hafta ortasında hava sıcaklıkları yükselecek ve yağışlı hava

Ramazan Bayramı'nda hava durumu nasıl olacak?

Adana'da polis, Engelliler Haftası dolayısıyla engellileri evlerinde ziyaret etti

''Mucize bitki''nin hasadına başlandı

Define arar gibi aradılar! Yüksek fiyatlara alıcı buluyor