• $8,4568
  • €10,2217
  • 493.638
  • 1441.33
17 Aralık 2013 Salı

Doğuya sırtını dönmeden batıya yönelmek

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Batıya yönelmek, Türkiye’nin var oluş hikayesinde hep önemli bir hedef oldu. Cumhuriyet Tarihi boyunca tüm hükümetler Türkiye’yi AB’ye dahil edecek politikalar vaat etti. AK Parti de iktidara geldiği günden bu yana kararlı bir AB politikası izledi. İzlemeye de devam ediyor. Fakat geçmiş hükümetlerden bir farkla; doğuya sırtını dönmeden batıya yönelerek.
Bu politika, Türkiye’nin medeniyetler beşiği Mezopotamya’ya, Bereketli Hilal’e ve doğunun diğer birikimlerine de kapı aralamasına fırsat verdi. Böylece insanlığın bir kartopu gibi büyüyen bütün birikiminden istifade etme imkanı doğdu. Aynı şekilde mazlumlarla yoldaş olmanın da yolunu açtı.
Bu siyaset çeşitli yükler getirmedi mi? Kuşkusuz getirdi. Ancak Türkiye kendi var oluş hikayesini yalnızca batıya mahkum olmadan ve kendi öz değerleriyle çelişmeden yeniden yazabilme şansı yakaladı. Sarkacın iki ucunu dengede tutarak kendi merkezini kurdu. Güncel tabirle söyleyecek olursak bu vizyon aynı zamanda küresel siyasetin de önünü açtı.
Doğuya sırtını dönmeden batıya yönelik politikalarla bu vizyon işlemeye devam ediyor. Dün Ankara Palas’ta Türkiye ile AB arasında ‘Geri Kabul Antlaşması’ ve ‘Vize Muafiyeti’ne dair protokoller imzalandı. Tam üyelik yolunda T.C vatandaşlarının Avrupa’ya vizesiz seyahatinin önünü açacak bir süreç başladı.
Avrupa’ya vizesiz seyahat, getireceği bürokratik kolaylıklar yanında Türkiye ve Avrupa arasındaki psikolojik, sosyolojik, entelektüel bariyerlerin aşılması, toplumların birbirine yakınlaşması adına da çok önemli. Seyahat kolaylığı, Türkiye ve AB’nin ortak demokratik standartlar içinde birlikte yaşayabilme tecrübesi kazanması bakımından da önemli bir fırsat sağlayacak. Malum, seyahat teknesine binmeden bilgi ülkesinde dolaşılmıyor.
Bu süreç T.C. vatandaşlarına Avrupa’nın imkanlarını açacağı gibi aynı zamanda Avrupa’ya da Türkiye’nin gençlik enerjisini taşıyacak. Sayın Başbakan’ın ifadesiyle Türkiye ‘yük olmaya değil, yük almaya’ gidiyor. Zira Türk insanı için Avrupa artık işsizlik karşısında başvurduğu bir yer değil. Sahip olduğu maddi-manevi birikimi şekillendirmeye katkı sunacak farklı bir insanlık tecrübesi.
Hafta sonu İstanbul’da Parlamentolararası Değişim ve Diyalog Projesi kapsamında ‘AB ve Türkiye’de Sivil Toplum Diyalog Forumu’ gerçekleştirildi. AB Uyum Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Tekelioğlu başkanlığında yürütülen proje çerçevesinde parlamenterler, sivil toplum temsilcileri ve üniversitelerden akademisyenlerin katıldığı forumda AB sürecinde sivil toplum kuruluşlarının rolü ele alındı. Toplantının açılış konuşmasını yapan AB Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Egemen Bağış, Türkiye’nin şimdiye kadar tüm ödevlerini yerine getirdiğini ve fakat zaman zaman çeşitli siyasi blokajlarla ilerlemenin önünün kesildiğini söyledi. Bu siyasi blokajları ortadan kaldırmanın yolunun da önyargıların kırılmasından geçtiğini, bu yolda sivil topluma önemli görevler düştüğünü ifade etti. Seyahatlarin, eğitim programlarının, gençlik diyaloglarının öneminin altını çizdi. Nitekim, AB Uyum Komisyonu Başkanlığı, geçtiğimiz yaz ‘Gençlik, Demokrasi ve Değişim’ konulu gençlik kampıyla gençleri de bu değişim ve diyalog sürecinin içine katmıştı.
Görünen o ki, Türkiye, siyaset kurumlarıyla, sivil toplumuyla, gençlik potansiyeliyle AB yolunda önemli işler yapıyor. Avrupa Birliği bayrağına ‘yeni bir yıldız’ eklemek üzere ciddi bir çaba sarf ediliyor. Fakat bu çabanın ayrıcalıklı tarafı, doğuya sırtını dönmeden batıya yönelerek icra edilen, kendisiyle barışık şahsiyetli bir politika ile yürütülüyor olması.

<p>Yoğun diplomasi trafiği yürüten Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün  Rusya Devlet Başkanı Viladimir Putin

Bayram sonrası kontrollü normalleşme nasıl olacak?

Şırnak Valisi Pehlivan, Cudi Dağı'nda konuşlu üs bölgelerinde incelemelerde bulundu

Bayram alışverişinin kalbi Eminönü ve Mısır Çarşısı sessiz

Toroslar'da baharla yeşile bürünen yaylalar görenleri kendine hayran bırakıyor