• $8,2864
  • €10,0828
  • 489.451
  • 1444.87
03 Mayıs 2021 Pazartesi

Kıbrıs'ta Rum sorunu

Dr. Eray Güçlüer
Dr. Eray Güçlüer
Dinle
YAZARIN SAYFASI

27-29 Nisan tarihlerinde Cenevre'de gerçekleştirilen Kıbrıs görüşmeleri Rum yönetiminin eskiden olduğu gibi federasyon önerisinde ısrar etmesi üzerine sonuç alınamadan sona erdi. Türk tarafının ilk defa ve güçlü bir şekilde iki devletli çözüm önerisiyle gittiği gayri resmi görüşmeler, BM çatısı altında ve garantör ülkelerin de katılımıyla gerçekleştirildi. Son bir yıldır hem KKTC'nin hem de Türkiye'nin sıklıkla dile getirdiği iki devletli çözüm önerisi aslında Kıbrıs'ın makus tarihinde önemli bir dönüm noktasına işaret etmektedir. Bugüne kadar federasyon tipi yönetim şekli üzerinden çözüm arayışlarının her zaman Türk soydaşlarımızın aleyhine ve çoğunlukla kanlı biten sonuçlarıyla karşılaştık. 1931 yılından itibaren adayı Yunanistan'a bağlama yönünde gayret gösteren Rum ve Yunan ikilisi bu girişimlerden sonuç alamayınca 1955 yılında adada önce EOKA terör örgütünü kurdurmuş, daha sonrada Türklere karşı şiddet hareketlerine girişmişlerdir. 1955-1958 yılları arasındaki saldırılarda 33 köy ve kasabayı terk etmek zorunda kalan Türk ahaliye yönelik saldırılar hiçbir zaman durmamıştır. 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti bünyesinde de Türk soydaşlarımızı istemeyen Rumlar, isteklerinin reddedilmesi üzerine 20 Aralık 1963'de tarihe kara bir leke olarak giren "Kanlı Noel" katliamıyla çok sayıda insanımızın canına kıymışlardır. Türkiye'nin o dönemdeki baskılarıyla kısmen Rumların şiddet hareketleri bastırılsa da Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlamayı amaçlayan ENOSIS hayalinden ne Rumlar ne de Yunanlılar hiç vazgeçmediler. Dikkate alınması gereken önemli bir ayrıntı da Türklere yönelik şiddet dolu adanın kısa tarihinde garantör ülkelerden biri olan İngiltere'nin bu olaylar karşısında her zaman sessiz kalması ve adeta Rumlara üstü örtük destek vermesidir. Zira İngilizlerin aynı tavrı en son Cenevre görüşmelerinde de sergilediklerini söyleyebilirim.

1974 Kıbrıs Barış Harekatıyla adada huzurun sağlanmasından sonra 1975 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulmuş, bu nedenle bugüne kadar Türkiye ve KKTC başta ABD olmak üzere batılı güçlerin çeşitli yaptırımları ve baskılarıyla karşılaşmıştır. Özellikle federasyona razı olursanız sizi Avrupa Birliğine alacağız masallarıyla adadaki Türkleri kandırmaya çalışan batı lobileri, AB mevzuatına aykırı olmasına rağmen bir gecede GKRY'yi AB üyeliğine kabul etmiştir. Diğer adı "Osmosiz" olan adadaki Türk soydaşlarımızı Rumlar içerisinde eritme politikası, Rum ve Yunan ikilisi tarafından federasyon ve esnek federasyon gibi yönetim şekilleri Türklere kabul ettirilmek suretiyle bugünde yürütülmeye çalışılmaktadır. Zira federasyon veya esnek federasyon gibi yönetim şekillerinin adadaki Türkleri 1963 yılındaki kötü akıbete götüreceğini biliyorlar. Bugüne kadar yapılan sayısız görüşmelerde neticeye ulaşılamaması hatta 2003 tarihindeki Annan planının dahi Rumlar tarafında reddedilmesi Rumların Türk varlığını adadan tamamen yok etmek istemelerinin sonuçlarıdır. Ama artık bitti. Yarım yüzyıldan fazla geçen mücadele ve müzakerelerden sonra tek çözümün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin varlığının Rumlar ve batı dünyasınca tanıması olduğu açık ve net biçimde ortaya çıkmış oldu. Bu nedenle aslında "Kıbrıs sorunu yoktur, Kıbrıs'ta Rum sorunu vardır" şeklinde algımızı değiştirmemiz ve söylemlerimizi düzeltmemiz gerekiyor. Yine bundan sonra KKTC'nin dünya devletlerince tanınması için el birliğiyle, hep birlikte ve daha güçlü şekilde çalışmalıyız.

Türkiye büyürken sadece kendi içinde tek başına büyümüyor. Jeopolitik hinterlandında ilişki ve irtibat kurduğu dost ve müttefikleriyle birlikte büyüyor. Bu açıdan bakıldığında ülkemizin stratejik ortaklığı hatta stratejik entegrasyonu bakımından son derece önemli iki ülke var. Kafkaslarda Azerbaycan, Doğu Akdeniz'de KKTC. Her iki ülkenin Hazar ve Akdeniz havzasında istikrarlı büyümeleri, jeopolitik ve ekopolitik açılardan Türkiye için de oldukça önemli. Küresel ve bölgesel gelişmeleri dikkate aldığımızda Azerbaycan ve KKTC'nin her geçen gün bölgelerinde daha da önem kazanacaklarını söyleyebilirim. Bu nedenle sadece güvenlik ve ekonomik açıdan değil aynı zamanda bölgedeki ikili jeopolitik çıkarlar bakımından da her iki ülkenin Türkiye için kritik referans noktaları olduklarını bilmemiz gerekiyor. Özellikle KKTC'nin yıllarca aşamadığı siyasal istikrarsızlık ve sosyopolitik sorunlarının çözümünde Türkiye'nin yardımı günümüzde daha da önem kazanmış durumda. Türkiye üzerinde oynanmak istenen emperyalist oyunların adadaki bir kısım STK'lar, sendikalar ve bazı medya kuruluşları üzerinden zaman zaman KKTC üzerinde de oynanmak istendiğine şahit oluyoruz. Bu nedenle sadece iş birliği değil, çok yönlü ve daha yakın ilişkilerin kesintisiz şekilde tesis edilmesi ihtiyacı vardır. Muktedir iktidarı sağlayacak şekilde seçim sisteminin düzenlenmesi, kurumsal devlet yapısını güçlendirecek kamu reformunun yapılması, sağlık ve eğitim reformlarının gerçekleştirilmesi KKTC'nin sorunlarını aşmada yardımcı olabilir. KKTC Cumhurbaşkanı sayın Ersin Tatar ve Dışişleri Bakanı sayın Mevlüt Çavuşoğlu'nun Cenevre görüşmelerinde ortaya koydukları iki devletli öneri, adadaki batı destekli Yunan ve Rum oyunlarının bozulması, Kıbrıs Türkü'nün geleceği ve bekasının sağlanması bakımından tarihi önemdedir. O yüzden diyoruz ki "Kıbrıs sorunu yoktur, Kıbrıs'ta Rum sorunu vardır".

<p>Meteoroloji'nin son verilerine göre hafta ortasında hava sıcaklıkları yükselecek ve yağışlı hava

Ramazan Bayramı'nda hava durumu nasıl olacak?

Demir yoluyla taşınan bor, seramik ve mermer miktarı arttı

Bakan Karaismailoğlu, Trabzon'da inceleme ve ziyaretlerde bulundu

Osmaniye'de tarlada bulunan yaban kedisi yavruları bakıma alındı