• $8,3049
  • €10,0853
  • 488.66
  • 1444.87
26 Nisan 2021 Pazartesi

ABD'deki küreselci aklın düşündükleri ve Biden'ın söyledikleri

Dr. Eray Güçlüer
Dr. Eray Güçlüer
Dinle
YAZARIN SAYFASI

ABD başkanı Biden'ın 1915 olaylarını soykırım olarak nitelemesi aslında şu an ABD'deki yönetimi elinde bulunduran küreselci elitin Türkiye karşıtı politikalarını daha uzun süre devam ettirmek niyetinde olduğunu göstermesi bakımından da son derece önemli.

Bunu yaparken de Ermeni soykırımı yalanı, Türkiye aleyhtarı politikaları yürütmede önemli bir araç olarak kullanılacak gibi görünüyor. Zira ABD'nin soykırım yalanını siyasal bir araç olarak kullanmasının kökenleri 1920'li yıllara dayanıyor.

Dönemin ABD başkanı Woodrow Wilson, "ABD halkı Ermenistan'da mevcut olan güvensizlik, açlık ve sefaletin yarattığı acı verici şartlardan derin şekilde etkileniyor." diyerek müteakip dönemdeki ABD politikalarının da ipuçlarını vermiş oldu. Bu tarihten sonra, gayri resmi, yarı resmi ve resmi mahiyetteki soykırım açıklamalarıyla süreç bugüne kadar geldi.

Dün Ermenilerin soykırıma uğradıklarına dair beyanatta bulunan Küçük Joe, gerçekte böyle bir şey olmadığını bilmiyor mu? Hem Biden'ın hem de ekibinin gerçekleri bizden çok daha iyi bildiklerinden eminim. Burada asıl amaç büyüyen Türkiye'yi durdurmak, enerjisini bu tür lüzumsuz konulara harcamasını sağlamak. Çünkü büyüyen Türkiye'nin etkisi sadece Türkiye ile sınırlı kalmıyor.

Örneğin, Azerbaycan'ın Türkiye'nin desteğiyle Karabağ'daki Ermeni ordusunu yok etmesi ve bunu iki adet Türk SİHA'sıyla 7 gün gibi kısa süre içerisinde gerçekleştirmesi, bölgede ABD'nin istemediği sonuçlar ortaya çıkardı. Aynı şekilde Ukrayna'ya verilen daha gelişmiş SİHA'lar ve kurulan yer istasyonları, bölgede yürütülmeye çalışılan hibrit savaşın panzehri oldu.

ABD istikrarsızlaştıramadığı Karabağ'dan Hazar'ın doğusuna geçemedi, Ermenistan'da kaldı. Türk savunma teknolojileri Libya'da Hafteri, Irak ve Suriye'de PKK/PYD'yi önledi. Aynı şekilde Türkiye'nin ürettiği savunma teknolojilerinin Azerbaycan'da, Pakistan'da, KKTC'de, Libya'da ve hatta Türkiye'nin iş birliği içerisinde olduğu Ukrayna'da, devamında Balkanlarda kullanılmaya başladığını düşünün. ABD'yi kim dinler bu saatten sonra.

Türkiye'nin gücünün artması, jeopolitik hinterlandındaki diğer ülkeleri de etkilediğinden Ortadoğu'da, Kafkaslar'da, Karadeniz havzasında ve Balkanlarda, Afrika'da ABD'ye veya diğer bir ifadeyle küresel emperyal güçlere bağımlığı azalmış, küresel emperyal sistemin dayatmalarına boyun eğmeyen bölgesel kuşaklar ortaya çıkarabilir.

İşte bu durum kendisine bağımlı kılma ekseninde politik ilişkiler kurmayı amaçlayan ABD'yi oldukça rahatsız etmekte. Bunun için ABD, soykırım, S-400, F-35 gibi bahaneleri kullanarak hem Türkiye'yi hem de Türkiye ile birlikte hareket eden Türk dünyası ile ülkemizin jeopolitik hinterlandındaki diğer ülkeleri cezalandırmak istiyor.

Küçük Joe'nin soykırım lafını etmesinin bir diğer sebebi de bu aralar Azerbaycan karşısındaki yenilgiden sonra zor durumda olan Ermenistan başbakanı Paşinyan'a acil siyasal destek sağlamak olabilir. Ermenistan'ı Azerbaycan üzerine saldırtan diaspora ve ABD Karabağ'da tahmin edemedikleri sonuçlarla karşılaştılar. Şimdi bunca emek ve masraftan sonra Paşinyan'ın iktidardan uzaklaşması, bölgedeki ABD varlığını tehlikeye atabilir ve ABD politikalarını aksatabilir.

Bu nedenle Ermenistan kamuoyunun dikkatinin Azerbaycan karşısında alınan yenilgiden başka bir yöne çekilmesi gerekiyordu. Bunun en kolay yolu da Türk düşmanlığı olabilir. Soykırımın gündeme getirilmesiyle Ermeni toplumunun algısı, bir anda Azerbaycan yenilgisinden soykırıma kaydırılmasıyla, sürekli suçlanan ve bu nedenle iktidarı kaybetmek üzere olan Paşinyan'a acil siyasal enerji sağlanmış oldu. Böylece ABD bölgedeki varlığını devam ettirebilme garantisine kavuşabilmeyi umut etmektedir.

Artık merak edilen en önemli soru bundan sonra ne olacak. Bir Türk atasözü vardır hatırlatmak isterim: "Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmazmış" soykırım soytarılığıyla siyasal düzlemde Türk-ABD ilişkileri çok ağır bir darbe aldı. Ama başka düzlemlerde çok da ağır bir darbe aldığını söyleyemem.

Örneğin F-35 programında artık Türkiye'nin yer almayacak olması, Türkiye'nin savunmasında acil ve ciddi bir boşluk oluşturmaz. Yine burnumuzun dibinde 7 ülkeden toplam 100 savaş uçağının Yunanistan'dan Meis adasına gelip gitmesi bizi ürkütmez ama bizdeki S-400'ler ve üretmekte olduğumuz füze sistemleri ABD ve saz arkadaşlarını ciddi şekilde ürkütüyor. Türkiye bundan sonra dengeli karşıtlık çerçevesinde ABD'nin soykırım soytarılığına gerekli cevabı vermeye devam edecek ve bunu bir strateji dahilinde yapacaktır.

Türkiye'nin ABD'ye karşı atacağı adımların arkasında büyük bir toplumsal desteğin de olacağını belirtmek isterim, ancak bu adımların hangi sırada ve hangi öncelikle atılacağı hükümetin belirleyeceği bir husustur

Sonuçta bu durumun Türkiye'nin milli politikalarında bir değişiklik yapması veya terörle mücadeleden doğu Akdeniz'deki hak ve menfaatlerimizin sağlanmasına kadar daha pek çok konuda Türkiye'ye geri adım attırması söz konusu olamaz.

Dolayısıyla soykırım saçmalığı siyasal olarak ABD'nin niyetini açık etmenin ötesinde bize çok da fazla bir etkisi olmayacak gibi görünüyor. Diğer yönden Türkiye ile Türk dünyasındaki devletler arasında ve Türkiye'nin ilişki kurduğu kendi jeopolitik hinterlantlındaki diğer devletlerle Türkiye'nin bağlarını daha da güçlendirebilir, yeni iş birliği alanları meydana getirebilir.

Çünkü Ermeni meselesi sadece Türkiye'nin meselesi değil aslında bütün Türk dünyasının yakından takip ettiği hassas bir meseledir. Bu nedenle bu krizin oluşturabileceği yeni fırsat alanlarının da ortaya çıkabileceğini unutmayalım.

Dr. D. Eray Güçlüer

Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi

<p>Meteoroloji'nin son verilerine göre hafta ortasında hava sıcaklıkları yükselecek ve yağışlı hava

Ramazan Bayramı'nda hava durumu nasıl olacak?

Demir yoluyla taşınan bor, seramik ve mermer miktarı arttı

Bakan Karaismailoğlu, Trabzon'da inceleme ve ziyaretlerde bulundu

Osmaniye'de tarlada bulunan yaban kedisi yavruları bakıma alındı