• $13,5391
  • €15,3408
  • 789.262
  • 1979.83
19 Aralık 2021 Pazar

Kafkas Altılısı çözüm mü yoksa altı patlar mı?

İki hafta önce, Türk Devletleri Teşkilatı ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatları üzerinden Türkiye'nin inisiyatifiyle oluşturulmaya çalışılan entegrasyonun Kafkasların geleceğini belirleyeceğini "Kafkaslara İnce Ayar" başlığıyla yazmıştım. Bu haftanın en önemli gelişmelerinden biri de Ermenistan'la Türkiye'nin karşılıklı temsilci göndermesi kararı oldu. Öncesindeki gelişmeleri de göz önünde bulundurursak Ermenistan'la normalleşme adımlarının atılmasını sadece iki ülke arasındaki ilişkilere indirgemek yanlış olur. Öncelikle varlığının sebebini Türk düşmanlığında gören küçük komşumuzun politika değişikliğine gitmesini yorumlamak lazım.

Ermenistan devleti tıpkı coğrafyası gibi iç ve dış politikasında da uzun yıllardır tektonik sıkışıklıklar içerisinde kalmıştır. Amerika ve Avrupa gibi zengin ülkelerde lüks içinde yaşayan popülist diasporaların dayattığı yanlış politikaların kurbanı olan ermeni halkı, Azerbaycan'la yaptığı savaşı kaybedince çok daha fakir ve perişan bir hale düştü. Rusya'yla arası bozulduktan sonra kamu oyu baskısı nedeniyle çıkmaza giren Paşinyan, bir anlamda istemese de Türkiye ile ilişkileri normalleştirmenin tek çıkar yol olduğunu nihayet anlamış durumda. Alttan yukarı doğru olan bu etkinin gelişmesi, tek çıkar yolun Türkiye ve Türk dünyasıyla uzlaşmak olduğu gerçeğinin bir süre sonra zengin ülkelerde yan gelip yatan, yattığı yerden ahkam kesen diasporanın da anlamasını sağlayacaktır.

Konunun bizi ilgilendiren yönüne bakacak olursak Ermenistan'la karşılıklı olarak temsilcilerin atanmasının, Türk Devletler Teşkilatına önce İran ve Pakistan'ın daha sonra da Ermenistan ve Gürcistan'ın eklemlenmesi sürecinin en son halkası olduğunu görebiliriz. Karabağ zaferinden sonra CB Erdoğan'ın dile getirdiği "Kafkas Altılısı" projesinin hayata geçirilmesi anlamına da gelen karşılıklı temsilcilerin atanması, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, İran, Türkiye ve Rusya arasında iş birliğini öngörmektedir. Böylece Türkiye ve Türk Dünyasını birleştirecek olan Zengezur koridorunun açılmasına da bir adım daha yaklaşılmış oldu.

Peki Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkiler normalleşirse ne olur? Bir kere bu ilişkinin normalleşebilmesi için iki önemi şart bulunmaktadır. Birincisi Ermenistan'ın Azerbaycan toprakları üzerindeki kötü niyetli politikalarından vaz geçmesi, ikincisi ise yine Ermenistan'ın sözde soykırım, tanınma, tazminat ve toprak talebi gibi saçmalıklardan uzaklaşmasıdır. Görünen o ki Ermenistan her iki şartı resmen olmasa da zımnen kabul etmiş gibi davranıyor. Şayet Ermenistan rahat durur ve iyi niyetli davranırsa politik ilişkilerin yanında kısa sürede ekonomik ilişkilerin de gelişmesi mümkün olabilir. Ermenistan başka yerlerden zorluklar içerisinde kıt kanaat temin edebildiği ihtiyaçlarını rahatlıkla Türkiye'den temin edebilir. Yıllardır Ermeni toplumunda süren perişanlık ve sefalet yavaş yavaş azalır ve hayat normale döner. Dolayısıyla Ermenistan'ın politik olarak küresel baronların tetikçiliğini yapmaması karşılığında, ekonomik olarak toplumsal refahı satın alabilmesinin önü açılır.

Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi, Ermenistan-Azerbaycan arasındaki ilişkilere de olumlu katkılar sağlayabilir. Ermenistan'ın Azerbaycan sınırındaki mütecaviz hareketleri baskılanacağı gibi başta Nahcivan'la Azerbaycan arasında Zengezur koridorunun açılması olmak üzere ikinci Karabağ savaşından sonraki politik sürecin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi ve kalıcı bir barış anlaşması yapılması daha mümkün hale gelebilir. Zaman içinde Ermenistan'ın bölge için bir sorun aparatı olmaktan çok istikrar aracı olması gerçekleşebilirse Batı Kafkasya'nın huzur ve istikrarı için son halka tamamlanmış olacaktır.

Son olarak Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin politik ve ekonomik açıdan gelişmesi bu güne kadar Ermenistan'ı kışkırtıp Azerbaycan'a saldırtan, Türkiye'nin altını oymak için elinden geleni yapan Ermeni Diasporasının baskılanması ve en azından çoğunlukla tarafsız kalması zaman içerisinde mümkün hale gelebilir. Şayet bu durum İsrail üzerinden kurulacak benzer ilişkilerle birleştirilebilirse yakın zamanda olmasa bile orta vadede Yahudi lobisinin de bazı konularda Türkiye aleyhinde olmak yerine tarafsız kalması sağlanabilir. Zaten dikkat edilirse Türkiye tarafından Kafkas ve Doğu Akdeniz politikalarının koordineli olarak yürütüldüklerini görebiliriz. Aksi takdirde altı patlar silaha dönüşmesi son derece muhtemel olan Kafkas Altılısının CB Erdoğan'ın inisiyatifiyle ve uygulanan doğru politikalarla adeta bir zincirin halkaları gibi birbirlerine eklemlenebilmeleri, Kafkasların ve özellikle Hazarın Batısının yani Batı Kafkasya'nın kaderini belirleyen çok önemli bir mekanizmayı ortaya çıkaracaktır. Ne diyelim yapanlardan Allah razı olsun.

Dr.Eray GÜÇLÜER

Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi

<p>Ezgi Aşık <span style='font-size: 1.6rem;'>soruyor, Sağlık İletişimi Derneği Başkanı Dr. </span><

Omikron ile Kovid-19'un şiddeti azalıyor mu?

Topladığı tahtalardan öyle bir şey yaptı ki...

Son hali hayran bıraktı! Hurdalıktan 2000 dolara satın aldı

Tesla'nın koltuğunu kestiler! Bakın içerisinden neler çıktı