• $13,478
  • €15,2443
  • 800.677
  • 1945.07
6 Aralık 2021 Pazartesi

Kafkaslara ince ayar

Geçtiğimiz hafta Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİE) 15.Zirvesi Türkmenistan'ın başkenti Aşkabat'ta yapıldı. Türkmenistan'ın ev sahipliğinde yapılan zirveye CB Erdoğan'ın yanı sıra Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Pakistan Cumhurbaşkanı Arif Alvi, Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, Kazakistan Başbakanı Askar Mamin katıldı. Aslında ekonomik ağırlıklı olması düşünülen zirvede sadece ekonomik değil aynı zamanda Kafkasların geleceğine ilişkin siyasal sonuçlar oluşturabilecek çok önemli görüşmeler de gerçekleştirdi.

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı aslında 1964 yılında Kalkınma için Bölgesel İşbirliği Teşkilatı adıyla Türkiye-İran ve Pakistan'ın katılımıyla kuruldu. 1985 yılında bugünkü adını alan teşkilata Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Afganistan da katıldı. Böylece 7 milyon kilometre karelik bir alana ve yaklaşık 400 milyon nüfuslu büyük bir insan topluluğuna hitap etmeye başladı. Dolayısıyla EİT hem Türk Dünyasının hem de İran ve Pakistan'ın bir araya geldiği çok önemli bir haline geldi.

EİT'nin yanında 3 Ekim 2009'da Nahcivan anlaşmasıyla kurulan Türk Devletler Teşkilatını (TDT) da unutmamak gerekir. Türk Devletleri kendi aralarında bir araya gelirken aynı zamanda EİT'nin içinde de yer alarak diğer bölge ülkeleriyle de entegre olmaları Kafkaslarda istikrar ve huzurun sağlanmasına katkı sağlayacaktır. Yıllardır Ortadoğu'da Sünni-Şii eksenli mezhepsel çatışmaların temel aktörü olarak görülen veya gösterilen İran'ın yeni dönemde Türk-Farisi şeklinde etnik bir ayrışmanın ve doğal olarak etnik bir çatışmanın başat aktörü olmaması veya yapılmaması için EİT şeklinde atılan adımlar son derece önemlidir. Bu bağlamda İran'ın yeni Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin geçmişteki şii eksenli popülist politikalara göre daha realist bir çizgide olduğuna dair önemli işaretler verdiğini söyleyebilirim. Bu durum İran'ı Türk dünyasıyla çatışmak yerine iş birliği yapmaya yöneltebilir. Türk dünyası üzerinde Türkiye'nin etkisi ve CB Erdoğan'ın bu yöndeki çabaları göz önüne alınırsa, gelecek dönemde İran ve Türk dünyası arasında kurulacak yeni siyasal zeminin temel dinamiği doğal olarak Türkiye olacaktır.

Gelişmekte olan siyasal atmosferin önümüzdeki dönemde Türkiye-İran ilişkilerine de yansıması muhtemel görünmektedir. Özellikle CB Erdoğan'ın Aşkabat'ta Reisiyle yaptığı görüşme sonrası İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan'ın yaptığı açıklama bu yöndeki kanaatleri destekler nitelikte. İran Dışişleri Bakanı iki devlet başkanının yaptığı görüşmeden bir gün sonra; "Türkiye ile İran arasındaki ilişkilerin çok yönlü şekilde geliştirilmesi ve bazı engellerin kaldırılması kararlaştırıldı. İki ülke arasındaki ilişki tarihidir. İki lider, Sayın Erdoğan'ın Tahran'a yapacağı ziyaret sırasında, Yüksek Komisyon (Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi) toplantısı düzenlenmesi hususunda anlaştı." dedi.

EİT zirvesindeki diğer önemli husus ise Türk Devletler Teşkilatına mesafeli duran gözlemci statüsündeki Türkmenistan'la sadece Türkiye'nin değil bütün Türk dünyası arasındaki yakınlaşmanın sağlanması olmuştur. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türkmenistan devlet başkanı Kurbankulu Berdimuhammedov ile kurduğu yakın dostluk ve ilişkileri geliştirmek için gösterdiği çabalar sonuç vermiş gibi görünüyor. Berdimuhammedov'un Afganistan'dan Türkiye'ye kadar doğu-batı ve kuzey-güney ulaşım yolları ile enerji hatları projelerinden söz etmesinin doğal olarak Azerbaycan'la Nahcivan arasında kurulması beklenen zengezur koridoru konusunda Ermenistan üzerinde bir baskı oluşturduğunu söyleyebilirim. Zengezur koridoru meselesi sadece Türkiye'nin ve Azerbaycan'ın meselesi olmadığı, aslında bütün Türk dünyasının sorunu olduğu konusundaki kanaatler böylece gelişmiş olmaktadır.

Sonuç olarak Türk Dünyası hem kendi arasında hem de bölgedeki diğer ülkelerle entegre olarak daha da güçlenecektir. Ancak bütün küresel güçlerin hesap ve planlarını olduğu Kafkas merkezli coğrafyada Türk Dünyasının birleşmesi ve AB gibi güçlü siyasal-ekonomik yapı oluşturması doğal olarak ve kendiliğinden oluşmayacaktır. Bunun için çaba, gayret ve sabırla birlikte, zamana sâri stratejik planlamalarla doğru hamlelere dayanan oyun kuruculuğun işletilmesi gerekmektedir. İşte bunu yapmaya çalışan Türkiye'nin hem Türk Dünyası içerisinde dayanışmayı arttırma hem de Türk Dünyası ile başta İran ve Pakistan olmak üzere bölge ülkeleriyle entegrasyonu sağlama politikası Kafkaslara ince ayar olsa gerek.

<p>İstanbul Ticaret Üniversitesi Ulaştırma Sistemleri Uzmanı  Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı araç içinde

Yolda kalan sürücüler araç içinde ne yapmalı?

256 yaşında ölen adamın sırrı açıklandı!

Rusya'nın en korkutucu köyü! Kimse gitmeye cesaret edemiyor

Akbabalar evcil köpeklerin peşine düştü! Korku dolu anlar