• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
9 Kasım 2021 Salı

Siyasetin güvenlik boyutunda neler oluyor?

Siyasetçi değilim ama konu güvenlik olunca birazcık değinmek zorunda kaldım. Aslında bugün gazetedeki köşemde II.Karabağ Savaşı ve sonrasında elde edilen destansı başarının detaylarından bahsedecektim fakat Suriye Tezkeresi sonrası iç siyasette kandil tartışmasının yeniden ortaya atılmış olması, analiz gerektiren önemli bir başlık. Öncelikle CHP Genel Başkanı sayın KILIÇTAROĞLU'nun yurt dışına asker gönderilmesi teskeresine hayır oyu vermesinden sonra Kandili yerle bir ederiz söylemi doğal olarak nasıl? sorusunu da bizlere sorduruyor. Şayet sınır ötesi operasyonlarla sıcak takip şeklinde bir hareket düşünüyorsa uzman olmaya da gerek yok, bu tür hareketlerle bugüne kadar sonuç alınamadığını hepimiz yıllardır görüyoruz. Ayrıca Kandil alanı sıcak takip tarzında mahdut hedefli operasyonlar için çok uzak. Sonra çok önemli bir detay var Kılıçtaroğlu'nun söyleminde, sıcak takip ne zaman yapılır diye soracak olursak yurt içinde teröristlerin geniş çaplı eylemler yaptıkları, Mehmetçiklerimizi şehit ettikleri, içimizi yaktıkları zamanlarda sınır ötesi sıcak takip kararları alınır. Zira sınır ötesi operasyonda takip gerekçenizi sağlam bir mesnete dayandırmalısınız. Sağlam mesnete dayandırmak için Mehmetçiğin şehit edilmesini beklerseniz, insanların teröristlerce öldürülmelerini, şehirlerin seri katil sürülerince yakılmasını izlerseniz bunların vebali teskereye hayır diyenlerde olur. Bunlar ne çabuk unutuldu? Başta güvenlik olmak üzere bazı konuları siyaset üstü kabul eden ve milli davranabilen siyasetçilerimizin artması dileğiyle diğer konuya geçiyorum.

Bir partide üst düzey yönetici durumundaki bir milletvekilinin bir şehit yakınına küfür ettiğinin ortaya çıkmasına hala inanamıyorum. Ana, bacı namustur. Şehitliğe bu milletin sosyolojisinde atfedilen önem, sağlanan sosyal statü binlerce yıllık kadim kültürümüzün ürünü olan değerlerimizdir. O küfür sadece o şehit yakınına değil, bütün milletimizedir ve kamu vicdanını tatmin edecek hukuki ve siyasi karşılıkları en kısa zamanda kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Ayrıca bu tür akla izana sığmayacak provakatif eylemleri bir milletvekilinin gerçekleştirmiş olması, Türkiye'nin kurumsal siyaset ölçülerinin yeniden belirlenmesi ihtiyacını da gündeme getirmiştir.

Gelelim dış politikadaki önemli gelişmelere öncelikle II.Karabağ savaşının yıl dönümünde Can Azerbaycanlı kardeşlerimize ve kahraman Azerbaycan Ordusunun muzaffer askerlerini saygıyla selamlıyorum. Var olun. İşin askeri yönü çok anlatıldı, ben bu zaferin daha uzun süre etkilerini göreceğimiz sonuçlarına odaklanmak istiyorum. Öncelikle bu savaşın sonunda neredeyse yüz yıldır uyutulmuş ve dondurulmuş Türklük bilinci açığa çıkmış, uykudan uyanmış, buzlarını kırmıştır. Günümüzde daha büyük sarsıntıların hızla yaklaşmakta olduğu Kafkas coğrafyasında Karabağ Zaferinin çok önemli etkileri olacaktır. Şimdi Türk dünyasının ileri gelenleri, devlet adamları ve akademisyenler Türk devlet ve topluluklarının siyasal sınır değişikliklerine gidilmeden başta siyasi, ekonomik, kültürel ve askeri alanlar olmak üzere çok yönlü entegrasyonu sağlayacak belki de Avrupa Birliği gibi bir model üzerinde çalışmaları, üzerinde uzlaşı sağlanabilecek bu modeli Türk Halklarına sunmalıdırlar. AB modeli olur olmaz bilinmez örnek olsun diye belirttim, ama üzerinde uzlaşı sağlanabilecek bir model ve bu modele göre stratejinin oluşturulması son derece önemlidir. Zira bu konuyla küresel emperayal güçlerin de yakinen ilgilendiklerini söylemek isterim.

Son olarak ABD'nin başta Dedeağaç olmak üzere Yunanistan üzerinden batı bölgemize yaptığı askeri yığınağın miktarı her geçen gün artmaktadır. 1000 tank ve 150 helikopterle neredeyse bir kolordu seviyesinde askeri birliğin konuşlanması aynı zamanda kuzeye doğru Balkanlar için de kaygı yaratmaktadır. Bu durum şuan için bir tehdit oluşturmasa da ortada bir tehdit yokken ABD'nin neden bu kadar fazla askeri gücü buraya konuşlandırmış olabileceği zihinleri meşgul eden bir sorudur. Kim gelir kim gider bilemeyiz ama biz hep buradayız, herkese duyurulur.

<p>Otto Yayınlarından çıkan 'Nebevi Liderlik ve Hz. Muhammed'  kitabı 508 sayfadan oluşuyor. Hz. Pey

Yalçın Akdoğan'ın yeni kitabı: “Nebevi Liderlik ve Hz. Muhammed”

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor