• $8,8337
  • €10,3395
  • 496.007
  • 1396.18
15 Ağustos 2021 Pazar

Göç yalanları ve gerçekler

Dr. Eray Güçlüer
Dr. Eray Güçlüer
Dinle

Birleşmiş Milletler verilerin göre günümüzde dünya genelinde 70 milyondan fazla insan zorla yerlerinden edildikleri için göçmen durumunda yaşamaktadır. Dünyadaki göç meselesinin temelinde batının zenginliğine karşı doğunun fakirliği nedeniyle oluşan ekonomik dengesizlik yatmaktadır. Bu ekonomik dengesizlik giderilmedikçe daha uzun süre göç sorunun devam edeceğini öngörebiliriz. Elbette sömürü ve emperyalizme bağlı olarak Ortadoğu ve Afrika'nın istikrarsızlaşması başta bu bölgeler olmak üzere dünyanın pek çok yerinde yaşanan sefaletin asıl sebebidir. Ancak küresel sistem içerisinde istikrarsızlık yaşayan ülkelerden yola çıkan göçmenlerin Avrupa gibi zengin bölgelere yönelmesinde aslında kaynak ve hedef ülkelerden çok ara ülkeler dediğimiz Türkiye gibi ülkelerin daha fazla etkilendiklerini görmekteyiz. Çünkü kaynak ülkeden yola çıkan göçmenlerin çoğu hedef ülkelere varamadan yol güzergâhlarındaki ülkelerde bir şekilde yakalanıyorlar veya alıkonuyorlar. Avrupa'ya varabilenler ise bu ülkeler tarafından son derece seçici davranılarak ancak nitelikli azınlık o ülkelere kabul ediliyor, diğerleri ise deport ediliyorlar. Dolayısıyla hedef ülkelerin işlerinin transit ülkelere göre daha kolay olduğunu söyleyebiliriz.

Dünyada göç meselesiyle ilgili ilk etkili adım 10 Aralık 1948 tarihinde BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile atılmıştır. Bu beyannamenin 14. Maddesinde "Herkesin zulüm altında başka ülkelere sığınma ve sığınma imkânlarından yararlanma hakkı vardır" şeklinde bir düzenleme mevcuttur. Daha sonra 14 Aralık 1950 tarihinde BM bünyesinde Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği kurulmuş, 28 Temmuz 1951'de ise Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme dünya devletlerince Cenevre'de imzalanmıştır. Sonraki dönemlerde BM öncülüğünde çeşitli protokoller ve sözleşmelerle uluslararası ortamda göçmenlerin hukuki durumları korunmaya çalışılmıştır. Ülkemizde de Cumhuriyetin ilanından sonra göçle ilgili pek çok mevzuat çıkarılmış, pek çok düzenleme yapılmıştır. Özellikle uluslararası sözleşmelere de taraf olan Türkiye'de son dönemde sığınmacılarla ilgili işlemler 1994 tarihli iltica/sığınmacı yönetmeliği ile yapılırken, 2013 yılında çıkarılan 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nu ile yeni bir aşamaya geçilmiştir. Bu kapsamda 1999 yılında İçişleri Bakanlığına bağlı kurulan Göç ve İltica Bürosu, "Göç İdaresi Genel Müdürlüğü" adıyla yeniden teşkilatlandırılarak aktif şekilde çalışmaya başlamıştır.

Türkiye'deki göç meselesini daha iyi anlayabilmek için kullanılan kavramlara biraz daha yakından bakmak gerekir. Öncelikle 1951 Sözleşmesi' ne göre mülteci; "Avrupa ülkelerinde meydana gelen olaylar nedeniyle; zulme uğrayacağından korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan oraya dönemeyen kişilere" denmektedir. Dolayısıyla Türkiye'de bulunan yabancılara mülteci diyemeyiz. Sığınmacı ise ırkı, dini, milliyeti, belirli bir toplumsal gruba üyeliği veya siyasi düşünceleri nedeniyle takibata uğrayacağından korktuğu için vatandaşı olduğu ülke dışında bulunan ve korkusundan dolayı oraya dönmeyen yabancıyı ifade eder. Bununla bağlantılı olarak bilinmesi gereken diğer tanım ise Geçici Koruma'dır. Geçici koruma; "Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızdan geçen ve haklarında bireysel olarak uluslararası koruma statüsü belirleme işlemi yapılamayan yabancılara sağlanan koruma" şeklinde belirtilmiştir. Bu kapsamda Esed zulmünden kaçarak ülkemize gelmiş Suriye'liler, geçici koruma statüsü verilmiş sığınmacılardır. Son 10 yılda iç savaş nedeniyle ölen Suriyeli sayısı resmi kayıtlara göre 600 binden fazladır. Gayri resmi rakamlara göre ise ölü sayısı bir milyonu geçmiştir. Bu nedenle daha fazla ölümlerin önüne geçebilmek adına Türkiye'nin geçici koruma statüsü vererek yurt içine kabul ettiği Suriyeli sayısı Temmuz 2021 itibariyle 3.690.896'dır. Bunlardan 53 bini yetişkin, 57 bini çocuk olmak üzere toplam 110 bin Suriyeliye vatandaşlık verilmiştir. Bugüne kadar 455 bin 539 Suriyeli oluşturulan güvenli bölgeler kapsamında evlerine geri dönmüşlerdir. Halen vatandaşlık verilen Suriyelilerin Türkiye'deki toplam Suriyelilere oranı yüzde 3, Türkiye'deki Suriyelilerin toplam nüfusa oranı ise yüzde 4.4'tür. Adı üzerinde Türkiye'deki Suriyeliler geçici statüdeki misafirlerdir. Bizlerle tarihi, dini ve kültürel bağları olan insanlardır. Çanakkale şehitliğinde isimleri bulunan Şam eşrafından, Rakka'dan, Halep'ten şehit olmuş insanları unutmamalıyız. Birinci dünya savaşı sırasında Nuri Paşanın komutasında Bakü'ye kadar gitmiş Suriye kökenli askerlerimizi her zaman hatırımızda tutmalıyız. Suriye'deki durumun gelişimine bağlı olarak elbette bu insanlar evlerine döneceklerdir. Bunların zaten takip ve kontrolleri yapılmaktadır. Ancak bu süreci sağlıklı atlatabilmek adına provakatif eylemlere karşı çok dikkatli olmalıyız.

Türkiye'deki Afganlıların statüsü ise Suriyelilerinkinden farklıdır. Ülkemize yasal veya yasadışı yollarla gelen Afganlıların geliş maksatları ağırlıklı olarak ekonomik nitelikli olduğu için bunlar göçmen statüsündedirler. Göçmen; daha iyi bir yaşam sürmek amacıyla kendi ülkesini terk edip, refah düzeyi daha yüksek bir ülkeye göç eden kişiye denir. Göçmenler zulme uğramaları veya bir tehlikeye maruz kalmaları sonucu değil, ekonomik nedenlerden dolayı göç etmiş kişilerdir. Bu kapsamda Afgan göçmenler Türkiye'de kalmak için veya üçüncü bir ülkeye yerleştirilmek için Türkiye'ye göç etmektedirler. Türkiye'ye göç eden Afgan uyrukluların durumu iki ayrı statüde ele alınabilir. Birincisi Uluslararası koruma başvurusu yapmış ya da bu statüyü almış Afganlı göçmenler. Bunlar yasal olarak Türkiye'de kayıtlı bulunan Afganlılardır. 2020 yılsonu itibariyle Türkiye'de uluslararası koruma başvurusu yapmış Afganlı sayısı 22.606'dır. Ayrıca çeşitli kategorilerde ikamet izniyle Türkiye'de bulunan Afganlı sayısı ise 52.582'dir.Yani ülkemizde hali hazırda yaklaşık 75 bin kayıtlı Afganlı bulunmaktadır. İkinci kategorideki Afganlılar ise kaçak yollardan ülkemize girmeyi başarmış Afganlılardır. Bu grup Türkiye'deki hayatlarını kaçak olarak sürdüren Afgan göçmenlerdir. Türkiye'ye düzensiz göçle gelen ve yakalanarak Afganistan'a gönderilen Afgan göçmenlerin sayısı 2018'de 100 bin 841, 2019'da 201 bin 437, 2020'de 50 bin 161 ve 2021'in ilk altı ayında ise 20 bin 066'dır. Son üç yılda Türkiye'ye yasa dışı yollardan giriş yapmaya çalışan 1 milyon 216 bin düzensiz göçmen engellenmiş, yaklaşık 654 bin düzensiz gömen ise yurt içinde yakalanmıştır. Yakalanan düzensiz göçmenlerin yaklaşık yüzde 44'ünü Afganlılar oluşturmaktadır.

Rakamlardan da anlaşılacağı üzere Afganlı düzensiz göçmelere normal sınırların üstünde abartıldığı gibi vatandaşlık verilmesi, bunlara çeşitli statüler tanınması söz konusu değildir. Bu tür söylem ve söylentiler sadece yalandır. Son üç yıldır başta İran sınırımız olmak üzere duvar örülmesi, diğer fiziki önlemlerin alınması, teknolojik imkânların kullanılması suretiyle sınırlarımızın daha güvenli hale getirilmesi için devlet var gücüyle çalışmaktadır. Bu çabaları boşa çıkarmaya çalışmanın ülkemize hiçbir faydası yoktur. Bu arada hatırlatayım İran'da şuan iki buçuk milyondan fazla Afganlı düzensiz göçmen yaşamaktadır. En son olarak yasadışı göçün önlenmesinde insanüstü bir çaba harcayan Türkiye, doğu sınırlarındaki askeri birliklerini iki katına çıkarmıştır.

Sonuç olarak göç ve sığınmacılar üzerinden Türkiye'de yeni sinsi oyunlar oynanmakta, maalesef bunlardan siyasi çıkar sağlamak için hazır bekleyenler olduğunu da üzülerek görmekteyiz. Görünen o ki orman yangınlarından sonra ülkemizin içini karıştırmak için göçmenler üzerinden ülkemiz test edilmeye çalışılıyor. Bu tür sinsi oyunları boşa çıkarmak için birlik beraberlik içinde hareket etmemiz yeterlidir. Durumu yakinen takip etmek isteyenler https://www.goc.gov.tr/ adresinden güncel verileri takip edebilirler. Ne diyelim rakamlar yalan söylemez. Siyasal rantçılara duyurulur.

Dr.D.Eray GÜÇLÜER

Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi

<p>Avrupa'da Müslüman karşıtlığı durmak  bilmiyor. Yine başörtülü bir kadın ırkçı saldırının hedefi

Müslüman kadına ırkçı saldırı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (27 Eylül 2021)

Koronavirüs kadar tehlikeli! Bu sorun erken ölüme sebebiyet veriyor!

Aydın'da heyecanlandıran gelişme! Giriş kapısı bulundu