• $7,379
  • €8,941
  • 436.587
  • 1465.76
07 Ocak 2021 Perşembe

Darbe Sosyolojisi

Dr. Eray Güçlüer
Dr. Eray Güçlüer
YAZARIN SAYFASI

Arapça kökenli Darbe kelimesi “Devletin askeri kurumlarına mensup kişi veya kişilerin ani olarak anayasal olmayan yollarla hükümeti devirme ve iktidarı ele geçirme amacıyla yaptıkları hareket” olarak tanımlanabilir. Aslında hiç kimse anayasal düzenin silah zoruyla değiştirilmesini istemez ve kime sorsanız herkes darbeye karşıymış gibi görünür.

Ancak son yaşanan gelişmeler bunun böyle olmadığını, aslında bazılarının hala darbe özlemi içerisinde olduklarını gösteriyor. Kim bu gölgede kalıp darbe fırsatı bekleyenler diye baktığımızda bireysel kimliklerinden öte bunların kimlere hizmet etmek istediklerine daha fazla dikkat etmemiz gerekiyor. Zira aynı günlerde klasik ayrıştırıcı yöntemlerle artık unutulmaya yüz tutmuş eski taktiklerin yeniden denenmeye çalışıldığına şahit oluyoruz.

İşte tam da bu darbe söylemlerinin dillendirildiği günlerde teröristlerin Boğaziçi Üniversitesinde sayın rektörü bahane ederek öğrencileri provoke teşebbüsleri, başörtüsü üzerinden ayrımcılık yaratma çabaları tesadüf değil. Hepsi büyük planın küçük parçaları. Ancak bu sözde büyük planların hiçbiri artık Türkiye’den daha büyük değil. Bunlar aslında birer sonuç.

Türkiye yıllardır kendisini dış güçler adına dizayn etmeye çalışan terör aparatlarını yok etmeyi başarınca, şimdi karanlık emperyalist güçler bu eski yöntemlere dönüş yapmak zorunda kaldılar. Ama bunlardan onlara ekmek çıkmaz. Artık ülkemizde bunların veya bu tür hareketlerin sosyal veya siyasal karşılığı da yok. Ancak her zaman benzer yöntemlerin bundan sonra da denenebileceğini unutmamak gerekir.

Askeri darbe mantığını analiz etmek gerekirse, darbenin sebepleri veya sonuçlarına odaklanmak yerine darbe mantığının nasıl bir ideolojik kurguda geliştiğini bilmek darbelerin önlenmesi adına yararlı veriler üretebilir. İdeoloji kavramı “mevcut siyasal sistemin yerine yeni veya alternatif siyasal sistemler öneren fikirler bütünüdür” şeklinde tanımlanabilir.

Darbelerin asıl amacı siyasal sistemin geçici veya sürekli değiştirilmesi olduğuna göre darbelerin arka plandaki ideolojik mantığa da bakmak gerekir. Sonuçta örgütlü bir yapının şiddet kullanarak siyasal sistemle hesaplaşmasıdır darbe. Bu kapsamda Türkiye’deki askeri darbe mantığı hem siyasal sistemin hem de siyasetçilerin kötü olduğu, bu nedenle ülkenin bu halde (!) bulunduğu fikri üzerine kurulur. Bu fikir askeri elit içine yıllarca ve sabırlı bir şekilde nüfuz ettirilmeye çalışılır.

Ve daha sonra bu mantık, andıçlar, muhtıralar vs. şekillerde askerin siyasal sisteme daha fazla müdahale etmeye başlaması ile açığa çıkmaya başlar. Bir taraftan siyasal sistem zayıflatılır veya çeşitli sebeplerle zayıflayan sistem daha da zayıflatılmaya çalışılırken diğer taraftan siyasal erk bunların müsebbibi olarak gösterilip suçlanarak kısır döngü yaratılır.

Bu durumun panzehiri öncelikle muktedir iktidarı sağlayacak siyasal sistemin mevcudiyetidir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile bu sağlanmış durumda. İkinci olarak TSK’nın Türk toplumunun inanç ve değerler sisteminden kopmasına asla izin verilmemeli ve oluşan askeri elitin dış etkilere maruz kalması kesinlikle önlenmelidir.

Son olarak Silahlı Kuvvetler eğitim ve öğretimi milli eğitim sistemimizin bir parçası olmalı ve milli eğitim sistemimizle entegre şekilde yürütülmelidir.

Biraz da dış gelişmelere bakacak olursak ABD’de dün yaşanan olaylar aslında daha büyük olayların habercisi durumunda. 17 Aralık 2020 tarihli yazımda buna değinmiştim. Bu olayların kısa sürede küreselciler tarafından bastırılacağı ve normale dönüleceği zannediliyor. Hiç sanmıyorum. Çünkü ulusalcı kanadı temsil eden Donald Trump’ın başkanlığa gelmesi küreselcilerin bugüne kadar yürüttükleri politikaların bir sonucudur.

Ve başkanlarını öldüren, olayları medya üzerinden algı operasyonlarıyla kapatan eski Amerika yok artık. Daha ısınmış bir Amerika var. ABD’de Trump’la vücut bulan ulusalcılık hareketi siyasal bir akım olmanın ötesine geçmiş durumda. Ulusalcılar adeta ABD için milli bir kurtuluş mücadelesi verdiklerine inanıyorlar. Ve ne pahasına olursa olsun ABD’yi geri alacağız diyorlar.

Bu durum dün geceki kongrenin basılması olayıyla iyice açığa çıkmaya başladı. Sosyal hareketlerin temel motivasyonu siyasal çıkarların ötesinde yüce bir amacı gerçekleştirmek şeklinde tezahür ederse bu tür sosyal hareketlerin yaygın hale gelme ihtimalleri artar.

Şu an ABD’de yaşanan durum bu. Ancak bizi ilgilendiren yönüyle bu olaylar bu hızla devam ederse iki durum ortaya çıkabilir. Birincisi Biden yönetiminin muktedirliği sorgulanır hale gelebilir. İkincisi ise içerde siyasal olarak zayıflayan yeni ABD yönetiminin dışarıda yürütmek istediği politikalarında da zayıflamalar yaşanabilir.

Bu kapsamda Biden başta Ortadoğu, İran ve Çin olmak üzere dünyanın değişik alanlarında yürütmek istediği politikalarını yeniden gözden geçirmek zorunda kalabilir. Bekleyip göreceğiz.

Dr.D.Eray GÜÇLÜER

Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi

<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'Şayet Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın müs

'Bahçeli'nin Şuşa'da yaptırmak istediği okul kardeşliğin sembolü olacak'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları