• $7,4083
  • €9,0284
  • 441.522
  • 1542.45
09 Aralık 2020 Çarşamba

Türkiye'ye yönelik yeni tehdit paradigmaları

Dr. Eray Güçlüer
Dr. Eray Güçlüer
YAZARIN SAYFASI

Türkiye ikinci dünya savaşından sonra kurulan yeni dünya düzeni içerisinde öncelikle konvansiyonel tehditlere maruz kalmıştır. Özellikle Sovyet tehditlerine karşı Batı’nın yanında durmaya çalışmış, NATO’ya girmek için bedel ödemiş ama her duruş ve batıyla her bütünleşme çabası Türkiye için çok pahalıya mal olmuştur.

Milli sanayisini oluşturamamış, milli ekonomisi harap olmuş, ülkede başta milli eğitim, sağlık, adalet ve sosyal güvenlik olmak üzere çok yönlü kurumsal çöküşler yaşanmış ve hatta başta ABD olmak üzere Rusya dahil Avrupa’nın başat aktörleri tarafından kurumsal siyasi yapısı büyük ölçüde dizayn edilmiştir. Sonuçta ülkemiz çok büyük ölçüde dışarıya bağımlı olmuş, politik açıdan öyle aciz pozisyonlara sürüklenmiştir ki, demokrasi maskesi altında kendini bile yönetemeyenler tarafından kurulan azınlık hükümetleri ile yönetilme-me-k zorunda bırakılmıştır.

Başbakanı ve bakanları küresel güçlerin tetikçi cuntacıları tarafından asılmış, TBMM’nin üstünde vesayet kurumları ile ülkemiz dış güçler tarafından her zaman kontrol altına tutulmaya çalışılmıştır. Böyle kronik sosyopolitik ve ekopolitik çözülmelerin yaşandığı Türk toplumunda doğal olarak darbeler, muhtıralar, andıçlar birbirini izlemiş, demokrasiye balans ayarı vermek isteyen müptezeller bile türeyebilmiştir.

TERÖR ÖRGÜTÜ PKK VE FETÖ’NÜN HAİN PLANLARI

Tarlaya yıllarca zehirli tohumlar ekilmiş, ideolojik eksenli sağ-sol kavgaları, etnik ve mezhepsel çatışmalar ile ayrışan toplumumuz kendini tüketme sürecine girmiştir. İşte PKK ve FETÖ bunların sonucudur. Bunu iyi anlayalım ve asla unutmayalım.

Normal şartlarda insan aklı ve vicdanının alamayacağı kadar iğrenç, garip ve tuhaf fikri ve yapısal tutarsızlıklara sahip bu iki şeytani oluşumun bu topraklarda başka türlü yerleşmesi mümkün olamazdı. Dolayısıyla Türkiye’nin bugüne kadar atlattığı badirelerin temelinde aslında muktedir olamamış iktidarlar üreten kurumsal siyasi yapıların olduğunu söyleyebiliriz.

Bana göre Türkiye’nin bu asırda gerçekleştirebildiği en önemli başarısı Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiştir. Bir zamanlar bitirilemez denen PKK ve FETÖ nasıl bitirildi sorusunun cevabı da yine muktedir iktidardır. Her türlü siyasi riski göze alıp devletin bütün milli güç unsurlarını koordineli ve etkin bir şekilde kullanabilen muktedir iktidar sayesinde yurt içinde ve sınırlarımızın yakın civarındaki alanlarda PKK defterinin kapatılışına ve FETÖ ile mücadelenin kararlıkla sürdürülmesine şahit oluyoruz. Asıl sorulması gereken soru, bir zamanlar hükümetlerin de üzerinde devletin tüm güç ve kaynaklarını elinde tutanların neden PKK’yı o dönemlerde bitirmedikleridir.

GÜVENLİK POLİTİKALARININ ARTIRILMASI

Güvenlik açısından geleceğe bir projeksiyon tutacak olursak bundan sonraki süreçte öncelikle muktedir iktidara yönelik risk ve tehditlerin artabileceğini ön görmek mümkündür. İktidar sarsılır veya zayıflatılabilirse emperyalist güçlerin içerideki yerli uşakları ve tetikçi çevrelerince özgürlük, demokrasi, hukuk, insan hakları gibi hümanist evrensel değerler maske olarak kullanılarak PKK ve FETÖ’nün tekrar eski güçlerine dönmeleri hatta başka şer güçlerinin yaşaması için zemin oluşturulması mümkün hale gelebilir.

PKK ve FETÖ emperyalist dünyanın ortak paydalarıdır. Emperyalist sömürgeci ülkelerin kendi aralarındaki kıyasıya rekabet ve mücadele bu iki şer unsur söz konusu olduğunda tam bir uyum ve uzlaşıya döner. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde bu şeytani yapılar üzerinden ülkemize yönelik emperyalist dayatmaların daha da artacağını söyleyebiliriz. Dünyadaki her Kürdün PKK’lı, her Müslümanın da FETÖ’cü sayılması gerektiği şeklindeki algı operasyonlarına şahit olmamız son derece muhtemel görünüyor. Zaten başta ABD’deki yeni yönetimin ve AB ülkelerinin bu günlerdeki mesajlarında bunları görebilmemiz mümkün.

Ayrıca PKK ve FETÖ’cü hainlerin yurt dışındaki aparatlarının ülkemiz aleyhine oluşturmaya çalıştıkları diasporalara dikkat etmemiz lazım. Artık ne olursa olsun kendi içimizden kendimize düşman unsurlar çıkmamalı, artık bu ülkede ülkesine hain hiç kimse ürememelidir.

TERÖR ÖRGÜTÜ PKK’NIN BELİ KALICI ŞEKİLDE KIRILDI

Şu ana kadar PKK ile mücadelede çok önemli kazanımlar elde edilmiş ve yurt içinde PKK terör örgütünün beli kalıcı şekilde kırılmıştır. Ancak FETÖ’nün yok edilebilmesi için daha uzun soluklu ve sabırlı mücadele gerekmektedir.

FETÖ ile mücadelenin başarısını sabır ve kararlılık belirleyecektir. Özellikle FETÖ üzerinden birey-aile ve millet bağlarının ortadan kaldırıldığı ve bunların reddedildiği yeni bir İslam modeli ve felsefesi oluşturma girişimlerine karşı devlet ve millet olarak uyanık bulunmak zorundayız. Ayrıca bu iki şer unsurla birlikte başta aşırı sol örgütler olmak üzere diğer terör aparatlarının da özellikle suikast tarzı eylemlerle devreye sokulmaya çalışılabilecekleri her zaman hatırda tutulmalıdır.

Son olarak ülkemize yönelik algı operasyonlarının önlenmesi ve teknolojik alt yapımızın korunması için daha güçlü siber ordulara sahip olmamız son derece elzemdir. Yeni oluşmakta olan küresel düzende hür ve bağımsız yaşamak istiyorsak, iç ve dış tehditlere karşı güvenliğin siyaset üstü ve devlet meselesi olarak kabul edildiği, bunlar için top yekun kenetlenebildiğimiz ve çok ama çok çalışan bir ulus olmak zorundayız.

Zira bundan sonraki süreçte Suriye-Irak-İran ve Hazar merkezli Kafkasların daha da istikrarsızlaşabileceği düşünüldüğünde hepimizin büyük resmi görmeye ihtiyacı olacak.

Dr. D. Eray GÜÇLÜER

Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi

<p>Gelişen piyasalara para akımının devam ettiği sürece Türkiye'nin önde olacağını söyleyen  Ekonomi

Merkez Bankası'nın faiz kararı piyasalara nasıl yansıyacak?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kafese giren adam ayıya yem oldu

Bakanlar Gül ve Karaismailoğlu, Gaziray Projesi'nde incelemelerde bulundu