• $7,4641
  • €9,0579
  • 441.225
  • 1565.01
03 Aralık 2020 Perşembe

ABD'nin yeni dönem Avrasya politikaları hiç bitmeyecek sonuçlar üretebilir

Dr. Eray Güçlüer
Dr. Eray Güçlüer
YAZARIN SAYFASI

Trump sonrası Joe Biden’la birlikte özellikle Orta Doğu-Kafkasya hattında ABD’nin nasıl bir politika izleyeceği artık yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Kısaca derin Pentagon stratejisi de diyebileceğimiz yeni politikanın esasını aktif ve pasif her türlü çatışma araçları ve yöntemleri kullanılarak İran-Rusya-Çin ekseninde bir gedik açmak oluşturmaktadır. İran’ı güneyden çevreleyen Orta Doğu ve kuzeyden çevreleyen Hazar’ın doğusu büyük oranda dizayn edilmiş durumda.

Artık iş neredeyse bir kıvılcıma bakmakta. Bu kıvılcımın ayak seslerini duymaya başladık. Kasım Süleymani’nin öldürülmesiyle aslında İran’ın tepki kapasitesi test edildi. Müteakiben Muhsin Fahrizade suikastında ise İran’ın adeta istihbarat kapasitesi sınandı.

27 Kasım 2020 tarihinde Tahran yakınlarındaki Absederd ilçesinde gerçekleştirilen suikast aynı zamanda İran’ın istihbarat ve iç güvenlik zafiyetini de ortaya koyması bakımından son derece önemli. Ancak gelişmeler bunula da sınırlı değil Fahrizade suikastinden 3 gün sonra 30 Kasım tarihinde İran Devrim Muhafızlarından biri olan Müslim Şahdan Irak-Suriye sınır hattına yakın El-Kaim civarında kimliği belirsiz SİHA’ların saldırısı sonucu kendisi dışında üç kişiyle birlikte öldürüldü.

Görünen o ki bundan sonra da bu tür eylemler devam edecek. Ancak bu sürecin verdiği mesaj, psikolojik ve nükleer öğelerinin yok edilerek İran’a doğrudan konvansiyonel olmayan geniş kapsamlı asimetrik müdahale stratejisinin hayata geçirildiğidir.

Suriye ve Irak alanındaki silahlı Şii güçleriyle Tahran bağlantısının zayıflatılması veya tamamen kesilmesi, bu stratejideki önemli karar noktalarından biri olacak gibi görünüyor. Ayrıca her bir suikastın, eylemin ve olayın manivela etkisiyle harekete geçireceği İran’daki sosyo-politik fay hatlarının bu süreçlere nasıl eklemleneceğini göreceğiz.

Elbette İran’ın sınırlı karşı koyuşlarına da şahit olacağız ancak İran’ın kurumsal kapasitesinin iç ve dış sorunlarını çözmede artık oldukça yetersiz kaldığı söylenebilir. Kuzeyden ve güneyden çevrelenmiş İran, içeriden ve dışarıdan çok yönlü saldırılara maruz kalmaktadır.

ABD İRAN’IN ÇİN VE RUSYA İLE BAĞLANTISINI KOPARTMAYA ÇALIŞIYOR

Yeni dönem Orta Doğu’daki ABD politikasının en önemli ayağı İran’ın Çin’le ve Rusya’yla bağlantısını koparacak şekilde dizayn edilmesi olabilir. Bunun ilk örneği aslında 2018 yılında Paşinyan’ın Ermenistan’ın başına getirilmesiyle gerçekleştirildi. Tabi bir de henüz göremediklerimiz var ki onlar özellikle Hazar’ın doğusunda sıralarını bekliyorlar.

Burada bizi ilgilendiren bazı hususlara da değinmek isterim. Küresel güçler bir bölgeye yönelik strateji ve planlar geliştirdiklerinde sadece bir ülkeyi hedef almazlar. O bölgedeki diğer ülkeler de kadrajdadır. Dolayısıyla İran’la komşu olan Türkiye’nin de bu süreçten etkilenebilmesi söz konusudur. Ayrıca İran’a yönelik müdahalelerde Türkiye’nin İran’ın yanında yer almaması da küresel güçlerin düşündüğü diğer bir konudur.

Bu nedenle Türkiye’yi bu yönde dizayn edebilmek için önceden yatıkları gibi başta marjial terör örgütleri olmak üzere yurt içindeki olası proxileri harekete geçirme ve benzer taktikleri ülkemize karşı da kullanma eğilimleri söz konusu olabilir. Yeni başlayan bu kritik süreçte bunlara karşı dikkatli olunması önem arz etmektedir.

Orta Doğu ve Kafkaslarda ortaya çıkmakta olan jeopolitik denklemin diğer tarafında ise Rusya ve İran’ın Türkiye ile daha fazla iş birliğine yönelmeleri söz konusu olabilir. Zaten Libya ve Suriye’den sonra Karabağ’da da Türkiye’nin Rusya’yla iş birliği yapması bir anlamda buna işaret ediyor. Bu kapsamda yakın zamanda İran’dan Türkiye’yle iş birliğine yönelik politik adımlar beklemek yanlış olmayacaktır.

Bağdat ve Erbil yönetimlerinin Ekim ayında vardıkları mutabakat gereği Merkezi Irak Yönetimi tarafından iki polis tugayının Sincar’da konuşlandırılması ve bunun hemen ardından Erbil yönetiminin Kandil ile Sincar’ın bağlantısını kesecek şekilde Gara ve Çoban bölgelerine ağır teçhizatlı peşmerge konuşlandırması bölgedeki PKK varlığının sonlandırılması bakımından çok önemli adımlar.

ABD’NİN YENİ TERÖR TAKTİĞİ

Bu adımların atılmasında Türkiye’nin Pençe operasyonlarıyla Irak’ın kuzeyindeki PKK’nın yaşam alanlarını yok etmesi, hem Erbil hem de Bağdat yönetimlerine siyasal baskı uygulaması etkili oldu. Artık sadece Türkiye’de değil Irak’ın kuzeyinde Sincar’dan Kandil’e kadar olan alanda da terörist PKK yolun sonuna geldi. Ve bu sürece ABD’nin de en azından karşı çıkmayarak üstü kapalı destek verdiğini görüyoruz. Fakat ABD’nin Kuzey Irak alanında PKK’yı gözden çıkarmış olması Suriye PKK’sı olan PYD’yi de gözden çıkardığı anlamına gelmiyor.

İşte ABD’nin teröristlerle röveşatasında yeni taktiği bu. Irak’ın kuzeyindeki PKK varlığına karşın, Suriye’deki PYD’yi güçlendirmek hatta meşrulaştırmak. Böylece kurumsal bir silahlı gücü başta İran olmak üzere Orta Doğu operasyonlarında kara gücü olarak kullanmak. Bunları kahramanlaştırıp sentetik Kürdistan’ı kurmak. Yarın Kandildeki PKK’lılar PYD’ye katıldıklarını açıklarlarsa aklanmış mı olacaklar? Bu soruların cevapları yok, ancak Türkiye’nin tavrı ve kararlılığı ortada. Hangisi olursa olsun terörist teröristtir. Ve anlayacakları dilden konuşulur.

O yüzden önümüzdeki dönemde algı operasyonlarıyla muhtemelen şirin gösterilmeye çalışılabilecek bu yeni ABD taktiğine karşı dikkatli olmak, bilinçli olmak gerekmektedir. ABD’nin PKK/PYD’den vazgeçmesi söz konusu olmadığı gibi, PYD’den beklentileri ve teröristlere yükledikleri misyon da devam etmektedir. Bundan sonraki süreçte Kandil’den Sincar’a kadar Kuzey Irak’ın PKK’dan temizlendiği gelişmelere şahit olacağız.

Özellikle Kandil’in teröristlerden temizlenmesi sadece Türkiye için değil bütün Orta Doğu için önemli bir kazanç olacaktır. Bu dönemde İran’ın da bu gelişmelere karşı olumsuz tepki vermemesi Türkiye ile iş birliği açısından olumlu bir mesaj olarak da değerlendirilebilir.

Sonuç olarak hem bölgedeki ülkeler hem de ABD, Rusya ve AB gibi küresel güçlerle dengeye dayalı merkezi ilişkiler kuran Türkiye, Libya’dan Suriye ve Irak’a kadar, oradan Kafkaslara uzanan geniş bir coğrafyada yürüttüğü çok yönlü jeopolitik mücadelelerde durum üstünlüğünü elde etmiş görünüyor.

Bu siyasal iklim içerisinde yeni kritik gelişmelerin yaşanması ciddi risklerin ortaya çıkmasına neden olabileceği gibi, fırsatlar da sunacaktır.

İşte şu ana kadar sağlanan jeopolitik durum üstünlüğü olası fırsatların ülkemiz için avantajlara dönüştürülmesin sağlayabilir.

Bekleyip göreceğiz.

Dr.D.Eray GÜÇLÜER

Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi

<p>Popüler sosyal paylaşım sitesi Facebook da Türkiye'ye temsilci atamaya karar verdi. Açıklama, rek

Türkiye'de temsilcilik açmayan sosyal medya şirketlerini neler bekliyor?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Prof. Dr. Nur Vergin'in cenaze törenine katıldı

Mandaların eksi 10 derecede yemek arayışı