• $7,3711
  • €8,9338
  • 436.402
  • 1475.27
31 Aralık 2020 Perşembe

2020'nin Küresel Muhasebesi

Dr. Eray Güçlüer
Dr. Eray Güçlüer
YAZARIN SAYFASI

Ülkemiz 1978 yılında emperyalist güçlerin tetikçi aparatı PKK’nın fiilen sahaya sürülmesiyle başlayan ve sonraları pek çok terör örgütünün katılımıyla daha da şiddetlenen terörle mücadeleyi kazandığını 2020 yılında ilan etti. Son 42 yılda binlerce canımızı bizden alan, kaynaklarımızı sömüren ve yaklaşık bir trilyon dolardan fazla ekonomik kayba neden olan hain örgüte gereken ders verildi. Aslında sadece bu terör örgütüne değil asıl olarak bunların arkasındaki emperyalist küresel güçlere gereken ders ve cevaplar verildi.

Önümüzdeki yıl ülkemizin iç güvenliği açısından bir sıkıntı bulunmamaktadır. Dikkat edilirse artık terör kavramı günlük hayatımızdan ve düşünce dünyamızdan da yavaş yavaş uzaklaşmaya başladı. Artık insanlarımız kadına yönelik şiddeti eleştirmekte, hayvanlara yapılan kötü muamelelere karşı tavır almakta, uzaktan eğitim süreçlerinin geliştirilmesini konuşmakta.

Özellikle pandemi zincirinin kırılıp Kovid-19 musibeti defedildikten sonra daha fazla ekonomiyi, bilimi, sanatı, sporu konuşur olacağız. Ancak terörün Türkiye’de nasıl bitirildiği sorusunu da cevaplamak gerekir. Cevap üç kelime. “Muktedir Siyasi İrade”. Yıllardır Türkiye’de terörün bitmeyişinin asıl sebebi Muktedir İktidarların olmayışıdır.

MUKTEDİR SİYASİ İRADENİN GÜCÜ

Her şeyin anahtarı muktedir güce sahip kararlı siyasi iradedir. Bu sayede savuma teknolojileri üretilebilmiş, bu sayede terörle mücadelede uzmanlaşma sağlanabilmiş ve bu sayede her türlü iç ve dış baskıya, entrikaya, tehditlere boyun eğilmemiş ve dur denebilmiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra Türkiye’nin gerçekleştirdiği belki de en önemli başarı halkın iradesiyle, demokratik süreçler işletilerek Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçiş olmuştur.

Artık toplumsal enerjimizi terörle mücadele için harcamayacağımızdan dolayı 2021’de özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde çok daha hızlı bir kalkınma, ülke olarak toplumsal refahın daha da artacağı günleri göreceğiz.

Yakın sınır civarımızda Kandil Dağından Sincar Dağına, Sincar Dağından İdlib’e kadar yaklaşık 1500 km’lik bir hatta yaşam alanları geri dönülemeyecek şekilde yok edilmiş olan hain PKK’nın daha da alan ve güç kaybederek sınırlarımızdan uzaklaşacağını söyleyebilirim. Bu doğrultuda hem Irak’ın kuzeyinde hem de Suriye’de Türkiye’nin lehinde yeni denklemlerin oluşması son derece muhtemel.

Türkiye sahip olduğu jeopolitik avantajları dış politikada etkin şekilde kullanmakta olduğundan, milli çıkarlarını gerçekleştireceği jeopolitik hinterlantlarında oyun kurucu rolüne 2021 yılında da aktif şekilde devam edecektir. Bu bağlamda Afrika-Akdeniz-Orta Doğu-Kafkaslar-Karadeniz-Balkanlar- Ege ve diğer ilgi alanlarındaki bugüne kadarki kazanımlarını devam ettirecek, geri adım atmayacaktır. Bu nedenle kendi merkezi denge rolünü etkin şekilde yürüten Türkiye’nin doğu veya batı eksenine kayması değil, bu eksenlerin Türkiye’ye yaklaşmaları söz konusudur.

TÜRKİYE’NİN MİLLİ GÜCÜ VE JEOPOLİTİK AVANTAJLAR

Yeni ABD yönetiminin seçim öncesi özellikle iç kamuoyu ve diasporalara yönelik popülist söylemleri bir kenara bırakacağını, Türkiye ile daha dengeli ilişkiler kurmak isteyeceğini düşünüyorum. Aynı şekilde Avrupa Birliğinin de benzer tutumlar sergilemesi son derece muhtemel görünüyor. Zira doğu ve batı bloklarının arasında ticaret savaşlarıyla ortaya çıkan mücadelenin 2021 yılında daha da şiddetleneceği öngörülmektedir. Bu mücadele sürecinin bir hesaplaşmaya doğru dönmeye başlaması artık kaçınılmaz gibi görünüyor.

İşte tam da bu noktada Türkiye milli gücü ve jeopolitik avantajları nedeniyle her iki eksenin de vazgeçemeyeceği bir konumda. Bunun etkilerini önümüzdeki yıl göreceğiz. Bu etkilerin gücüne bağlı olarak İsrail ile enerji konusunda yeni ilişkiler kurulabilir. Özellikle Karabağ savaşındaki çok yönlü kayıpları nedeniyle diasporaların etkisinin azalması ve ABD’nin Ermenistan’ı yönlendirmesiyle Ermenistan’ın Türkiye’ye yönelik klasik dayatmacı politikalarında kısmi birtakım değişmeler de görülebilir. Artık Hazar’ın batısında Azerbaycan-Türkiye-Rusya arasında kurulan yeni dengede Türkiye merkezi bir rol üstlenmektedir.

Zengesur bölgesinden Nahcivan’la Karabağ arasında bir koridorun açılması bu süreci daha da hızlandırabilir. 2020 yılındaki yaşanan gelişmelere bağlı olarak Azerbaycan ve KKTC’nin 2021 yılında Türkiye’nin de desteğiyle daha da güçleneceklerine şahit olacağız. Bu durum Kafkaslarda ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin etkisini de arttıracaktır.

Pandemiyle mücadelede söylenenlerin aksine aşılama ve geliştirilecek ilaçlarla eski normale bu yaz başından itibaren büyük ölçüde dönüleceğini düşünüyorum. Ancak Kovid-19 salgınından bütün dünyanın çıkardığı en büyük ders bir felaket başa geldiğinde, yüz yüze gelmeden işleri yürütebilecek teknolojik alt yapıya sahip olmanın artık hayati önemde olduğudur.

Dolayısıyla tıpta özellikle enfeksiyon hastalıklarıyla mücadelede yeni ilaçların geliştirilmesi, yeni teknolojilerin üretilmesi süreçleri kesintisiz devam edecek gibi görünüyor. Bu nedenle ülkemizde geliştirilmekte olan aşının mutlaka başarıyla sonuçlandırılması, yerli ve milli aşıya sahip olunması, bu alanda teknoloji geliştirilmesine ara vermeden devam edilmesi son derece önemlidir.

Artık görüldüğü üzere savaşlar sadece silahlarla yapılmıyor. Yeni savaş araçlarına hazır olmamız gerekiyor.

2021 yılının başta ülkemize ve insanlarımıza olmak üzere bütün dünyaya sağlık, huzur, barış ve esenlikler getirmesini diliyorum.

D.Eray GÜÇLÜER

Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi

<h3>Başkan Erdoğan’dan CHP’ye erken seçim yanıtı</h3><p>“2023’E KADAR BEK

27 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları