• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
7 Kasım 2013 Perşembe

Tasarruflar artabilir mi?

Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşununyüzüncü yılı olan 2023 yılında bugün dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi olmak durumundan dünyanın onuncu büyük ekonomisi durumuna gelmek, kişi başına gelirini bugünlerdeki 10 bin dolar düzeyinden 25 bin dolar düzeyine çıkarmak ve son dönemdeki kabaca 150 milyar dolarlık ihracat düzeyinden 500 milyar dolar ihracat miktarına çıkmak gibi hedefler oluşturdu. 
Ancak Türkiye arzu ettiği yere gelmek için geçmişte yaptıklarından farklı şeyler yapmak zorunda. Geçmişte çalışan emek miktarını artırmış ve daha fazla sermayeyi yatırıma aktarmış ve büyümüştük. Ancak şimdi bazı sorunlarımız var. Birincisi ithal enerji sorununu çözmemiz gerek, yoksa cari denge açığından kurtulamayacağız. Ayrıca tasarruf oranımız da düşmüş bulunuyor. Yeniden tasarruf etmemiz gerek, çünkü başkasının tasarruflarını sıcak para olarak getirip kullanarak arzu edilen kalkınmayı başaramayız. Ama sadece enerji sorununu çözmek ve tasarrufları artırmak da yetmez. Ekonomi literatüründe teknoloji düzeyini artırmayan ve dolayısıyla verimliliği yükseltmeyenlerin orta gelir tuzağı benzeri kilitlenmeler yaşayabileceği kanısı yaygın. Bu konu da insanlara ve eğitime çok bağlı! 

CİDDİ İKTİSATTAN UZAKLAŞTIK

Ülkemizin Merkez Bankası bugün en gözde üniversitelerimizi de geride bırakarak uluslararası araştırma ve yayın açısından zirveye tırmanıyor. Ancak ülkemizde Merkez Bankası yayınlarını okuyan sayısı son derece sınırlı. Medya da “Enflasyon şampiyonu domates!” gibi saçma konuları her ay yayımlamaya devam ettikçe, vatandaş ciddi iktisat ile bile ilgilenmemeye başlıyor. 
Halbuki Merkez Bankası’nın en son yayımlanan enflasyon raporunu açıp bakanlar, ne kadar çok bilgi edinebileceklerini bir görebilseler farklı bir yere gelebilirdik. Geçen hafta Merkez Bankası enflasyon raporunun 45’inci sayfasındaki “İthalat fiyatları  ve döviz kurundan  enflasyona geçişlilik  ne düzeyde ve hızda olur?” konusundaki araştırmaların kısa bir özetini buraya aktarmıştım. Bugün gene ayni rapordan “Tasarruf oranımız ne kadar yılda ne boyutta artabilir?” konusunu işleyen 70’inci sayfadaki bir çalışmanın özetini aktaracağım. Araştırma 2013 yılında ve E.Ceritoğlu ve O.Eren tarafından gerçekleştirilmiş. Konusu da Türkiye’nin nüfusundaki ve sosyal yapısındaki değişiklikler hanehalkı tasarruflarını ne yönde etkiler konusu! Araştırmacılar nüfus yaşlandıkça ve eğitimli insan sayısı arttıkça, çalışma ve emeklilik yaşındaki insanların ve hanelerin sayıca  artışının tasarruf oranına ne kadar artış getirebileceğini TÜİK tarafından yayımlanan hanehalkı bütçe anketlerindeki verilerden ve bazı varsayımlar ekleyerek hesaplamışlar. Bu bağlamda eğitim konusundaki veriler ve işgücüne katılım trendleri de incelenmeye alınmış. 

ÜNİVERSİTELİ SAYISINA BAĞLI

Sonunda bulgular hanehalkının tasarruf oranlarının 2010 yılından 2025 yılına kadarki  dönemde 3.6 puan artacağını hesaplamışlar.  2010 yılından 2050 yılına kadar ise tasarrufların 7.61 puan artarak  başlangıçtaki yüzde 10 oranından yüzde 17.72 düzeyine kadar yükselebileceğini buluyorlar. 7.61 puanlık artışın 2.26 kadarı nüfus yapısındaki değişimden, 1.37 kadarı işgücüne katılım oranlarının yükselmesinden ve 3.81 kadarlık artış ise üniversite mezunlarının sayısının artışından kaynaklanacak deniyor. 
Araştırma çeşitli varsayımlara dayansa da, 88.600 kişilik bir gözleme dayanmakta. Sayılar ise tasarruf oranının önemli boyutta artabileceğini gösterdiğinden cesaret verici! Okumak isteyenler araştırmayı “TCMB Ekonomi Notu 13/24” koduyla Merkez Bankası internet sitesinden bulabilirler.   

<p>Markar Esayan'ın cesur bir insan olduğunu söyleyen Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah

'Markar Esayanlara bu toplumun her zaman ihtiyacı var'

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi