• $8,276
  • €9,9987
  • 482.804
  • 1427.73
23 Mart 2011 Çarşamba

Nükleer enerji

11 Mart 2011 Cuma günü Japonya'da meydana gelen 8,9 gücündeki deprem ve bunu izleyen tsunami dünyanın kaydettiği en büyük doğal felaketlerden bir tanesiydi. Ancak ardından ortaya çıkan nükleer reaktör kazası bütün gözleri önemli bir enerji kaynağı olan nükleer enerjiye çevirdi. Nükleer reaktörler ne kadar güvenliydi? Bu enerji kaynağının kullanımına devam edilmeli miydi? Nükleer enerji, çeşitli ülkelerin enerji açığının kapatılması için ne kadar gerekliydi? Bütün bu sorular ve daha onlarcası tartışmaya açıldı.

Biz de bugün dünyadaki nükleer enerji üretimiyle akla gelen birkaç konuda özet bilgi aktarma ihtiyacını duyduk.
Nükleer enerji, kontrollü nükleer reaksiyonlarla üretilir. Genelde yakıt olarak Uranyum 235 veya Plütonyum 239 kullanılır. Bu radyoaktif elementlerin parçalanmasıyla elde edilen enerji ile ısıtılan sudan elde edilen buhar, elektrik enerjisi üretiminde kullanılır. Nükleer birleşme (füzyon) ile çalışan reaktörler daha güvenli ve daha az nükleer atık üretmekle beraber teknik olarak daha karmaşıktır.
Dünyanın ilk elektrik üreten nükleer reaktörü 1954 yılında Sovyetler Birliği'nde faaliyete geçen, Obrinsk Nükleer Güç Reaktörü oldu.
2005 yılında nükleer güçle dünyada üretilen enerjinin %6,3'ü ve elektrik enerjisinin %15'i elde edilmekteydi. ABD, Fransa ve Japonya dünyada nükleer güçle üretilen elektriğin %56,5'una sahipti. 2007 yılında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) tarafından verilen bilgiye göre dünyada, 31 ülkede, 439 nükleer güç reaktörü vardı. Bundan sonra nükleer güçle üretilen elektrik enerjisi yüzdesi azalmaya başladı. 2009 yılı sonunda bu sayı 436'ya düştü. ABD'de kullanılan elektrik enerjisinin %19'u bugün nükleer yöntemle elde edilmekte. Dünyada, kullandığı elektrik enerjisinin en fazlasını nükleer güçle elde eden ülke olan Fransa'da bu oran nerede ise %80'e erişmiştir. (58 nükleer reaktör). Avrupa Birliği elektrik enerjisinin %30'unu bugün nükleer tekniği ile sağlamakta.

Nükleer enerji kullanımının en olumsuz yönü kesinlikle radyoaktif atıklar ve bu atıkların ne şekilde muhafaza edileceğidir. Nükleer yakıt çubuğunun yaklaşık % 5'i kullanıldıktan sonra çubuk artık enerli üretemez duruma gelir. Bugün nükleer araştırmaların önemli bir bölümü bu çubukların yeniden kazanılarak yakıt olarak kullanılabilmesi konusunda yapılmaktadır.

Klasik bir 1000 Mwe nükleer reaktör yılda yaklaşık 20 metreküp (yaklaşık 27 ton) atık üretmektedir. Her ne kadar, bu atıktan kaynaklanan radyoaktivite zamanla azalmaktaysa da, 40 yıl sonra geride kalan %0,1 radyoaktivite de yeterli derecede zararlıdır. ABD Çevre Koruma Ajansı'na (EPA) göre ancak 10.000 yıl sonra tehlike tümüyle bertaraf edilmiş olacaktır.

2007 yılına kadar ABD'de ortaya çıkan nükleer atık miktarı yaklaşık 50.000 ton dolaylarındaydı. Önce bu atığın Yucca Dağı bölgesine gömülmesi düşünüldüyse de, sonraları bu projeden vazgeçildi. Bugün bile ABD nükleer atıkları problem olmakta devam etmekte.

Nükleer güç tesislerinin ekonomisine de kısaca değinirsek, görürüz ki yatırım miktarı çok yüksek olan bu tesislerin sonradan kullanacakları yakıt maliyeti çok düşüktür. Yapılacak hesaplarda tesisin işletme masrafları ile atık yönetimi masrafları da dikkate alınması gereken unsurlardır. Ayrıca inşaat süresinin uzunluğu dolayısıyla, gelir teminine başlanması da gecikmektedir. İnşaat süresinde oluşacak gecikmeler sebebiyle finansman güçlükleri ile karşılaşma olasılığı maliyeti önemli derecede arttırabilir. Burada dikkat edilmesi gereken yapımdaki planlama sürelerine tümüyle uyulmasıdır. Modern tesislerin inşaat zamanı olarak 48 -60 ay öngörülmektedir. Bugün Fransa ve Finlandiya'da inşaat halinde olan dört reaktörden ikisi planlanan inşaat sürelerini aşmış durumdadır.
Nükleer tesislerin işletme masrafları her ne kadar kömür ile işletilen tesislerle aynı seviyede gibiyse de, yakıt masraflarının nükleer reaktörlerde düşük olmasına karşın, güvenlik ve bakım ücretleri kömür ile işletilen tesislerden daha yüksektir. Görüldüğü gibi yüksek yatırım maliyetlerinden sonra en önemli maliyet unsuru atık muhafazası ve güvenlik olmaktadır.

Son olarak üç büyük nükleer reaktör kazasına ve maliyetlerine de değinmek isteriz. İlk büyük kaza 1979 yılında ABD'de Three Mile Island'da olmuştur. Maliyeti 2.4 milyar dolardır.  İkinci büyük kaza 1986 yılında Sovyetler Birliğindeki Çernobil kazasıdır. Maliyeti 6.7 milyar dolar olarak hesaplanmıştır. Üçüncü büyük nükleer reaktör kazası olarak tarihe geçen günümüzde Japonya'da meydana gelen kazanın maliyeti henüz bilinmemekle beraber deprem ve tsunami nedeniyle maliyetin diğer iki kazadan çok daha pahalı olacağı kesindir.

<p>Milli Savunma Bakanlığı'ndan yapılan son dakika açıklamasına göre, Irak kuzeyindeki Pençe-Şimşek

2 PKK'lı terörist SİHA'larla etkisiz hale getirildi

Yusufeli Barajı gövde inşaatında sona gelindi

Kahramanmaraş'ta heyelan sonrası oluşan Turkuaz Göl, turizme kazandırılacak

Mudanya Yat Limanı deniz salyasıyla kaplandı