• $8,298
  • €10,1049
  • 489.899
  • 1444.87
22 Mart 2011 Salı

G-7 uyandı ve yen değerlenmesi durduruldu

Dünyamız, Avrupa'nın kamu maliyesi, Kuzey Afrika ve Ortadoğu'nun demokrasi devrimi gerçekleştirme sorunları ve şimdi de Japonya'nın deprem, tsunami ve nükleer felaket sorunlarıyla kötümser bir havaya girmişti. Bu arada Dr. Doom N. Roubini ve arkadaşı, en az onun kadar kötümser, I. Bremmer gene negatif yayın yapmaya başlamışlardı. Bu ikilinin felaketçi analizlerini 14 Mart tarihinde bu sütuna taşımıştım. Ne diyorlardı?
'G-7 1976 yılında ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya ve sonra eklenen Kanada'dan oluşmuştu. 1990'lı yıllar gelene kadar dünya ekonomisini koordineli şekilde ve kolektif çabalarla yöneten G-7 olgusu oldukça başarılı sayılabilirdi. 1997 yılında, değişen dünya gerçekleri sonrasında, Rusya da devreye sokularak G-8 düzenine geçildi. Ancak 2008 global krizi, Sovyet Bloğunun çöküşünden çok daha büyük bir deprem yaratınca, G-20 kavramı gelişen büyük ekonomileri de içeren bir işbirliği platformu gündeme geldi (Türkiye de G-20 içine girdi).

Ancak kriz yavaş yavaş geçmeye ve birçok ülke toparlanmaya başlayınca Çin ve diğer gelişen ülkelerin global krizde daha az tahribat gördükleri ve zengin sanayi ülkelerinden daha az zararla krizden çıkacakları ortaya çıktı. Brezilya, Hindistan, G. Kore ve Türkiye gibi ülkeler hızla büyümeye başlarken gelişmiş ülkelerin çok 'anemik' bir iyileşme sergiledikleri görüldü. Avrupa Euro Bölgesi'nin kendi iç mali sorunlarına döndü, Japonya, kendi birikmiş siyasi ve ekonomik sorunlarının altında ezildi, ABD ise uzun süre yüksek işsizlik yaşadı. Konumların farklılaştığı bu ortamda G-20 hiçbir önderlik ve koordinasyon sağlayamayacak bir hale geldi.  Sonunda G-20, adeta  G-2 yani ABD-Çin diyaloğuna geriledi. G-2 de bir türlü anlaşamayınca dünya 'G-0' adı verilebilecek bir yapıya gerilendi. G-0 döneminde her şey durdu. Bugünün dünyasında adeta 'şoför koltuğunda kimse yoktu!'

Yazılarımı okuyanlar iyi bilirler ki yukarıdaki tür kötümserliğe hiç teslim olmam. Peki bu hafta ne oldu?
Birincisi, geçtiğimiz günlerde Japonya'daki felaketler sonrası Japon şirket ve sigorta kurumlarının yurtdışındaki fonlarını tamirat ve ödeme için Japonya'ya geri taşıyacaklarını, bunun da yen talebi yaratacağını ve yeni değerlendireceğini düşünen piyasa ajanları ve spekülatörler, dolar satıp yen almaya başlayarak, yeni dolara karşı hızla değerlendirmeye başlamışlardı, spekülatif kar peşindeydiler. 17 Mart Perşembe günü sabahı yen, 10 Mart'taki 83 yen dolar başına değerinden, nerede ise 76 Yen dolar başına değerine yükselmişti. Bu gelişme hem global döviz piyasalarını karmakarışık eden, hem de borsaları deviren bir kaosa olanak sağladığından, G7 ülkeleri acilen bir karar almış ve hem Japon Merkez Bankası, hem de tüm G7 ülkeleri Merkez Bankaları yani FED, Avrupa Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası ortak harekete girişerek, 25 milyar dolarlık yen satıp dolar aldılar. Bu işlem ise 18 Mart Cuma günü yen ile dolar arasındaki kuru yeniden 81 yen dolar başına değerine geri itti.
Bu neden önemli? Tamamen bir ihracat ülkesi olan Japonya'nın deprem, tsunami ve nükleer bela dışında bir de değerlenen kur sonrası ekonomik felakete sürüklenmesinin önlenmesi gerekiyordu. Bu da ancak ortak hareketle olabilirdi. Sonunda çeşitli Merkez Bankacılar ve ekonomi sorumluları telefon, faks, internet, her türlü elektronik haberleşme aygıtı ile birbirlerine bağlandılar ve G-7 ülkeleri ortak kararıyla da döviz piyasasına müdahale edildi. Dünyanın direksiyonunda oturanlar demek ki vardı. Tabii ortak çıkar söz konusuydu. Ama ortak çıkar her zaman söz konusu değil mi?
Bu tür G-7 ortak finansal icraatı ve piyasalara kur müdahalesi,  en son bundan 10 yıl evvel gerçekleşmişti. Ekonomi tarihinde bu tür müdahalelerin bir süre daha devam ettirilmediği takdirde, etkisini pek uzun olmayan bir sürede kaybedeceği yazar. Spekülatörlere karşı uzun süreli kararlı olmak gerekiyor. Batı hep dalgalı kur ve piyasaya müdahale edilmemesini savunmuştu ama sonunda ortak çıkar için temel ilkeden vazgeçti.

Libya'ya yapılan son askeri müdahale de, askeri güç gönderenlere bakarsanız, kabaca bir G-7 icraatı sayılır. Ne de olsa en büyük ortak çıkar petrol! Yani G-7 ölü değil. Gerektiğinde şoför bulunacağından zaten hiçbir zaman şüphe olmamalı!

<p>Astrolog Özlem Recep, 'Kadro bekleyenler alanları ile ilgili olumlu olan süreçlerin içerisindeyiz

11 Mayıs Boğa Burcu Yeniayı'nın burçlara etkisi

Demir yoluyla taşınan bor, seramik ve mermer miktarı arttı

Bakan Karaismailoğlu, Trabzon'da inceleme ve ziyaretlerde bulundu

Osmaniye'de tarlada bulunan yaban kedisi yavruları bakıma alındı