• $7,4116
  • €9,0241
  • 440.185
  • 1532.28
02 Şubat 2011 Çarşamba

Davos'un durumu ve geleceği?

Davos adıyla tanıştığımda 12 yaşında bir çocuktum, babam da Almanya'da yaptığı doktoradan dönüyordu, 50 yaşına merdiven dayamıştı ve dönüşte ağabeyimle bana Davos marka bir kızak hediye almıştı. Bütün mahalle arkadaşlarımızın bakır tepsiler veya ezilmiş peynir tenekeleri veya tahta merdivenlerle kaydığı karlı buzlu mahalle yokuşunda, biz fiyakalı, direksiyonlu iki kişilik bir kızakla epey kıskançlık yaratmış ve adeta 'sınıf atlamış', adeta 'elit' olmuştuk! O çocukluk günlerimden beri Davos adı hep aklımda kalmıştır. İsviçre'de bir dağ kasabası olduğunu hep biliyordum ama hiç gitmedim. Elit olmayı sevmem, 'Davos kuşu' hiç olmadım! Kızak da zaten iki yıl sonra kırılmıştı!

Bu yılki Davos toplantıları hakkında Gideon Rachman çok ilginç bir değerlendirme yazmış. Özetini aşağıya alıyoruz.

'Davos toplantılarını organize eden K. Schwab'ın Dünya Ekonomik Forumu (WEF) 1971'de ilk faaliyetine başlamış ama 1990'lı yıllarda iyice popüler hale gelmişti. Soğuk Savaş sonrası dünyanın kapitalist ve komünist diye ayrılması sona erip globalleşme genel kabul görmeye başlayınca, diplomasi ve diplomat sınıfı önem kaybetmiş, dünyanın elitleri veya elit sayılmak isteyenleri, her yıl beş gün Davos'ta toplanmak ve 'daha iyi bir dünyayı' tartışmak geleneğini oluşturmuşlardı.  WEF önem kazandıkça da çok eleştiri gelmişti. 1997 yılında siyaset bilimci S. Huntington yeni yaratık 'Davos Man' kavramını gündeme getirmişti. Ona göre 'Davos Man' elitistti ve kendi finansal çıkarlarını kovalamaktaydı. Huntington'un eleştirisi, globalleşme taraftarı The Economist dergisinin 'In Praise of Davos Man' adlı bir savunma üretmesini de gündeme getirmişti. Bu arada 'anti globalizasyon' akımı da kuvvet kazanmaya başlamıştı. 1999 yılında Seattle DTÖ toplantılarında gerçekleştirilen protestolar birçok kurumun toplantılarını uzak ülkelere, örneğin Doha'ya taşımaya başlamışlardı.

Davos ve WEF ise farklı bir yaklaşıma girmişti, Globalleşmenin en büyük eleştirmenlerinden İrlandalı Bono gibilerine kucak açılmış ve 2006 yılından başlayarak, onun sosyal sorumluluk projelerine bile destek verilmiş ve Bono da daha önce eleştirdiği Davos'un süreklisi haline gelmişti.

Ancak Davos için büyük tehlike 2008 krizinde geldi. 'Davos Man' elitleri 2009 ve 2010 yıllarında, başta bankacılar ve krizi çıkartan 'hegemon' ülke ABD'nin siyasi temsilcileri olmak üzere, kriz varken ortalığa dökülmeyi 'politik olarak doğru bulmadıklarından' Davos'a pek katılmamışlardı. Avrupa'daki bütçe ve borç sorunu sonucu ülke iflasları da her şeyin üstüne tuz biber ekmişti. Davos Man artık bir 'kimlik krizi' yaşamaktaydı.
Davos'un geleceği ne olabilir?

Tabii kriz ve etkileri geçmeye başladığı anda, dünya ekonomisi güç kazandıkça da Davos Man yeniden güven kazanır ve ortalığa dökülür ve Davos yeniden globalleşmenin en güçlü forumu olarak gündeme oturabilir.

Veya Davos ciddi bir gerileme yaşamıştır ve bundan kurtulamaz ve 'Davos Man' kasabaya geri dönmez, hatta Avrupa'ya bile geri gelmez!

Veya 'Wimbledon senaryosu' adı verilen olgu gerçekleşir. İngiltere'nin Londra'sındaki ünlü Wimbledon tenis turnuvası, dünyada neredeyse hiçbir önemli İngiliz tenisçisi kalmamasına ve İngiliz tenisinin dünyada da bir önemi artık kalmamasına rağmen, devam etmekteyse, Davos da bir 'globalleşme festivali' olarak devam eder, Hintli ve Çinli iş insanları Davos'a gelirler ve orada Latin Amerika veya Ortadoğu'dan banka ve şirket temsilcileriyle görüşürler!

Dikkate edilirse bu yıl, yani 2011 yılının Davos'taki geleneksel 'cultural soiree' gecesi Hint hükümeti ve Hindistan sanayicileri tarafından finanse ediliyor. '
Birincisi, Davos tarihe karışsa bile globalleşme kalıcıdır.

İkincisi,  Davos tarihe karışsa bile, bazı Türkiye açısından önemli Davos olayları kayda geçti bile. 1988 yılında Türkiye ile Yunanistan arasında Davos toplantıları esnasında üzerinde anlaşılan  'Davos Deklarasyonu 'iki ülke arasında Kıbrıs kökenli olası bir savaşı engellemiş, 2009 yılında da İsrail ile Türkiye arasında gerilimi başlatan Tayyip Erdoğan -Shimon Peres 'One Minute ' krizi de Davos'ta gerçekleşmişti.  

Üçüncüsü, Davos bazı kişiler açısından da önemli fırsatlar yarattı. Örneğin felaket senaristi Roubini ABD'de ikinci dip yaratamasa da, bir saatlik konuşma için ücreti şimdi 150 bin dolara çıkmış bulunuyor.

<p>Amerika Birleşik Devletlerinde 46. Başkan Demokrat Lider Joe Biden oldu. </p><p>ABD'de yeni

ABD'de yeni dönem başladı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Gaziantep'te tır kazası! Yol trafiğe kapandı

İHA fabrikası Ankara'da üretime başladı