• $7,376
  • €8,9907
  • 441.609
  • 1551.57
19 Şubat 2011 Cumartesi

Çin işi Japon işi!

Geçtiğimiz pazartesi günü Japonya, ekonomisinin 2010 yılında, son üç ayda yıllığa çevrilmiş sayılarla yüzde 1.1 daraldığını ilan etti. Aynı dönemde Çin GSYİH'sı bir evvelki yıla göre yüzde 9.8 büyüdüğünden Çin toplam GSYİH büyüklüğü açısından dünyanın ikinci büyüğü oldu. Çin GSYİH'sı 5.88 trilyon dolar olurken, Japonya GSYİH'sı ise yüzde 7 daha küçük, yani 5.47 trilyon olarak gerçekleşti. Ancak Çin ve Japonya GSYİH sayılarının ikisi de toplansa, da ABD GSYİH'sinin oldukça altında kalıyor.
1978'den bu yana ekonomide müthiş zıplama yapan Çin, birçok bilim insanı tarafından ekonomi dışındaki birçok sosyal bilim dalında da çok yakından ve uzun zamandır incelenmekte. Örneğin 1940'lı yıllarda Bir İngiliz akademisyeni olan Joseph Needham, Çin'in bilim ve teknolojideki başarılarını kataloglamaya girişmiş, hedefi Çin'in neden Batı'dan geri kaldığını incelemekmiş. 40 yıl süren çalışma sonrasında bulmuş ki Çin bilim dallarında şu anda Batı'dan geri olmakla beraber, bin yıl kadar evvel Batı'dan çok ilerideymiş, ama gerilemiş. Needham sonunda Konfüçyüs ve Tao inançlarının Çin'de bilimsel patlama, büyük bilimsel devrim gerçekleşmesini engellediği kanısına varsa da bu açıklamasının da kısmi bir açıklama olduğunun farkında olduğundan ve dinlerin de değişime tabi olduğunu bildiğinden, eğer Çin'in bilime karşı davranışları değiştiyse bunun nedenlerinin de açıklanması gerektiğini ortaya koymuş. Needham konuyu bu açıklıkta ortaya koymuş ama kendisi cevabı bulamamış fakat tarihçilerin bu tür soruları göz ardı etmelerini de engellemiş olmuş. Aynı şekilde şimdi Batı neden üstün ve Çin neden zirveden düştü konusuna tarihsel bir açıklama getirilmesini gerektiği da anlaşılmış.
ABD'de yaşayan ünlü Duke Üniversitesi Profesörü ve Türk bilim insanı Timur Kuran'a göre bu tür sorular ve açıklama sorunları dünyanın bütün diğer coğrafi bölgeleri ve dinleri için de geçerli. Ortaçağda Ortadoğu optik, metalürji, matematik gibi önemli bilimsel alanlarda en öndeki bölgeymiş. O zaman Ortadoğu'nun büyük kentlerinde bulunan kütüphaneler ve pazarlar Avrupa'nın kütüphane ve pazarlarından çok daha organize ve büyükmüş. 500 yıl içinde Ortadoğu hem bilimde ve tıpta hem finans ve iş alanında, hem de okuryazarlık alanında geriye düşmüş.
Ekonomistler biliyorlar ki ekonomik başarıların arkasında yüzde seksen verimlilik artışı, teknolojik değişim, ARGE gibi faktörler yatmakta. Ama Çin'in bugün elde ettiği başarı çoklukla verimlilik artışından değil büyük çapta 1.3 milyarlık nüfusun mobilize edilmesinden kaynaklanıyor. Yani girdi artışından! Bu nüfus sayesinde Çin zengin fakat ortalama Çinli de çok fakir. Tabii ki Çin'deki ekonomik büyümede süreklilik birçok insanı aşırı yoksulluktan çıkardı. Ama bugünkü istatistiklere baktığınız zaman ortalama Çinli ortalama ABD vatandaşının onda biri bir gelirle yetinmek zorunda. Çünkü ABD nüfusu Çin'in nüfusunun dörtte biri kadar. Çin nüfusu Japonya nüfusunun 11 misli kadar ama Çin'in ortalama kişi başına geliri Japon kişi başına gelirinin ancak onda biri!
IMF bir klasifikasyon getirmiş. 33 ülke gelişmiş kategorisinde bulunuyor. Bu 33 ekonomi içinde sadece dört tanesi Singapur, G. Kore, Tayvan ve Hong Kong Avrupa dışından ve Birinci Dünya Savaşı'ndan önce çok fakir olan yerler. Bir tanesi İsrail ise Birinci Dünya Savaşı başladığında ortada yoktu. Arjantin ise Birinci Dünya Savaşı döneminde Kanada benzeri gelişmişlik düzeyinde iken, şimdi bu kategoriden çok geriye düşmüş bulunuyor. Ünlü Nobel'li iktisatçı Paul Samuelson hayatındaki en büyük ekonomik değerlendirme yanılgısının Arjantin'in dünyanın en büyük gelişme sergileyecek ekonomi olduğunu düşünmek ve bu düşünceyi yayınlamak olduğunu söyler. IMF yedi ülkeyiyse önemli gelişmiş ülkeler yani 'major' kategorisinde saymakta. Bunlar ABD, Kanada, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya ve Japonya. Bu ülkeler hem kişi başına gelirde hem de toplam GSYİH sayısında güçlüler. Bu ülkelerin hepsi de Birinci Dünya Savaşı başlarken güçlüler listesindeydiler. IMF Çin'i 'emerging and developing' yani gelişen ve kalkınan kategorisinde saymakta. Bu Çin zengin, Çinli fakir gözlemini aksettiriyor.
1900 öncesinde İngiltere ve Almanya, dünyanın en büyük ekonomileriydiler. 1900 sonrasında ise ABD öne geçti. 1900 öncesinin büyükleri Çin ve Hindistan gibi büyük kolonilerdeki hakimiyetlerini kaybederken güç de kaybettiler. Buna karşılık ABD göçle gelen nüfus, doğal kaynaklar ve sanayileşme sayesinde bir numaraya oturdu, global ekonomik güç merkezi de Avrupa'dan Amerika'ya göçtü. Şimdiyse Asya ülkelerindeki hızlı büyüme ve nüfus global ekonomik güç merkezinin yeniden Asya'ya doğru taşınması sonucunu getiriyor. Çin dünyanın en büyük dış ticaret ve dünyanın en büyük kredi veren ülkelerinden biri ve dünyanın en büyük emtia piyasalarından biri haline de geldi. Çin bu nedenle Afrika, Latin Amerika ve Orta Asya'da birçok projelerin finansmanına katılarak enerji (petrol, kömür) ve gıda tedarikinin sürekliliğini sağlamaya çalışıyor. Tabii ABD ve Avrupa'nın dünya çapında askeri operasyonları da aynı nedenden kaynaklanıyordu.

<p>Trump'ın ayrılışının ardından ABD'nin 46'ncı başkanı Joe  Biden ailesiyle birlikte yemin ederek r

Joe Biden, AB ile buzları eritir mi?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Beyaza bürünen Horma Kanyonu muhteşem manzaralar sunuyor

Yılanların yuttukları dev canlılar