• $7,3499
  • €8,9425
  • 437.1
  • 1536.11
18 Şubat 2011 Cuma

Pasta büyük dilimler küçük!

Çin 2010 yılı sonunda Japonya'yı geçerek dünyanın ikinci büyük ekonomisi haline geldi haberi, geçtiğimiz günlerde tüm dünyada medyasında yer aldı. Unutmayalım Çin zengin, Çinli ise çok fakir! GSYİH büyük, kişi başına gelirse çok küçük! Konuşulan pastanın büyüklüğü, dilimlerin değil.

Japonya 1967 yılında Batı Almanya'yı geçerek dünyanın ikinci büyük ekonomisi olmuştu. O günlerde Japonya'nın ABD'yi de 1980'li yıllarda geçeceği tahminleri yapılmıştı. Aynı günlerde 1966'da, Çin Başkan Mao tarafından başlatılan 'Kültür Devrimi' saçmasıyla siyasi ve ekonomik kaosa girmişti.

1976 yılında Mao ve Maoculuk bitti ve 'Kültür Devrimi' sona erdi. 1978 yılında Çin'in başındaki pragmatik lider Deng Xiaoping Mao'nun yaklaşımını reddederken, Komünist Parti ortamında ekonomik liberalizasyon hamlesini başlattı. Çin'in yeni pragmatik yaklaşımı Deng'in 'Bir kedinin siyah veya sarı renkli olması değil, fare yakalaması önemlidir!' sözleriyle ifade edilebilirdi.

Çin bundan birkaç yüzyıl evvel, toplam pasta açısından dünyanın en büyük ekonomisiyken sonradan gerilemişti. Çin, 1995'te Kanada'yı geçerek dünyanın 8. büyük ekonomisi haline gelirken dikkatleri çekmeye başladı. 1996'da Brezilya'yı, 2000'de İtalya'yı, 2005'te Fransa'yı, 2006'da İngiltere'yi ve 2007'de Almanya'yı geçerek 3. olmuştu. Şimdiyse ikinci!

Çin bugünkü hızıyla büyümeye devam ederse Washington'daki Peterson Institute adlı 'think tank' iktisatçısı Arvind Subramanian'ın analizlerine göre, Çin GSYİH büyüklüğü 2025 yılında ABD'yi de geçecek. Ama başka iktisatçılar daha tedbirli. Harvard Üniversitesi'nden ünlü Kenneth Rogoff 1967 yılında Batı Almanya'yı geçerek dünyadaki ikinci büyük ekonomi haline gelen Japonya'yı örnek vererek, 1990 yılında Japonya'nın gerilemeye başlamasını vurguluyor ve Çin'in de gerileme moduna girebileceğini söylüyor.

Ama aslında bu tartışma için Latin Amerika daha güzel bir örnek. Küçük bir Latin Orta Amerika ülkesi olan Kosta Rika'nın Başkanı Oscar Arias 1986-1990 ve 2006-2010 arasında iki defa başkanlık yapmış ve 1987 yılında Nobel Barış Ödülü'nü de almıştı.  Oscar Arias'ın yayınlanan analizlerine göre Kosta Rika bundan tam 62 yıl önce dünya tarihinde ilk defa ordusunu lağveden ve böylece sivillerin askerlik mecburiyetini de kaldıran ülke olmuştu. Bugün sürünen ve 2010 yılında eksi büyüyen büyük petrol ülkesi Venezüella ise tersi bir Latin örneği. Oscar Arias bazı sayılarla tüm Latin Amerika'yı örnek olarak vermekte. 1636 yılında, yani nerede ise dört yüzyıl evvel, ABD'de Harvard Üniversitesi kurulduğunda Latin Amerika ülkelerinde çoktan kurulmuş kaliteli üniversiteler mevcutmuş. 1820 yılında Latin Amerika'nın GSYİH büyüklüğü ABD'den yüzde 12.5 daha büyükmüş. Bugünse toplam Latin Amerika (nüfusu 560 milyon kişi ile ABD'den 250 milyon kişi daha fazla olmasına rağmen) ABD'nin sadece yüzde 29'u, toplam Latin Amerika GSYİH rakamına sahip.

Ama Latin Amerikalılar önceleri ekonomik gerilemeleri konusunda sürekli 'sömürgeci' İspanyollardan ve Portekizlilerden şikayet ediyorlardı, son dönemde ise ABD ve kapitalizmden şikayet etmekteler. Latin Amerika ülkeleri Güney Kore ve Singapur gibi ülkelerden 150 yıl evvel bağımsız olmuşlardı ve çok daha fazla kaynak sahibi olmalarına rağmen gerilemişler, ama hep 'başkalarından' şikayet etmeye devam etmişlerdi. Şikayet etmeyen ve çalışan Singapur ve Güney Kore ise kaynak eksikliğine rağmen kişi başı gelirlerini Latin Amerika ülkelerinin birkaç misline çıkarmayı başarmışlardı.

Oscar Arias'a göre gelecekte ne olacağını belirleyen çok önemli bir faktör kültür konusu. Latin Amerikalılar sürekli geçmişi gündeme getiriyor ve tarih konuşuyor. Oysa geçmişi unutup, kendilerini doğru analize mecburlar. Latin Amerikalılar dünyanın en güvensiz insanları. 'World Values Survey' adlı araştırmaya göre, 'İnsanların çoğuna itimat eder misiniz?' sorusuna Danimarka, Finlandiya, Norveç ve İsveç gibi ülkelerde yüzde nüfusun yüzde 55- 65 arasında bir bölümü 'evet' derken, 'evet' diyenlerin oranı Latin Amerika'da yüzde 16 ve Brezilya'da yüzde 3! Yani Latin Amerikalıların çoğu 'yaratıcı girişimci' değil 'eleştirel ve şüpheci ağlamacı müfettiş'!

Çin konusunda sorulması gereken birkaç temel soru var tabii. GSYİH toplamı, yani üretilen pastanın toplamı büyük. Ama kişi başına gelire, yani pastadan kişi başına düşen pasta dilimine bakıldığında ise Çin hala fakir bir ülke. Çünkü ekonominin büyüklüğü, nüfusun büyüklüğü ve ucuz emek nedeni ile gerçekleşmiş bulunuyor, yaygın prodüktivite artışı ile değil. Oysa biliyoruz ki uzun vadede prodüktivite yani verimlilik, teknoloji, ARGE, eğitim, beceri geliştirmek ülkelerin kaderini belirleyen en önemli teknik faktörler. Ve tabii yukarıda belirttiğimiz gibi, bu saydıklarımız da bir kültür faktörü.

<p>Sefirin Kızı'na transfer olan Tuba Büyüküstün neden bu kadar konuşuldu?</p><p>Rahatsızlığı sebebi

Haftanın Magazin Başlıkları

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Ağrı Dağı göçmen kuşlara ev sahipliği yapıyor

Diyarbakır'ın ''çılgın projesi''ndeki ilerleme üreticiyi sevindirdi