• $7,4226
  • €9,0199
  • 446.316
  • 1569.35
18 Aralık 2011 Pazar

Bütçeye alkış!

Yılın tamamlanmasına bir ay kala merkezi yönetim bütçesi verilerinden iyi haberler gelmeye devam ediyor. Kasım ayında merkezi yönetim bütçesi 2.1 milyar TL fazla verdi. Ekim ayı itibarıyla eksi 1.7 milyar TL düzeyinde olan 2011 yılı toplam merkezi yönetim bütçe açığı da kasım ayındaki fazla ile birlikte artıya geçerek 0.4 milyar TL'ye yükseldi. Geçen yılın aralık ayında gerçekleşen 16.1 milyar TL'lik açıkla birlikte on iki aylık toplamda da bütçe açığı 2008 sonundan bu yana en düşük seviyesine geriledi.
Hatırlanırsa küresel kriz döneminde on iki aylık bütçe açığı hızla yükselerek Kasım 2009'da 55 milyar TL seviyesine yükselmişti. Aradan geçen iki senede bütçede tahmin edilenden daha hızlı bir toparlanmayla bu açığın 40 milyarlık kısmı kapatıldı. Bazı kamu harcamaların yılın son ayına sarkması ya da muhasebeleştirme nedeniyle aralık ayında genelde yüksek açıklar gerçekleşir. Bu yıl da benzer bir gelişme olsa bile, 2011 yılı genelindeki bütçe açığı hedeflenen 33 milyar TL seviyesinin altında kalacak. Bu da aslında yürürlüğe sokulmadığı için eleştirilen Mali Kural'dan bile daha sıkı bir bütçe performansına işaret ediyor. On iki aylık toplam 15.7 milyar TL'lik açık tahmini olarak GSYH'nın yüzde 1.2'sine karşılık geliyor. Şayet Mali Kural en sıkı haliyle yürürlüğe girseydi 2011 yılı sonunda bütçe açığının yüzde 3 seviyesine düşürülmesi gerekiyordu. Aşağıdaki grafikte bütçe açığı ile bütçedeki diğer bazı kalemlerin GSYH oranı olarak izlediği seyir var.
Grafikte kırmızı çizgiyle gösterdiğimiz on iki aylık toplam bütçe açığının 2001 krizi sonrasındakine benzer bir performansla hızla aşağıya çekildiğini görüyoruz. Aynı zamanda faiz giderlerindeki istikrarlı düşüş de sürüyor. Kasım ayı itibarıyla yıllık faiz ödemeleri 43 milyar TL ile GSYH'nın yüzde 3.6'sına gerilemiş durumda. Bundan on sene önce bütçenin yaklaşık dörtte biri (yani yüzde 25'i) faiz ödemelerine gidiyordu. Bu nedenle yüzde 6.5 gibi yüksek faiz dışı fazla vermek zorunda kalınmıştı. Faiz giderlerinin bütçe üzerindeki yükü iyice azaldığından, Kasım ayı itibarıyla yüzde 2 civarında olan faiz dışı fazla verisi eskisi kadar önem taşımıyor.
Grafikte görünen ve vurgulanması gereken diğer bir olumlu gelişme de sosyal güvenlik açığında istikrarlı bir şekilde devam eden azalma. Uzun politik kavgalar sonrasında eksik bir şekilde devreye giren sosyal güvenlik reformunun da katkısı ile iki sene önce GSYH'nın yüzde 6'sı seviyesine yaklaşmış olan sosyal güvenlik sistemi açığı yüzde 4.2 seviyesine kadar gerilemiş. İlerleyen dönemde bu açığın azalması diğer bütçe kalemlerini biraz daha rahatlatacak.
Son olarak, bütçe verilerinin detayına baktığımızda, faiz harcamaları ve sosyal güvenlik sistemi finansmanındaki azalmaya ek olarak, bu yıl devreye giren vergi affının bütçe gelirlerine olumlu katkısı olmuş. Vergi gelirleri on bir aylık toplamda geçen yıla göre enflasyonla düzeltildikten sonra (yani reel olarak) yüzde 14.5 oranında artmış. Bu oran reel büyüme hızının çok üzerinde. Bu artışı da vergi barışı yoluyla bir defalığa mahsus tahsilatın etkisi olarak yorumlayabiliriz. Faiz dışı harcamalardaki artış ise reel olarak yüzde 4 seviyesinde kalmış. Bu oran da geçtiğimiz birkaç yıla göre daha düşük. Küresel krizin etkisini azaltmak amacıyla artan kamu harcamalarının reel bazda düşük oranlarda artması bütçedeki toparlanmaya katkı sağlıyor. Bütçedeki olumlu tablo AB ve ABD'de ciddi bütçe açığı ve kamu borcu problemlerin yaşandığı bir dönemde, Türkiye'nin 2001 krizinden beri istikrarlı bir şekilde ortaya koyduğu bütçe disiplininin alkış hak ettiğini kabul edelim.

<h3>Başkan Erdoğan: Görev değişiklikleri mutlaka olacak</h3><p>Başkan Erdoğan 2 ilde düzenlenen AK P

20 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'dan ayrıldı

Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi ve Kütüphanesi açılıyor